Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Ali Haydar Yıldız

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Ali Haydar Yıldız
Ali Haydar Yıldız-2.jpg
Doğum 1953
Ölüm 24 Ocak 1973
Vartinik Mezrası, Merkez, Dersim
Ölüm sebebi Çatışma
Milliyet Kürt
Rütbesi TİKKO Komutanı
Ali Haydar'ın çocukluk resmi.
Ali Haydar'ın çocukluk resmi.
Ali Haydar Yıldız -1.jpg
Ali Haydar Yıldız Munzur Dağı'nda
Ali Haydar Yıldız'ın annesi Güzel Ana ve Mehmet Dayı
Ali Haydar Yıldız-3.jpg

Ali Haydar Yıldız (d. 1953 ; ö. 24 Ocak 1973), aslen Dersim Mazgirtlidir. Doğum yeri Elazığ, Palu, Erturan köyüdür.[1] Yoksul bir Kürt ailesinin[2] çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. TKP/M-L ve TİKKO kurucularındandır. Aynı zamanda TİKKO'nun ilk komutanlarındandır.

Hayatı

Erken dönemler

İlkokulu Elazığ Hüsenik Köyü'nde okudu. Ortaokulda iken bir çok kitap okuyor ve okuduğu kitapları arkadaşlarına veriyordu.[3] 1968-1970 döneminde liseyi bitirdi ve İstanbul'a geldi. Kısa bir süre sonra 68 Kuşağı'nın içindeki kişilerle tanıştı ve onlara katıldı.

Siyasete girişi

1970'de bir suçlama sonucu polislerce göz altına alındı ve 48 saat işkence gördükten sonra 1 ay tutuklu kaldı.[4] Cezaevinden çıktıktan sonra İbrahim Kaypakkaya ile tanıştı ve onunla birlikte hareket etmeye başladı. 1972'de kurulan Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist ve Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu[not 1] içerisinde yer aldı ve TİKKO Doğu Anadolu Bölge Komitesi'nde komutan oldu.

Ölümü

24 Ocak 1973'de Dersim'in Merkez ilçesinin Kutuderesi mevkiinde bulunan Vartinik mezrasındaki sığındıkları kömde[5] gözcü olarak diktikleri arkadaşlarının uyuyakalması sonucu köme yapılan baskını fark edemezler.[6] Kaçarken askerlere kendi yaptıkları Çin Yapısı tipi bombadan atar, ama bomba 10-15 metre önlerine düşer.[7] Kaçarken bir kurşun isabet eder ve yere düşer. Aynı anda İbrahim Kaypakkaya'da boynundan saçma kurşunlarıyla vurulup yere düşer. Jandarmalar gelince ölü numarası yapar.[8] Üstünden Haydar Mecit yazılı bir kimlik çıkması üzerine Fehmi Altınbilek diğerlerinin peşine düşer. Askerler gittikten sonra Kaypakkaya kaçar. Zayıf düşmesi nedeniyle Yıldız'ı geride bırakır.[9] Çatışma sonunda geri dönen Fehmi Altınbilek herhangi bir şey yuttu mu diye kontrol etmek için ağzını kontrol etmelerini istedi. Bir er kasaturasıyla ağzını açar ve göğsüne bastırarak gırtlağına bakar.[10]Çatışmadan sonra cesedi bir jipin arkasına bağlanarak karların üzerinde sürüklenerek karakola kadar götürülüldü.[11] [12]Bu olaya tanık olan bazı köylüler Ali Haydar'ın vurulduğu sırada ölmediğini ve sürüklenirken hala yaşadığını bu sırada donarak öldüğünü söylemişlerdir.[13]

Ölümünün ardından TİKKO 29 Ocak 1973 yılında Pazartesi günü bir bildiri dağıttı. Aynı zamanda emekli tabip Faruk Giray'ın oğlu lise öğrencisi Engin Giray'da şüpheli hareketleri sebebiyle göz altına alındığında üzerinden bu bildiriden çıktı. Bildiri şöyledir:[14]

Halkımıza bildiririz!
Ocak ayı içinde, Diyarbakır Sıkıyönetim paşasının emriyle Tunceli halkı; polis, jandarma ve komando birliklerinin baskı ve tedhiş hareketleriyle karşılaştı. Faşistler önce Muhundu nahiyesini basarak on beşi aşkın köylüyü işkenceye çekerek içlerinden altı tanesini Dıyarbakır'a gönderdi. Hemen ardından polis harekete geçti. Şehir içinde öğrenci, öğretmen, köylü demeden geniş tutuklamalara girişti. Hayrettin İpek ve arkadaşları dünyanın en adi işkence usulleriyle komalık hale getirildi ve on beşe yakın yurtsever, Diyarbakır cellatlarına gönderildi. 14-20 Ocak arası Nazimiye'ye giden beş cemse dolusu komando aramaya girişti. Düzgün Dağı silsilelerinin bir kesimini tarayan faşistler, dağ eteklerindeki bazı köyleri bastılar. Bir yoksul köylünün (elbiselerini giyinmek için gece yarısı) kapıyı geç açması, faşistlerin sabrını taşırdı. Evin kapısı stenlerle tarandı. Kapının arkasındaki köylü öldürüldü. 4 yaşındaki kızının ise kurşunlardan iki gözü kör öldü.[not 2] Faşistler kapıyı kırarak içeri girdiler. Köylünün karısı korkusundan gece buzlu dağlara kaçtı.[not 3] Ellerini ve ayaklarını üşüttü ve sakat hale geldi. Aynı günlerde Karakoçan merkez ve köylerine baskınlar düzenlendi. Ondan fazla kişi tutuklandı. İbrahim Akyol, Zülfü Yıldız, Öğretmen Niyazi ve Dal mezrasından ismini bilmediğimiz bir köylü komaya sokuluncaya kadar dövülüp Diyarbakır'a gönderildi. Yine aynı günlerde Kutudere kahvesi basıldı. Kahve sahibi, faşist polis ekiplerince yol üstünde dövülerek korkunç bir hale getirildi ve köylü, akrabaları tarafından Elazığ Hastanesi'ne kaldırıldı.
24 Ocak şafak vakti hiç şüphesiz olayların en acısı oldu. Dersim halkı bir kara gün daha yaşadı. Binlerce kadın, kız kinle ağladı. 24 Ocak şafak vakti, Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu'nun Haydaran Dağları'ndaki kampı bir faşist müfrezesi tarafından basıldı. Çatışma sonucunda halkımız değerli bir evladını daha kaybetti. Aziz yoldaşımız Ali Haydar Yıldız şehit düştü. Dersim halkı, Ali Haydar'ı çok iyi tanır. Çünkü onların ekmeğini yemiş, döşeğinde yatmış, onların kurtuluşu için canını bu yola koymuştu! Halk Ali Haydarlar'ın kendisi için çarpıştığını çok iyi bilir ve onun için kinle ağlıyor. Faşistler Ali Haydar'ın cesedini Tunceli içinde cipin arkasına bağlayarak zafer havası içinde halka teşhir ettiler. Ali Haydar'ın kanı, Ali Haydar'ın cesedi on binlerce ihtilalci köylünün kinini biledi. Biz bunu çok iyi biliyoruz ve halkımıza beyan ederiz ki, Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu'nun mensupları faşizmin saldırılarına karşı tek savaşçısı kalıncaya kadar çarpışacaktır.
Gücünün elverdiği ölçüde, halka karşı işlenen cinayetlerin hesabını tek tek sormaya sonuna kadar çalışacaktır.
Aziz halkımız! İşçi-Köylü düşmanı faşist hükümete karşı birleşelim.
Hangi fikir ve teşkilattan olursa olsun, bütün yurtseverleri ve teşkilatları tek bir cephede çarpışmaya çağırıyoruz.
Yaşasın işçilerin köylülerin devrimci birliği.
Yaşasın Devrim!

—Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu

Katil Fehmi Altınbilek'in cezalandırılması

Ali Haydar Yıldız'ın katledilmesine sebep olan Fehmi Altınbilek'in Maoist Komünist Partisi'ne bağlı Halk Kurtuluş Ordusu'nun şehir yapılanması Partizan Halk Güçleri'nce cezalandırılması

?Fehmi Altınbilek, Kızıldere Katliamı,[15] Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu'nun ilk komutanlarından Ali Haydar Yıldız'ın katli, İbrahim Kaypakkaya'nın yakalanması, Zülfikar Uralçin'in katledilmesi[16] gibi birçok katliama ve cinayete parmak basmıştır. Yıllarca ölüm listelerinde yer alan[17]? Altınbilek devlet tarafından özellikle korunmuştur. 2015 yılında Maoist Komünist Partisi'nin şehirlerdeki askeri yapılanması Partizan Halk Güçleri gerçek adı değil de "Çetin Oğuz" adını kullanan[18] Altınbilek'in yerini ve kimliğini tespit ettikten sonra kendisini infaz etmiştir.

İnfaz eyleminden sonra MKP, 181 No'lu şu bildiriyi yayınlar:[19]

Devrim Önündeki Engelleri Ortadan Kaldırarak Yolunu Açar,
                         Zafere İlerler!
Çeşitli Millet ve Milliyetlerden Türkiye-Kuzey Kürdistan Proletaryası ve Emekçi Halklarına!

İbrahim Kaypakkaya yoldaşın katliyle belleğimizin hesap sayfasına kazınan ünlü işkenceci Fehmi Altınbilek, Partizan Halk Güçleri (PHG)'nin tarihi anlamla yüklü devrimci eylemiyle cezalandırıldı. Sosyalist Halk Savaşı perspektifiyle devrimimizin şehirlerdeki silahlı gücü olan Partizan Halk Güçleri'nin proleter adalet timsali hesap soran devrimci eylemini halklarımıza müjdeleyerek selamlıyoruz! Şan olsun Partimiz önderliğindeki Partizan Halk Güçlerine!

Değerli Halklarımız, Yoldaşlar;

Kurucu önderimiz İbrahim Kaypakkaya yoldaşın aylarca süren işkenceler sonunda 1973 18 Mayıs’ında katledilmesi başta olmak üzere, Ali Haydar Yıldız yoldaşımızın faşist baskında katledilmesinden doğrudan sorumlu olan, yine Kızıldere'de siper yoldaşlarımız Mahirlerin katledilmesine imza atan, JİTEM ve Kontrgerilla gibi kanlı ölüm mangalarında aktif görev yapan, işkence ve katliamlarla dolu geçmişiyle halk düşmanı olarak nam salan azılı faşist Albay Fehmi Altınbilek, işlediği suçlarının karşılığı olarak, Partimiz önderliğindeki Partizan Halk Güçleri militanları tarafından İstanbul/Beşiktaş'ta 6 Haziran 2015 günü hak ettiği gibi ölümle cezalandırıldı.

Gerçekleştirilen bu silahlı devrimci eylemde maalesef bir kaza da yaşandı. Hedefimiz olmadığı halde irademizden bağımsız olarak söz konusu unsurun yanındaki eşi de eylemde yaralanmış, sonradan ölmüştür. Eşinin inisiyatifimiz altındaki eylemde vurularak ölmesi bir kaza da olsa, bu ölümden sorumlu olduğumuzu kabul ediyor, devrimci yükümlülükle özür diliyoruz. Ancak yaşanan bu kaza, kaza olması itibarıyla devrimci eylemimizi gölgelemeye ve özünü boşaltmaya gerekçe edilemez.

Devrimci eylemimizle, Komünist önder Kaypakkaya yoldaş ve ilk TİKKO komutanı Ali Haydar Yıldız yoldaşın hunharca katledilmesinin hesabı bu katliamların mimarı olan işkenceci katil Fehmi Altınbilek şahsında olmak kaydıyla sorulmuş oldu. Kızıldere katliamının hesabı bu suçlu unsur nezdinde de olsa sorulmuş oldu. Aynı vesileyle halka, yoldaşlarımıza ve devrimcilere karşı işlenen suçların cezasız kalmayacağı Sosyalist Halk Savaşı çizgisinin radikal ve militan devrimci eylemiyle yeniden ispat edildi. Proletarya ve emekçi halklarımızın savunmasız olmadığı bir kez daha kanıtlandı. Bu anlamda Şehitlerimizin bizlere öğrettiği Komünist ve devrimci irade, eli kanlı işkencecilerden hesap sorarak yaşıyor, savaşıyor.

Devletin korumasında bugüne kadar katliamlar gerçekleştirerek gelen azılı faşist işkenceci Fehmi Altınbilek'i, "Çetin Oğuz" ismiyle kullandığı sahte kimlik de, devleti de daha fazla kurtaramadı, koruyamadı. Devletin koruma zırhıyla uzun yıllar saklanmasını başardı ama sonunda MKP önderliğindeki PHG'nin icrada temsil ettiği devrimci adalet tarafından kesilen cezadan kaçamadı, kurtulamadı. Hiçbir gerici kuvvetin proleter devrimci adaletin hükmünden kurtulamayacağı, devrimci eylemimizin kahredici darbelerinden sonsuza dek kaçamayacağı alenen ve bir kez daha gözler önüne serildi.

Proletarya ve emekçi halkların silahlı güçleri, sınıflar mücadelesinin şiddete dayalı doğası gereği karşı-devrimin tüm unsurlarına karşı proleter devrimci şiddeti asli görev olarak uyguladığı gibi, uygulamaya da devam edecek. Sosyalist Halk Savaşı niteliğindeki devrimci savaş böyle gelişip ilerleyecek. Devrim, karşı-devrimci şiddeti böyle yanıtlayarak ortadan kaldıracak.

İşkenceci katil emekli albay Fehmi Altınbilek'in MKP önderliğindeki Partizan Halk Güçleri militanları tarafından ölümle cezalandırılması proleter adaletin gecikmiş de olsa devrimci tecellisidir. Halka, devrimcilere ve yoldaşlarımıza karşı işlenen suçların hesabı er ya da geç ama mutlaka ve mutlaka bir gün sorulacak! Bu, stratejik savunuya dayanan bir doğru olduğu kadar, aktüel ve pratik bir doğrudur da. Devrimimizin silahlı kuvvetleri kapsamında silahlı faaliyet yürüten PHG mutlaka sorulacak olan bu hesabın güvencelerindendir.

Halklarımıza, halkımızın kurtuluş davası uğruna katledilen devrimcilere ve büyük özgürlük serüveninde katledilerek ölümsüzleşen yoldaşlarımıza karşı sorumluluklarımızı bir an bile unutmadan komünist mücadelemizin kopmaz bir parçası olarak başvurduğumuz devrimci eylemlerimizle hesap sormaya devam ediyoruz, edeceğiz.

Parti ve Devrim Şehitlerimizin Hesabını Sorduk, Soruyoruz, Soracağız!
Halkımız, Partimiz ve Yoldaşlarımızın Kanına Girmiş Hiç Bir Halk Düşmanı Cezasız Kalmayacaktır!
Yaşasın Partimiz Maoist Komünist Partisi ve Önderliğindeki
Partizan Halk Güçleri-Halk Kurtuluş Ordusu, Maoist Gençlik Birliği, Maoist Kadınlar Birliği!
Yaşasın Sosyalist Halk Savaşı!

Maoist Komünist Partisi
Merkez Komitesi-Siyasi Büro

Daha sonradan yayınladığı bir bilgilendirme bildirisiyle de istihbaratın alınma sürecini ve eylemin yapılışını anlatır. Bu bildiri şöyledir:[20]

Çeşitli Milliyetlerden Emekçi Halkımıza;'
Partimiz MKP’nin şehir askeri örgütlenmesi olan Partizan Halk Güçlerince halk düşmanı bir kontrgerilla şefi olan Fehmi Altınbilek cezalandırılmıştır. Söz konusu unsur uzun yıllardır partimizin hedefleri arasındaydı. Türk devleti katillerini korumakta itinalıdır. Varlığının devamını eli kanlı bu katillere borçludur çünkü. Fakat biz devrimcilerin hesap sorma bilinci onların bu hesaplarını her seferinde bozdu/bozacaktır. Bu katil sürüsünün korku delhizlerinde saklanarak nasıl rezil bir hayat sürdüklerini çok iyi biliyoruz. 2 yıla yakın bir süredir alt birimlerimize ilgili unsura ilişkin yanıltıcı istihbari bilgi gelmekteydi. “x semtinde Rizeli biri ile müdürü, x semtinde bir temizlik firmasının sahibi” vb. vb. bir anda çeşitli kanallardan gelişen bu veri akışını düşmanın muhtemel bir yem atma hamlesi olarak gören örgütümüz konu üzerinde ciddiyetle durmuş birimlerimize ulaşma peşinde olan istihbarat elemanı unsurlardan biri olan S.D. gözaltına alınmıştır. Yapılan sorgulamada ilgili unsur MİT personeli olmadığı sadece istihbari çalışmalarda kullanıldığı ve bunun karşılığında da para aldığı bilgisini vermiş kendisine zarar vermememiz karşılığında Altınbilek’in tüm bilgilerini bize getireceği pazarlığına girişmiştir. Hayatını kurtarmak için yalan söyleme olasılığına karşın gerekli önlemler alındıktan sonra bu unsura 2 gün süre verilerek denetimli bir şekilde serbest bırakılmıştır. Bu süre sonunda kontra şefinin yeni kimlik bilgileri, Bursa, Erzincan ve Çanakkale’deki akrabalarının adresleri, Ortaköy’deki otel, Caddebostan ve Ataşehir’deki gayrimenkul detayları, oğlunun restoranının adresi, gelinin çalıştığı plaza, torununun gittiği okul, ABD’de ki kızı vb vb pek çok bilgi dosya halinde sunuldu. Yapılan sağlamada bilgilerin doğru olduğu görüldü ve bir harekat planı çıkarıldı.

Fehmi Altınbilek derin devlet diye tabir edilen kontrgerilla örgütlenmesinin en tepesinde ki şeflerdendir. Kara Harp okulunu bitirdikten sonra Özel Harp Dairesinde faaliyete başlamış. ABD’de CİA tarafından kontrgerilla eğitimi almıştır. ABD yoğun geçiş gidişleri göz önüne alındığında muhtemelen CİA ile ilişkileri hali hazırda da devam etmekteydi. Yetmişli yıllarda yükselen halk muhalefetinin öncü gücü THKP-C, THKO, ve partimiz MKP önceli TKP (ML)’nin önder kadro ve savaşçılarının imha edilmesini örgütlemiş ve fiilen görev almıştır. Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Ali Haydar Yıldız başta olmak üzere pek çok devrimcinin katilidir. 90’lı yıllarda Veli Küçük ve Cem Ersever ile birlikte JİTEM’i kurmuş, binlerce devrimci ve yurtseverinin katledilmesini örgütlemiştir. Bu halk düşmanı katilin suçlarını yazmaya sayfalar yetmez. Bizim faşist devlet güçlerine bu eylem özgülünde ki mesajımız sadece şudur; AVA GİDEN AVLANIR.
PHG, Türkiye- Kuzey Kürdistan devrimci hareketine musallat olan Menşevik tarzın yadsınması üzerinden kendini inşa etmiştir. Örgütlü ve profesyonel devrimcilikten ısrarla kaçınan halkın haklı mücadelesini kendi düzen içi yaşamının hobi alanına çeviren kişiliğin eleştirisi PHG militanlığını yaratmıştır. Devrimle ilişkilenmesi salt “eleştirme” bağlamında olan beğenmezci “noterlerin” düşmanın usta ve herşeyi bilen, devrimcileri “çoluk çocuk” gören tasfiyeci yaklaşımın yadsınması ve mahkum edilmesi pratiğidir PHG. Kazanma ve iktidarlaşma iddiası olan her sınıfın kendi siyasi-askeri temsilcilerini yaratması bir zorunluluktur. Gezi gibi tarihsel önemde bir halk ayaklanmasında dahi yan yana gelip kolektif devrimci bir kurmay oluşturmayı başaramayan devrimci hareketin şapkasını önüne koyma zamanı çoktan gelmiştir. Yükselen devrimci durum TOMA’ların, gaz bombalarının, copun, panzerin zoru ile bastırılırken faşizmle mücadelenin yükü küçük generallerimizin Berkinlerin, Medenilerin omuzlarına yıkılamaz. Bedel ödeyenler bedel ödetme cüretini kuşanmadıkça her kavgada paylarına düşen sadece ölmek olur. PHG faşizme bedel ödetme iradesidir. Maoist “kendi gücünü koru, düşmanın gücünü imha et” ilkesinin pratiğidir. Bizler 3. Kongremizle ülkemiz ve dünya komünist hareketinin karşısına kapitalist ülkelerde Maoist Devrim kuramını ete kemiğe büründürme iddiası ile çıktık. Tarihsel kökleri derinlerde olan hareketimizin bu iddiası Kaypakkayacı direnme ve kazanma ruhundan ideolojik gıdasını almaktadır. Kazanır ya da kaybederiz bunu zaman gösterecektir. Fakat biliyoruz ki tarih ve halklarımız bu cüretimizi unutmayacaktır. Ve bu onlara bir nebze bile olsa faşizme karşı savaşma gücü verecekse bizler kendimizi kazanmış sayarız. Önder yoldaşımız Kaypakkaya yaşadığı dönemin en büyük put yıkıcısıydı. Kemalizm, Kürt ulusunun devlet kurma hakkı, işçi sınıfının siyasal temsilcisi bir Komünist Partisi yaratılması zorunluluğu vb pek çok konuda tabuları yıktı. Arkasında bıraktığı teorik miras devrimin anahtarıydı. Bizler böylesi bir mirasın sorumluluğunu gereğince taşıyamadık. Türkiye – Kuzey Kürdistanlı Maoistler olarak kaygılarımızı aşıp kendi içimizde dahi birlik olmayı başaramadık. Uzatılan birlik eli hep havada kaldı, zayıflığa yoruldu. Türkiye- Kuzey Kürdistan Devrimci hareketinin biricik komünisti İbo’yu putlaştırmayı, dogmalaştırmayı onu en çok savunmak sanan çizgilere mahkum kılındık. Devrim için bizler öldük, bizler savaştık. Yıllarca bir şey yapmadan devrimci geçinen ve bir akbaba gibi kenarda bekleyip sadece cenazelerimizi taşıyanlar ölülerimizi zırh edinip bize saldırdılar. Bir fikre en çok zarar verenler ona cepheden karşı çıkanlar değil, aksine içinde yer alıp onu yanlış uygulayanlardır.

Bizler diyalektik materyalizmi hayatı yorumlama ve değiştirmede yöntem edinmiş komünistleriz. Diyalektik bize ‘HERŞEY DEĞİŞİR’ der. Bu geçmişin inkarı değil onun üzerinde, ondan güç alarak daha yukarı sıçrama pratiğidir. Bu iddia bizi eskiye, çürüyene alternatif kılar. Kendi içinde demokrasiyi inşa edemeyenlerin, farklı fikirleri tartışma zeminini yaratamayanların demokratik bir devrim yapma iddiası hayaldir. Kongre, konferans, demokratik merkeziyetçilik, demokratik danışma mekanizmalarını rafa kaldırmış bir solun kendini yeniden üretmesi, hatalarından ders çıkarması mümkün değildir. Biz Maoistler her zeminde ısrarla “Yüz Çiçek Açsın, Yüz Fikir Karşılaşsın” diyeceğiz. Sistemi sistemin araçları ile değiştiremeyeceğimizi bilecek kadar uzun süredir siyaset sahnesindeyiz. Egemenler cephesinde ki yönetememe krizini derinleştirme noktasında parlamento da dahil tüm araçları kullanmada ilkesel bir aykırılık görmüyoruz. Bizler hiçbir mücadele aracını tümden ve kesinkes reddetmeyiz. Bu yelpaze intihar saldırılarından parlamento seçimlerine kadar uzanır. Kaypakkaya yoldaş bize “en gerici sendikalarda bile örgütlenmeliyiz” derken bir yönüyle buna dikkat çekiyordu. Burada önemli olan yoldaş Lenin’in de dediği gibi “Dün erkendi, yarın geç, bugün tam zamanı” noktasını yakalayabilmektir. Komünistler reformlar için verilen mücadeleye değil, bunu mücadelenin ana hattı haline getiren reformizme karşıdır. Emekçi sınıfların burjuvaziye attırdığı her geri adım onun soluk borularından birinin tıkanması demektir. Güne dair her meseleyi “devrimle çözeceğiz” yaklaşımı özünde siyasetsizlik ve iktidar perspektifi taşımamaktır. Sözüm ona keskin solcu, ultra ihtilalci bir avuç lafazana diyeceğimiz tek şey laf yaptığınız kadar işte yapın. Elinizi kolunuzu bağlamıyoruz ya?
Erdoğan diktatörlüğü 12 yıllık iktidarında halkın tüm kesimlerine yaşamı zehir etmiştir. Yanına aldığı bir avuç oligart ile Hitlerin ari ırkını “dindar nesil”e uyarlamıştır. 19 Aralık katliamı öncesi F tiplerinin halkın bütün kesimlerine yönelik stratejik bir saldırı olduğunu esas amacın yaşamın f tipleştirilmesi olduğuna ölüm oruçları ile dikkat çekmeye çalışmıştık. Bugün gelinen aşama da “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” bencilliği artık iflas etmiştir. Çünkü bu yılan halkın tüm kesimlerine, doğaya, ormanlara, akarsulara kadar elini uzatmıştır. İşçiler yüzer yüzer ölürken “bu işin fıtratı bu”, halk açız derken ” size fazla para vermek eziyettir” noktasına gelmiştir. Köylülük emperyalist projelerle üretemez hale getirilmiş, Suriye ve Irak’ta barbar çeteler finanse edilip silahlandırılarak yüz binlerce inanın ölümüne milyonlarcasının mültecileşmesine sebep olunmuştur. Erdoğan diktatörlüğü ve Siyasal İslam çağımızın Nazizmidir. Ve onunla mücadele artık insanlık onurunu korumanın gereği halini almıştır. DHKC’li siper yoldaşlarımız Bahtiyar Doğruyol ve Şafak Yayla’nın adalet için hesap soran eylemini bizler bu perspektifle yapılmış bir mücadele çağrısı olarak gördük. Ve and olsun ki bu çağrıya kızıl namlularımızla layık olmaktan asla geri durmayacağız. Devrimcilerin postunun o kadar ucuz olmadığını faşist diktatörlüğe göstereceğiz.

Neo- Osmanlıcı diktatörlüğün Ortadoğu ve Türkiye – Kuzey Kürdistan’a ilişkin planları Gezi Ayaklanması ile çatırdamaya başlamış, Kobané direnişi ile iflas etmiştir. Önümüzde ki dönem sosyalizm ve devrim arayışına girme dinamiklerini fazlasıyla taşır. Türkiye – Kuzey Kürdistan komünistleri olarak yeni dönemin şartlarına uygun devrimci kişiliği yaratmak zorundayız. Bu kişilik Cafer, Aydın, Cemal, Orhan, Aycan, Ökkeş… ve Arin Mirkanlarda kristalleşmiştir. Yaşamın her alanı iki sınıfın mücadele alanıdır. Hapishanelerde tecrit ve izolasyon işkencesi karşısında sosyalizm ve insanlık bayrağını dimdik taşıyan yoldaşlar bizlerin kutup yıldızıdır. Kırlarda faşizme karşı Sosyalist Halk Savaşını inşa eden HKO gerillaları umut sizlerin kızıl namlularınızdadır. Eril zihniyetin devrimci saflarda bile tutsak alınmaya çalıştığı kadınların sizlerin direngenliği bizim ideolojik pusulamızdır. Az bile olsak kararlı olalım yoldaşlar. Kaypakkayacı hareketin en güçlü damarı budur. Bu damardan beslendiğimiz sürece halka, devrime, partiye layık birer nefer oluruz. Tek başımıza bile olsak bizim olduğumuz her alanla devrim ve sosyalizm iddiası vardır / olmalıdır. Takvimsel etkinliklerle sınırlı, yasal çerçeveler içerisinde hapsolmuş, değiştirmeyen iktidarlaşmayan mesih- kurtarıcı bekleyen anlayışı mahkum edelim. Bizleri kurtaracak olan kendi kollarımızdır.
Şubat ayında örgütlülüğümüzün saldırısından kıl payı kurtulan bürokrat İlhami Yıldırım eylem sonrasında çeşitli kanallardan gönderdiği aracılarla “pişman olduğunu, AKP’li olmadığını, bir anlık heyecanla o tweetleri attığı” ve eylem sonrası polisin soruşturmada ne aşamada olduğuna ilişkin bilgileri tarafımıza iletmiştir. Bu konuda özür dilemesi gereken öncelikle ailelerimizdir. Kendisine halkımıza hakaret ettiği kanaldan (Twitter) özür dilemesi için 1 hafta süre veriyoruz. Gerçekten pişmanlığında samimiyse kendisine verdiğimiz bu şansı kullanır. Aksi durumda hedefimiz olmaktan kurtulamaz. Sevgilisinin ev adresinden gittiği nargile cafeye kadar apaçık ve ortadadır. Unutmasın ki her zaman kendini birinci kat merdivenlerinden aşağı atacak kadar şansı olmayacaktır.

Faşist diktatörlüğün saldırıları kitlelerin gücü ile boşa çıkarılabilir. Dur demek,hayır demekle başlar herşey. İtiraz etme hakkımızı kaybedersek özgürlüğü bırakın hayal gücümüzü bile kaybederiz. Kapitalizmin sarı sendikalarını, taşeronlarla ittifak içinde iş güvencesiz ve sefalet ücreti baronlarını, dayıbaşılarını hedef almamızdan daha doğal ne olabilir ki? Kapitalizm doğal yaşam ortamını yok ettiği canlıların zevk için avlanmasını bile pazarlayacak kadar cinnet hali içindeyken bizlerin buna ortak olan avcı ve acentaları yerle bir etmemizden daha meşru ne olabilir ki? Bilmek zamanı geçmiştir. Gün yeniyi inşa etme eskiyi yıkma günüdür. Adalet, demokrasi, eşitlik ve sosyalizm iddiası olan tüm kesimleri MKP önderliğindeki PHG ve HKO saflarına ve dayanışmaya davet ediyoruz.

Bizde Hesapları Namlular Sorar

Bu çelik Aldığı Suyu Unutmadı

Faşizme Geçit Yok

17’ler Yaşıyor Savaşıyor

Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Güç Yenemez

Yaşasın MKP-PHG-HKO

—Maoist Komünist Partisi
Partizan Halk Güçleri

Popüler kültürde

Edebiyatta

  • Behram, Nihat, Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit, Everest Yayınları, 16. Baskı
  • Feyizoğlu, Turhan, İbo: İbrahim Kaypakkaya, Ozan Yayıncılık
  • Feyizoğlu, Turhan, İbo: İhtilalin Fidanı, Alfa Basım Yayım
  • Cilasun, Emrah, Kırmızı Gül Buz İçinde (kitaplaştırılmış hali, Çözümleyen: Veli Aydın), El Yayınları 18 Mayıs Kitaplığı

Sinema-Belgesel

Müzik

  • Ozan Emekçi - Ali Haydar
  • Ozan Emekçi - İbrahim'le Ali Haydar
  • Partizan Müzik Topluluğu - Ali Haydar'ım
  • Raber Diler - Ali Haydar Ölmez
  • Grup Mektup - Ali Haydar Ölmez
  • Halit Bilgiç - Ali Haydar Ölmez
  • Grup Rengi İsyan - Ali Haydar Ölmez
  • Erken Yoksuli - Ali Haydar
  • Ali Ekber Eren - Ali Haydar
  • Mehmet Koç - Tunceliden Vartiniğe
  • Vartinik (Şiir) (Sanki gün mahşer günü/Toplanmış kayanın önüne devrimin neferleri/Yazıyor göğüslerinde İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu'nun erleri/Elleri havada, varıyor silahları/Bak bak parlıyor yaka numaraları/Ali 1/Haydar 2/ Yıldız 3/ Meral 4...)

Dipnotlar

  1. Türkiye Marksist Leninist Gençlik Birliği'de aynı dönemde kurulmuş ama üyeye sahip olmamıştır. Kaypakkaya bu oluşumu ileriye dönük bir yapılanma amaçlı kurdu.
  2. Burada bahsedilen köylü Süleyman Nakış ve Kızı Zozan'dır. Lakin istihbarat hatası nedeniyle yanlış bilgi verilmiştir. Zozan'ın iki gözü değil tek gözü kör olmuştur.
  3. Sonradan diğer köylüler tarafından bulunup kurtulmuştur (bkz: Oruçoğlu, Muzaffer, Tohum)

Kaynakça

  1. Behram, Nihat (Mayıs 2015 (16. baskı için)). Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit (16. bas.). Everest Yayınları. ss. 44. ISBN 975-289-194-2. 
  2. "Halkımızın Kızıl Gülü Ali Haydar". Partizan Sesi (9): 22. 
  3. Behram, Nihat (Mayıs 2015 (16. baskı için)). Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit (16. bas.). Everest Yayınları. ss. 44. ISBN 975-289-194-2. 
  4. Behram, Nihat (Mayıs 2015 (16. baskı için)). Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit (16. bas.). Everest Yayınları. ss. 45. ISBN 975-289-194-2. 
  5. Feyizoğlu, Turhan (Ekim 2011). İbo: İhtilalin Fidanı. Alfa Basım Dağıtım. ss. 291 ve 195. ISBN 978-605-106-394-2. 
  6. Oruçoğlu, Muzaffer (2008). Tohum (9. bas.). Babek Yayınları. ss. 442. ISBN 978-975-6999-26-1. 
  7. age. ss. 443. 
  8. Feyizoğlu, Turhan. İbo: İhtilalin Fidanı. ss. 292. 
  9. Oruçoğlu, Muzaffer. Tohum. ss. 444, 448. 
  10. Oruçoğlu, Muzaffer. Tohum. ss. 449. 
  11. Oruçoğlu, Muzaffer. Tohum. ss. 450, 451, 452. 
  12. Behram, Nihat (Mayıs 2015 (16. baskı için)). Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit (16. bas.). Everest Yayınları. ss. 46. ISBN 975-289-194-2. 
  13. Behram, Nihat (Mayıs 2015 (16. baskı için)). Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit (16. bas.). Everest Yayınları. ss. 46. ISBN 975-289-194-2. 
  14. Feyizoğlu, Turhan (Ekim 2011). İbo: İhtilalin Fidanı. Alfa Basım Dağıtım. ss. 282, 283, 284. ISBN 978-605-106-394-2. 
  15. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/294195/O_Albay_i_vurdular.html
  16. http://istanbul.indymedia.org/tr/comment/reply/112401
  17. http://www.ntv.com.tr/turkiye/emekli-albay-ve-esine-suikast,2aNTAIto7UafzAhc0fRndw?_ref=infinite
  18. http://www.milliyet.com.tr/motosikletli-saldirgan-2-kisiyi-gundem-2070489/
  19. http://halkingunlugu2.org/index.php/man%25C5%259Fet/1733-mkp-fehmi-alt%25C4%25B1nbilek%25E2%2580%2599in-cezaland%25C4%25B1r%25C4%25B1lmas%25C4%25B1-eylemini-%25C3%25BCstlendi.html
  20. http://jiyan.us/2015/06/11/mkp-fehmi-altinbilek-cezalandirma-eyleminin-detaylarini-acikladi/