Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Cumartesi anneleri

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Cumartesi Anneleri

Cumartesi Anneleri, bir grup kadının, gözaltında kaybolanların bulunması ve sorumluların ortaya çıkarılarak yargılanması talebiyle, cumartesi gününe denk gelen 27 Mayıs 1995'te, saat 12.00'de İstanbul'da, Galatasaray Lisesi'nin önünde oturmasıyla başlayan ve günümüze kadar devam eden oturma eylemidir. [1]

Tarihçe

20 Mart 1995'te eve dönmesi beklenen Hasan Ocak'tan 55 gün boyunca hiç haber alınamamıştır. Ardından geçen süreçte Hasan Ocak'ın işkence edilmiş bedeninin İstanbul'da bir ormanda bulunduğu ve kimsesizler mezarlığına gömüldüğü ortaya çıktı. Hasan Ocak ilk 'kayıp' değildi ama bu kez ortada çok sayıda tanık ve kanıt vardı. Kamuoyunun dikkatini konuya çekmek için bir araya gelen, her birinin bir yakını gözaltında kaybedilmiş 30 kadar insan, Galatasaray Meydanı'nda oturmaya karar vermiştir.

Eylem ilk ayını doldurmadan, polisin saldırısına uğradı. Baskı ve tehditler her hafta yinelenmiştir. Bununla birlikte onlarla birlikte hareket eden insan hakları savunucuları baskılara maruz kalmıştır.

Uluslararası insan haklan kuruluşlarının raporlarında özel bir yer bulan 'Türkiye'de gözaltında kaybolanlar' başlığı, iktidarların uluslararası görüşmelerinde de bir gündem maddesi haline gelmiştir.

15 Ağustos 1998’de başlayan polis saldırısı ve gözaltılar, 13 Mart 1999’a kadar sürmüştür. Toplam 1093 kişi gözaltına alınmıştır. Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları daha Galatasaray’a gitmeden yolda, hatta kafelerde dövülerek gözaltına alınmaya başlanmıştır. Baskıların sürmesi üzerine Cumartesi Anneleri/Cumartesi İnsanları, 200. haftadan itibaren oturma eylemine ara vermiştir. [2]

Fakat kayıp anneleri 1999'daki ağır devlet baskısı ve polisin saldırıları nedeniyle sona erdirdikleri cumartesi eylemlerine, 10 yıl sonra, 2009'da yeniden başlamışlardır. 31 Ocak 2009'dan beri, 1915'te kaybedilen Ermeni aydınları da kayıplarının arasına katarak, sessiz oturuşlarına devam etmektedirler.

Milliyet gazetesinin haberine göre 1990 - 2011 yılları arasındaki toplam faili meçhul cinayet sayısı 1.901'i bulmuştur. [3]

Ceyl'an Ertem 700. hafta için "Beni Bul Anne" parçasını seslendirmiştir.

490. hafta eylemleri

Cumartesi Anneleri, 18 Ağustos 2014 tarihinde 490. kez Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelmiştir. O haftanın ana başlığı olarak 10 yıldır kayıp olan Tolga Baykal Ceylan'ın akıbeti sorulmuştur.

24 yaşındaki İTÜ öğrencisi Tolga Baykal Ceylan, 7 Ağustos 2004'te İstanbul'daki evinden tatil amacıyla Kırklareli'nin İğneada İlçesine gitmek üzere yola çıkmıştır. Aynı gün annesini arayarak İğneada'ya ulaştığını söylemiştir. Annesi Kadriye Ceylan, 10 Ağustos'tan sonra bir daha oğlundan haber alamamıştır. [4]

700. Hafta

700. Haftada gerçekleşen polis saldırısında, Hrant Dink'in oğlu Arat Dink, Garo Paylan, Serpil Kemalbay, ve Hüda Kaya tarafından sıkıca sarılarak polise teslim edilmemiştir.

25 Ağustos 2018 Cumartesi günü, 700. kez bir araya gelmek isteyen Cumartesi Anneleri ve onlara destek verenler polisin engellemesiyle karşı karşıya kaldılar. İçişleri Bakanlığının talimatıyla, Beyoğlu Kaymakamlığı, Cumartesi Anneleri'nin Galatasaray Meydanı'ndaki 700. toplantısını yasakladı. Polis, meydana yürümek isteyenlere göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi ile müdahale etti, çok sayıda kişi gözaltına alındı.[5] Yapılan müdahalede kayıp yakınları yaralanırken birçokları da gözaltına alındı. Hrant Dink'in oğlu Arat Dink'in gözaltına alınmaya çalışılması sırasında HDP'li siyasetçiler Garo Paylan, Ahmet Şık, Serpil Kemalbay ve Hüda Kaya'nın Arat'ı polise teslim etmemek için verdikleri çaba 700. haftanın akıllara kazınan o anına sahne olmuştur.

Dönemin içişleri bakanı Süleyman Soylu, polis müdahalesinin sebebini aşağıdaki sözleri ile açıklamaya çalışmıştır.[6][7]

 :Yapılmak istenen çok açıktır. Annelik kavramı üzerinden bir mağduriyet oluşturup, hem teröre bir mağduriyet maskesi giydirmeye çalışıyorlar, hem de toplumu ayrıştırmaya çalışıyorlar. 700. gösterilerini yapmak istediler, izin vermedik çünkü bu istismarın ve kandırmacanın son bulmasını istedik. Anneliğin terör örgütünce istismar edilmesine, teröre kılıf yapılmasına göz mü yumsaydık?"
Solda 1997 yılında gerçekleşen bir Cumartesi Anneleri eyleminde Emine Ocak'ın gözaltına alınma anı, sağda 2018'de 700. Cumartesi Anneleri eyleminde Emine Ocak'ın gözaltına alınma anı.

1995 yılında gözaltına alınmasının ardından bir daha haber alınamayan Hasan Ocak'ın ardından başlayan Cumartesi Anneleri eylemlerinde ilk günden beri sembol bir isim olan Hasan Ocak'ın annesi Emine Ocak'ın 1997 yılındaki gözaltına alınışına benzer bir şekilde 2018 yılında da gözaltına alınması birçok kesimde, geçen yıllarda Türkiye'de hiçbir şeyin değişmediği hatta daha kötüye gidiş olduğuna dair algı yaratmıştır.[8]

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Bu 10 yılda birçok kayıp davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’yi suçlu bulmuş ve mahkûm etmiştir. Faillerin isimleri dava dosyalarında, AİHM kararlarında geçmiştir.

İtiraflar

Devlet bağlantılı Yıldırım Beğler, Abdulkadir Aygan, Tuncay Güney gibi isimler gözaltında kaybedilen insanların, işkencehanelere götürdüklerini, ardından kalorifer kazanlarında yakıldıklarını, asit kuyularına, çukurlara, derelere ve toplu mezarlara gömüldüklerini krokileriyle anlatıp itiraflarda bulunmuştur. [9] [10] [11]

Ödüller

2013 yılında beşincisi verilen Uluslararası Hrant Dink Ödülü Cumartesi Anneleri'ne verilmiştir. [12]

Kaynakça