Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Sacco ve Vanzetti

VikiSosyalizm sitesinden
(Nicola Sacco sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara
Sacco ve Vanzetti'

Nicola Sacco (22 Nisan 1891 – 23 Ağustos 1927) ve Bartolomeo Vanzetti (11 Haziran 1888 – 23 Ağustos 1927), düzmece olarak cinayet ve gasp olayı ile ilgili olarak suçlanan ve 7 yıllık mahkumiyet sonrasında idam edilen, ABD'ye göç etmiş iki İtalyan anarşist.

Sacco

Nicola (Ferdinando) Sacco ise 22 Nisan 1891'de Güney İtalya'daki Torremaggiore'de doğmuş, Nisan 1908'de kardeşiyle birlikte babasının şarapçılık yaptığı köyü terk etmiş ve ABD'ye göç etmiştir. Uzun süre bir ayakkabıcının yanında çıraklık yaptıktan sonra, iyi bir ayakkabıcı olmuştur. Karısı ve çocuğuyla İtalya'dan göçenlerin yaşadığı bir mahallede oturan Sacco'nun hayatı, göçmen anarşistlerle tanışmasının ardından tamamıyla değişmiştir. [1]

Vanzetti

Bartolomeo Vanzetti, 11 Haziran 1888'de Kuzey İtalya'daki Villafalletto'da doğmuş, önce pastacılık öğrenmek için babasının çiftliğini terk etmiş, ardından da 20 yaşında ABD'ye göç etmiştir. Boston yakınlarındaki Plymouth'a yerleşmeden önce çeşitli işlerde vasıfsız işçi olarak çalışmış, 1919'da bir balık satıcısının mallarını devralmasının ardından sokaklarda balık satmaya başlamıştır. İtalya'dan ABD'ye göçen anarşistlerden duyduğu Proudhon, Kropotkin ve Malatesta'dan çok etkilenen Vanzetti, hayatını anarşizm mücadelesine adamıştır. [1]

Tanıştıktan sonra yaşamları

Sacco ve Vanzetti, Boston'da düzenlenen Galleanist Anarşistler Toplantısı'nda tanıştı. Bu toplantıdan sonra Sacco ve Vanzetti, diğer göçmen anarşistlerle birlikte askere alınmamak için Meksika'ya gittiler. Eylül 1917'de Meksika'dan ayrılan Sacco ve Vanzetti anarşizm mücadelelerini ABD'de sürdürdüler. Her ikisi de grevlerde, savaş karşıtı mücadelede ve devlet karşıtı propagandada aktif olarak yer almaktaydı. O dönemde ABD'nin en etkili anarşist gazetesi olan ve İtalyanca yayınlanan Cronaca Sovversiva'da da yazmaktaydılar. 22 Şubat 1918'de Cronaca Sovversiva'nın bürosu basıldı ve büroda bulunan Sacco ve Vanzetti göçmen anarşistler olarak polis kayıtlarına geçtiler.

Askere alınmamak için Sacco ve Vanzetti'yle birlikte Meksika'ya gidenlerin arasında olan Carlo Valdinoci, 2 Haziran 1919'da Başsavcı Palmer'ın evinin önünde kendini havaya uçurdu. Bombalı saldırıyı Sacco ve Vanzetti'nin planladığına dair söylendiler yayıldı. Ve Kasım 1919'dan itibaren çıkarılan yeni yasalarla anarşistlere yönelik baskılar giderek artmaya başladı. [1]

Protesto gösterilerinden

Tutuklanmaları

Sacco ve Vanzetti, 15 Nisan 1920’de hiç alakalarının olmadığı bir soygun ve cinayetin zanlıları olarak Amerikan polisi tarafından tutuklandılar. Amerikan polisi, görgü tanıkları tarafından göçmen oldukları belirtilen suçluları ellerinden kaçırmış, ancak Sacco ve Vanzetti ile karşılaşmışlardı. [2]

Göçmen olmalarının yanında Sacco ve Vanzetti’nin üzerinden bir miting için hazırlanmış bildiriler çıkmıştı. Kuşkusuz ki adaletsizliğin ve suçun kol gezdiği Amerika’da polis için gerçek suçluları bulmak çok da önemli değildi. Ama iki militan işçiyi, sömürüye karşı mücadele eden iki göçmeni yakalamak çok önemliydi. O dakikadan sonra Sacco ve Vanzetti soygun ve cinayetin sorumluları ilan edildiler. [1]

Ve tam bir komplo olarak kurgulanmış yargısız infaz davası başladı. Vanzetti, ilk duruşmada başka bir soyguna karıştığı gerekçesiyle tutuklandı. Bir yıl sonra ise karar açıklandı: İkisi de idam cezasına çarptırılmışlardı. Başka bir cinayetten hapis yatan Celestino Madeiras’ın soygunu ve cinayetleri Joe Morelli çetesiyle birlikte işlediğini itiraf etmesi de kararı değiştirmedi. [2]

Sacco ve Vanzetti’nin infaz davası tam yedi yıl sürdü. Sacco ve Vanzetti’nin mücadelesi ise içeride de devam etti. Özellikle Vanzetti yazdığı mektuplarla ortadaki haksızlığı teşhir ediyor, kamuoyu oluşması için çabalıyordu. Bu çabalar boşa gitmedi ve dava tüm dünyada geniş yankı uyandırdı. Aralarında H.G.Wells, George Bernard Shaw, Romain Rolland, Katherine Ann Porter, Sinclair Lewis, Marie Curie, Albert Einstein’ın da bulunduğu yüz binlerce kişiden kararın durdurulması için imza toplandı. Boston’da, Sacco ve Vanzetti 23 Ağustos 1927 gecesi elektrikli sandalyeye başları dik otururken, 250 bin kişi Boston sokaklarını doldurmuştu ve binlerce insan dünyanın dört bir yanında sokaklardaydı. [3]

Gazete haberi
Sacco ve Vanzetti son yolculuğuna uğurlanıyor

İdamları

Sacco, elektrikli sandalyeye otururken bağlı olduğu ideolojiyi cellatlarının yüzüne haykırmıştır: “Yaşasın anarşi!”

Vanzetti ise elektrikli sandalyeye otururken bir kez daha suçsuzluğunu ortaya koydu: “Bugün bana yapılanlara dair bazı kişileri bağışlamak istiyorum.” [4]

Sacco ve Vanzetti 23 Ağustos 1927 gecesi hayata gözlerini yumdular.

Nazım Hikmet Sacco ve Vanzetti Şiiri

Önsöz

Yuvarlanıyor iri, sıcak damlalar
Bakır yanaklarımızdan
Yuvarlanıyor iri, sıcak damlalar
Kalbimizde!
Kalbimiz artık dar geliyor bize !
Kopararak
Kanlı sargıları
Yaramızdan!
Dişi bir kaplanız ki biz
Dişlerimizde taşıyoruz, altın başlı
Yavrularımızın ölüsünü ...
Kimin kızıl gönüllü sarı alnına
Sardık sevginin beyaz çiçekli örgüsünü!
Kan geliyor kainatın rengi bize!
Yuvarlanıyor iri, sıcak damlalar
Bakır yanaklarımızdan
Kalbimize!

Hikaye

Onların cebinde fırkamızın bileti yoktu
Onlar, kurtuluşun kapısına varmayı,
Ferdin cesur hamlelerinden uman
İki saf ve namuslu çocuktu!
Ne milyonların rehberiydi onlar,
Ne de inzibatlı bir devrim ordusunun askeri!
Devrimin sıra neferiydi onlar,
Devrimin namuslu neferi.
Yanıyordu kanlarında şavkı İtalya güneşlerinin
Koştular temiz esmer alınlarla hayatın sesine
Dövüştüler yanında dövüşen kardeşlerinin
Yeni dünyaya düştüler eski zulmün pençesine!
Yedi yıl ölümün karşısında gülerek durdular
Elektrikli iskemleye
Kadife bir koltukmuş gibi oturdular
Yürekleri dört bin volta yedi dakika dayandı
Yandı yürekleri
Yedi dakika yandı
Cani değildiler, kurban gittiler bir cinayete
Kurban gittiler dolarların emrindeki adalete!
Hayatlarında olmadılarsa da kitlelerin rehberi,
Ölümleriyle şaha kaldırdı kitleleri
Bu iki ihtilal neferi!

Kıssadan hisse

Burjuvazi,
Katletti içimizden ikisini
Bu iki ölü ölmeyen ölümsüzdür!
Burjuvazi,
Kavgaya davet etti bizi
Davetleri kabulümüzdür!
Biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini,
Biliriz öylece yaşamasını ölmesini
Hepimiz - Birimiz için,
Birimiz - Hepimiz için. [3]

Bartolomeo Vanzetti'nin ölüme mahkûm edildikten sonra mahkemede yaptığı konuşma

"Ben suçsuzum. Bu iki kolu tanıyan herkes, sokaklarda dolaşıp bir adamı öldürmeye ya da parasını almaya çalışmaya ihtiyacım olmadığını bilir. İki elimle yaşayabilirim ve çok da iyi yaşarım. Fakat bunun yanında, ellerimle diğer insanlar için çalışmadan bile yaşayabilirdim. Bağımsızca yaşamak ve dünyanın, ekmeğimizi yüzümüzden damlayan terle kazanmaktan daha üstün bir yaşam olduğuna inandığı şekilde yaşamak için elime birçok fırsat geçti.

Babam İtalya'da iyi koşullara sahip. İtalya'ya geri dönebilirdim ve babam beni her seferinde kollarını açarak karşılardı. Oraya cebimde metelik olmadan dönsem bile, babam bana çalışmam için olmasa da ticaret yapmam ya da sahip olduğu toprağa göz kulak olmam için bir mevki sağlardı. Bana bu manaya gelen çok sayıda mektup yazdı ve aynı şekilde iyi durumda olan başka bir akrabam da bu manaya gelen mektuplar yazdı.

Şimdi, sadece tüm bunları yapmadığım için, hayatımda hiç gerçek bir suç işlemediğim için -bazı günahlarım var, ama suçum yok-, hayatım boyunca yalnızca resmi kuralların ve ahlak kurallarının lanetlediği suçları ortadan kaldırmak için mücadele ettiğim için değil; ahlak kurallarının ve resmi kuralların onayladığı ve kutsadığı, insanın insan tarafından sömürülmesi ve baskı altına alınması suçunu da ortadan kaldırmak için mücadele ettiğim için suçsuzum.

İşte, hayatım boyunca gördüğüm en iyi adam, iyilik, erdem ve fedakarlık takdir edildiği sürece insanların kalplerinde giderek daha fazla yer edecek ve daha da büyüyecek bir adam. Eugene Victor Debs'ten bahsediyorum. Tavuk öldüren bir köpeğin bile Devlet'in bize karşı ürettiği kanıtlarla onu mahkum etmek için oluşturulan bir Amerikan jürisiyle karşı karşıya kalmayacağını dile getirmişti. Bu adam ne Plymouth'da benimleydi ne de suçun işlendiği gün Sacco'nun olduğu yerde. Onun iyi biri olduğunu ve iyiliğini başkalarının yararına kullandığını, suç işleyemeyeceğini ve hiç kimsenin de suç işleyemeyeceğine inandığını söylediğimizde bunun keyfi bir ifade olduğunu söyleyebilirsiniz.

Hem o, hem de sadece bu ülkede değil diğer ülkelerde de, tüm dünyada, anlayış sahibi olan herkes, zaman zaman davanın kayıtlarının belli bir kısmını sunduğumuz insanların hepsi bunu biliyor ve hala bize destek oluyor; Avrupa insanlarının şerefi, iyi yazarlar, Avrupa'nın büyük düşünürleri bizi savunuyor. Avrupalı bilim adamları, en iyi bilim adamları, en iyi devlet adamları bizi savunuyor.

Sadece bir avuç insandan, iki üç kişiden oluşan, dünyevi itibar ve maddi zenginlik için annelerini utandıran jürinin, tüm dünya bunun yanlış olduğunu söylerken ve ben bunun yanlış olduğunu bilirken, tüm dünyaya karşı haklı olması mümkün mü? Bunun doğru mu yanlış mı olduğunu bilebilecek birileri varsa, o da benim ve bu adam. Biliyorsunuz, yedi yıldır hapishanedeyiz. Bu yedi yıl boyunca çektiklerimizi anlatmaya kimsenin dili varmaz ve buna rağmen görüyorsunuz işte, karşınızda titremiyorum, doğrudan gözlerinizin içine bakıyorum, kızarmıyorum, renk değiştirmiyorum, utanmıyorum ya da korkmuyorum.

Niteliği tarihe karışan bir dönemde yargılandık. Kastettiğim, bizim ilkelerimizi savunan insanlara, yabancılara, aylaklara karşı bir öfke ve nefret histerisinin yaşandığı bir dönem ve bana öyle geliyor ki - hatta eminim ki, siz ve Mr. Katzmann jüri üyelerinin bize karşı öfkelerini ve önyargılarını çıkarlarınız için kullanmak, kışkırtmak için gücünüzün el verdiği her şeyi yaptınız.

Jüri bizden nefret ediyordu; çünkü biz savaşa karşıydık ve jüri, savaşa savaşın adil olmadığına inandığı, hiçbir ülkeden nefret etmediği, bir kozmopolit olduğu için karşı çıkan biriyle, savaşa yaşadığı ülkeyle savaşan diğer ülkeyi desteklediği için ve böylelikle de bir casus, bir düşman olduğu için karşı çıkan ve diğer ülkeye hizmet etmek için yaşadığı ülkeye karşı her türlü suçu işleyebilecek birisi arasında fark olduğunu bilmiyor. Biz böyle insanlar değiliz. Kimse bizim Alman casusu ya da herhangi bir şekilde casus olduğumuzu söyleyemez.

Savaşın yanlış olduğuna her zamankinden de çok inanıyoruz ve savaşa her zamankinden fazla karşıyız ve insanlığa "Bakın; insanlığın en güzel şeylerinin gömüldüğü bir mezardasınız. Ne için? Size söyledikleri, size vaat ettikleri her şey bir yalandı, bir illüzyondu, bir aldatmacaydı, sahtekârlıktı, bir suçtu. Size özgürlük vaat ettiler. Hani özgürlük? Size refah vaat ettiler? Hani refah?" diyebiliyorsam, darağacına gönderilmekten memnunum.

Hayatım boyunca hiç suç işlemedim - hiç hırsızlık yapmadım, kimseyi öldürmedim, kan dökmedim ve suça karşı oldum ve yasaların ve kilisenin meşrulaştırdığı ve kutsadığı suçları ortadan kaldırmak için savaştım ve hatta kendimi feda ettim.

İşte söyleyeceklerim: Bir köpeğin ya da dünyanın en bayağı ve talihsiz yaratığı yılanın, benim suçsuz olduğum şeyler yüzünden çekmek zorunda kaldıklarımı yaşamalarını istemem. Bir radikal olduğum için bana acı çektiriyorlar ve gerçekten de bir radikalim; İtalyan olduğum için acı çektirdiler ve gerçekten de bir İtalyan'ım; kendimden çok ailem ve sevdiklerim uğruna acı çektim; fakat haklı olduğumdan bu kadar eminken beni sadece bir kez öldürebilirsiniz, ama beni iki kere idam edebilecek olsaydınız ve hayata iki kere daha gelebilseydim, şimdiye kadar ne yaptıysam aynısını yapmak için yaşardım." [1]

Sacco ve Vanzetti adına düzenlenen eylem, 2013

Vanzetti'nin yargıçlara söyledikleri

Vanzetti'nin idamından kısa süre önce kendisiyle görüşen bir gazeteciye söylediklerinden bir pasaj gazetelerde "Vanzetti yargıçlara ne diyor" başlığıyla yayımlandı. Sonradan ABD'deki üniversitelerin birçoğunun ders kitaplarına geçen bu konuşmayı, 1957 yılında Can Yücel "Yargıçlara Son Sözüm" başlığıyla Türkçe'ye çevirdi ve konuşmanın son bölümünü şiirleştirdi: [1]

Bunlar gelmese başıma, siz çıkmasaydınız karşıma
ona buna dert anlatacağım diye köşe başlarında
harcar giderdim ömrümü,
silik, belirsiz, yenilmiş titretir giderdim kuyruğu.
Ama şimdi öyle mi ya!
Bizim başarımız bu ölüm, bizim zaferimiz bu.
Dünyada aklımıza gelmezdi böyle yararlı olacağımız,
insanlık için, adalet için, hürlük için
es kaza gördüğümüz bu hizmeti
bir kere değil, on kere yaşasak yapamazdık.
Dediklerimiz, hayatımız, çektiklerimiz hiç kalır bunun yanında
hiç kalır yanında idamımız -bir kunduracıyla bir işportacı parçasının idamı
Yaşayacağımız o son anı elimizden alamazsınız ya!
O bizim işte, o bizim zaferimiz. 

Kaynakça