Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Anarşizm

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Nuvola apps important yellow.svg.png
Dikkat! Bu maddenin özgün bilimsel teknikler kullanma yerine, belirli bir internet kaynağından, kopyala - yapıştır şeklinde alındığı gözlenmektedir.

Belki maddeyi kendi sözcüklerinizle tekrar yazmak istersiniz. Daha fazla bilgi için Nasıl yazı yazılır ve Bilimsel yazı kuralları sayfalarına göz atabilirsiniz.

Anarşizmin günümüzde kullanılan logosu

Anarşizm, toplumsal otoritenin, tahakkümün, erkin ve hiyerarşinin tüm biçimlerini bertaraf etmeyi savunan çeşitli politik felsefeleri ve toplumsal hareketleri tanımlayan sosyal bir terimdir. [1]

Temelde iki konu üzerinde duran anarşizm, toplumun yönetime ihtiyacı olmadığını ve hiç bir yönetimin gerçekten ve bireylerin rızası alınmadıkça meşru olamayacağını savunur. [2]

Kökenbilim

Anarşizm sözcüğü Antik Yunanca'da an "-sız, olumsuzluk eki" ve archos "yönetici" sözcüklerinden türetilmiştir, yöneticisiz, lidersiz anlamında kullanılmıştır.[3][4]

Anarşist akımlar

Anarşist dünya görüşü arasında hatrı sayılır bir çeşitlilik vardır. Şiddet, örgüt, özel mülkiyet, ekoloji, endüstrileşme gibi konular üzerine farklı görüşler bulunmaktadır.

Anarko-komünizm

Anarko komünistler kolektif üretim araçlarına sahip özyönetimli komünlerden oluşan ve siyasal organizasyon biçimi olarak doğrudan demokrasinin işlediği, diğer komünlerle federasyon ilişkisinin geçerli olduğu bir toplumun olabilecek en özgür toplumsal örgütleme biçimi olduğunu savunurlar.

Mutualizm

Mutualizmin önemli kavramları arasında; federasyon, karşılıklılık, özgür ortaklık, gönüllülüğe dayanan sözleşmeler, kredi ve para reformu bulunur. Birçok mutualistin görüşüne göre hükümet müdahalesinin olmadığı bir serbest piyasa emek değer teorisine göre kar, kira ve faizi kaldırarak, fiyatları emek maliyetlerine çeker ve şirketler için işçilerin rekabeti yerine; firmaların ücretleri arttırarak işçiler için rekabet ettiği bir düzen sağlanır.

Kolektivist Anarşizm

Kolektivist anarşizm özellikle Mikhail Bakunin ve Birinci Enternasyonal’in anti-otoriter kesimi ile ifade edilen anarşist akımdır. Ayrıca Johann Most da bu yaklaşımın üyelerindendir. Mutualistlerden farklı olarak kolektivist anarşistler üretim araçlarının her türlü özel mülkiyetine karşıdırlar ve mülkiyetin kolektifleştirilmesini savunurlar. Fakat kolektifleştirme, gelir paylaşımına kadar genişletilmemelidir, çünkü işçiler anarko-komünizmin "herkesin ihtiyacına göre" anlayışından farklı olarak çalışma zamanına göre ücretlendirileceklerdir.

Anarko-sendikalizm

20. yüzyılın başlarında, anarko sendikalizm, anarşizm içinde farklı bir düşünce akımı olarak yükselişe geçmiştir. Önceki anarşizm akımlarından farklı olarak emek hareketine odaklanan anarko sendikalizm, radikal sendikaları devrimci toplumsal değişimi sağlayacak güç olarak görür, kapitalizm ve devleti, işçilerin özyönetimine dayanan yeni bir toplumla alaşağı etmek temel amacıdır.

Yeşil Anarşizm

Hareketin temel sorunu endüstri öncesi toplumu hatta bazen tarım öncesi toplumu yeniden canlandırmaktır. İnsanları doğal yaşamdan yabancılaştıran teknoloji ve ilerleme düşüncesiyle ifade edilen endüstri toplumu, bu ekolün eleştirilerinde önemli yer tutar. Felsefesinde Ludditelerin politik eylemlerinin ve Jean-Jacques Rousseau’nun yazılarının etkileri görülür. Fakat bunlardan daha fazla, primitizm ortaya çıktığında, Frankfurt Okulu’nun Marksistleri Theodor Adorno ve Herbert Marcuse’ün düşünceleri ile Marshall Sahlins, Richard Lee, Lewis Mumford, Jean Baudrillard ve Gary Snyder gibi antropologların düşünceleri bu ekolün şekillenmesinde önemli yer tutmuşlardır.

Bireyci Anarşizm

Farklı geleneklerden oluşan bireyci anarşizm bireysel bilincin ve bireysel çıkarın herhangi bir kollektif organ ya da kamu otoritesi tarafından engellenmemesi gerektiğine inanır. Bireyci anarşizm, sosyalist, kollektivist, komünalist akımların ortak mülkiyet düşüncesine karşı mülkiyetin bireylerin elinde bulunmasına olumlu yaklaşır. Bazı önemli temsilcileri: Henry David Thoreau, Josiah Warren ve Murray Rothbard’dır.

Anarko-kapitalizm

Anarko-kapitalizm, özel mülkiyet hakkına, iktidar müdahalesinin reddine ve temel toplumsal etkileşim mekanizması olarak rekabete dayalı serbest piyasanın savunusuna dayanmaktadır. [5] [6]

Marksizm ve Anarşizm

Marksistler ve anarşistler en son ünlü Lahey Kongresi'nde bir araya gelmiş ve o tarihten sonra yıldızları barışmamıştır. Bu kongrede Marx ve Bakunin karşılıklı tartışmıştır. Bakunin'in Marx'ın fikirlerini otoriter olarak değerlendirmesiyle başlayan gruplar arasındaki tartışmanın sonunda anarşistler dışlanmış ve kongreden kovulmuşlardır. Bu anarşist ve sosyalist grupların birlikte yer aldığı son kongre olmuştur.

Marksist yazarlar genelde anarşizmi küçük burjuva ideolojisine katmalarına karşın, anarşizm taraftarları bunu reddetmektedir.

Engels'in ünlü Otorite Üzerine adlı makalesinde, her türlü otoriteyi reddeden Bakunincilerin görüşlerini sert bir dille eleştirmiş ve proleter devrimin devlet karşısındaki tutumu sorununa ilişkin anarşistlerle temel ayrılıklarını konu almıştır. Bu eserinde Engels, devleti yaratmış olan toplumsal ilişkileri kaldırmadan "devleti kaldırmak"tan sözeden anarşist düşüncenin bilim dışı ve karşı devrimci ilan etmiştir. Ayrıca anarşist dogmacılığı ve sekterliği de acımasızca eleştirmektedir. Söz konusu eserinde Engels bu durumu şu şekilde açıklamaktadır; [7]

 :"Anti-otoriterciler niçin siyasal otoriteye, devlete karşı çıkmakla yetinmiyorlar? Siyasal devletin, ve onunla birlikte siyasal otoritenin de önümüzdeki toplumsal devrimin sonucu olarak yokolacağı, yani kamu işlevlerinin siyasal riiteliklerini yitirecekleri ve toplumun gerçek çıkarlarını gözetmek olan basit yönetsel işlevler haline gelecekleri düşüncesini bütün sosyalistler paylaşmaktadırlar. Ama anti-otoriterciler, otoriter siyasal devletin, bir çırpıda, hatta onu yaratmış bulunan toplumsal koşullar yokolmazdan önce, ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Bunlar, toplumsal devrimin ilk işinin otoritenin ortadan kaldırılması olmasını istiyorlar. Bu baylar hiç bir devrim görmüşler midir? Devrim, elbette ki, en otoriter olan şeydir; bu, nüfusun bir bölümünün kendi iradesini, nüfusun öteki bölümüne tüfeklerle, süngülerle ve toplarla —akla gelebilecek bütün otoriter araçlarla— dayattığı bir eylemdir; ve eğer muzaffer olan taraf yok yere yenik düşmek istemiyorsa, bu egemenliğini, silahlarının gericiler üzerinde yarattığı terör ile sürdürmelidir. Paris Komünü, silahlı halkın otoritesini burjuvaziye karşı kullanmamış olsaydı, bir gün olsun dayanabilir miydi? Tersine, Paris Komününü bundan yeterince serbest bir biçimde yararlanmamış olmakla suçlamamız gerekmiyor mu? O halde, şu iki şeyden birisi: anti-otoriterciler ya neden sözettiklerini bilmiyorlar, ki bu durumda kafa karışıklığından başka bir şey yaratmış olmuyorlar; ya da bunu biliyorlar, ki bu durumda da proletaryanın hareketine ihanet ediyorlar. Her iki durumda da gericiliğe hizmet etmiş oluyorlar."

Lenin ise anarşizm ile ilgili şu görüşlere yer vermiştir; [8]

 :"Anarşizm, burjuvazinin egemenliğinden proletaryanın egemenliğine geçiş sırasında devletin ve devlet iktidarının zorunluluğunu reddeder. Ben, tersine, her türlü yanlış anlamaya meydan vermeyecek bir açıklıkla, bu dönemde, devletin zorunluluğunu savunuyorum, ama Marx'la ve Paris Komünü deneyimiyle de uyuşarak alelade bir burjuva parlamenter devletin değil, ama sürekli ordusu olmayan, halk düşmanı bir polisi bulunmayan halkın üzerinde yeralan bürokrasisi olmayan bir devletin gereğini savunuyorum."
 :"Marksizm, anarşizmden, genel olarak devrimci dönem ve özel olarak da kapitalizmden sosyalizme geçiş dönemi boyunca devletin ve bir devlet iktidarının zorunluluğunu kabul etmesi ile ayrılır."

Bununla birlikte Stalin de Anarşizm mi? Sosyalizm mi? adlı eserinde anarşizm hakkında şu görüşlere yere vermektedir; [9]

 :"Küçük topluluk sosyalizminin savunucuları olan anarşistlerin, gerçek sosyalistler olmadığını kanıtlamaya çalışacağız. Ayrıca, proletarya diktatörlüğünü reddettikleri sürece, anarşistlerin gerçek devrimciler de olmadıklarını kanıtlamaya çalışacağız."

Büyük Sovyet Ansiklopedisi'ne göre anarşizm; proleter bilimsel sosyalizme düşman, küçük burjuva nitelikli bir toplumsal-siyasal akımdır. Yine aynı kaynağa göre anarşizm; emekçi kitlelerin sömürüye karşı protestosunun gelişmesinde olumlu bir rol oynasa da zamanla işçi hareketinin gelişmesiyle birlikte proletaryanın burjuvaziye karşı yürüttüğü sınıf savaşımına engel olmaya başlamıştır.[10]

Anarşizmin sosyalizme olan düşmanca bakış açısını, Pierre-Joseph Proudhon'un “Système des contradictions économiques” adlı yapıtında görebiliriz: [11]

 :"Malların topluma ait olması, devletin baştacı edilmesi ve polisin övülmesinden başka bir şey demek olmaz. Komünizm, liberal ekonomi politiğin bütün çelişkilerinin yeniden doğmasına sebep olur… İnsanlar, bir sarhoş gibi bu iki uçurum arasında dolaşıp dururlar. Bir tarafta mülkiyet, diğer tarafta mülkün topluma ait olması ve devletçilik. Mesele, insanın başını döndüren, ileri adım atmasını engelleyen bu dağ geçeceğidir… Sermaye ve iktidar -toplumun emrinde olması gereken organlar- sosyalizmin taptığı tanrılardır. Sermaye ve iktidar olmasaydı, sosyalizm bunları icat ederdi. Sermaye ve iktidara olan düşkünlüğü sonucu sosyalizm, şikayet etmekte olduğu şeyi tamamen yanlış anlamıştır. Mülkiyet kamulaştırılarak toplumsallaştırılamaz. Kuduz hastalığını tedavi etmenin yolu herkesi ısırmak değildir."

Ayrıca Bakınız

Kaynakça