Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Antikomünizm

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Antikomünist bir sembol
Çizgi romanlara yansıyan ABD kaynaklı bir propaganda afişi

Antikomünizm ya da komünizm karşıtlığı, kapitalist görüşlere karşı olan ve aksinin gerçekleşebileceğini öneren komünizm düşüncesine karşı olarak komünist sistem ve görüşlerin yayılımını engelleme çalışmalarıdır.

Başlangıç

Bir Kızıl Tehlike afişi: "Kızıl Tehlike Gerçek, bütün şüpheli Komünist aktiviteleri bize bildirin!"
"Mavi ve Beyazı asla Kızıl yapmayacağız"

Komünist fikirlere karşıtlığın başlangıcı marksizmin yeni yeşerdiği yıllarında görülse de, somut olarak SSCB'nin kuruluş yıllarına dayanmaktadır (1917-1922). I. Dünya Savaşı'ndan çıkmış savaş yorgunu ve eski sistemlere kin kusan çeşitli halklar, yeni bir sistem arayışı içerisine girmişlerdir. Bu tarihlerde sosyalizm fikirleri işçilerde ve halklarda heyecan uyandırmaya başlamış ve bir kurtuluş yolu görülmüştür. Fakat karşıt olduğu burjuvazi, bu fikre baştan beri cephe almış ve yeryüzünden silmeye çalışmıştır. İlk antikomünizm propagandaları da bu yıllarda ortaya çıkmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri

Ana madde: Kızıl Tehlike

Bu yıllarda ABD'de ortaya çıkan Kızıl Tehlike propagandası 1917 yılında gerçekleştirilen Ekim Devrimi’nin ardından sosyalizmin politik etkinliğinin artmasına karşı başlatıldı. ABD'de komünizm korkusunu tetikleyen asıl olay ise 1919 yılında yaşanan grevlerdi. Boston Polisi, yüzbinlerce metal ve kömür madencisi grevlere çıktı. ABD tarafından bunun örgütleyicisi komünistler olarak görüldü. 1920 yılında başlatılan "komünist avı" ile beraber 6,000 civarında politik aktivist, ABD’nin Kızıl Tehlike adını verdiği anti-komünist propagandasına dayanılarak hapse atıldı. Ardından 1920-1930 yıllarında ABD’de “Kızıl Tehlike” adı verilen ve anti-komünist propagandaların yapıldığı bir kültür inşa edildi. [1]

Ardından peşpeşe iktidara gelen Adolf Hitler, Benito Mussolini, Francisco Franco gibi milliyetçi ve baskıcı isimler de antikomünist bir politika izlemişlerdir.

Bununla birlikte kilise, zengin toprak sahipleri, şirketler ve eski düzeni isteyen tüm kesimler bu propagandayı desteklemişler, hatta birer parçası olmuşlardır.

Nazi Almanyası

Ana madde: Nazi Almanyası

Aşırı muhafazakâr, milliyetçi ve antikomünist olan William Hearst, 1934’te Nazi Almanyası'na gitti ve Hitler tarafından bir misafir ve arkadaş olarak karşılandı. Seyahatinden sonra, Hearst’ün gazeteleri daha da gericileştiler, sosyalizme, özellikle de Sovyetler Birliği ve Stalin’e karşı her gün daha fazla makale yayınlamaya başladılar. Hearst, Hitler’in sağ kolu Hermann Göring’in bir dizi makalesini yayınlayarak Nazi propagandasına doğrudan katılmayı da denedi. Bununla birlikte, çok sayıda okuyucunun protestosu sonucu bu makalelerin yayınını durdurmak ve piyasadan çekmek zorunda bıraktı.

Hitler’i ziyaret ettikten sonra, Hearst’ün sansasyonel basını Sovyetler Birliği’nde gerçekleşen korkunç olaylar hakkında “ifşaatlarla” dolmaya başladı: cinayetler, soykırım, kölelik, yöneticilerin sefahati ve halkın sefaleti, tüm bunlar büyük puntolarla manşetten veriliyordu. Malzeme de Nazi politik polisi Gestapo tarafından sağlanıyordu. Gazetelerin ilk sayfasında sık sık Sovyetler Birliği hakkında karikatürler ve sahte fotoğraflar yer alıyordu, elinde bir bıçak olan haydut Stalin karikatürü gibi. Bu makaleler o yıllarda her gün ABD’de 40 milyon kişi, dünyada da daha milyonlarca kişi tarafından okunmaktaydı.

Hearst’ün Sovyetler Birliği'ne karşı ilk basın kampanyalarından biri Ukrayna’da sözde açlıktan ölen milyonlarca insan hakkındaydı. Bu kampanya 18 Şubat 1935’te, Chicago American gazetesinin ‘Sovyetler Birliğinde 6 milyon insan açlıktan öldü’ manşetiyle başladı. Nazi Almanyası’nın sağladığı malzemeyle, basın baronu ve nazi sempatizanı William Hearst, Bolşevikler tarafından yaratılan ve Ukrayna’da birkaç milyon kişinin ölümüne yol açan sözde soykırım hakkında hikâyeler üretmeye başladı. Gerçek ise oldukça farklıydı. Sovyetler Birliği’nde olan, 1930'lu yılların başında, topraksız köylülerin zengin toprak sahibi kulaklara karşı ayaklandığı, kollektifleştirme ve kolhozların kurulması için savaştıkları benzeri görülmemiş bir sınıf savaşıydı. [2]

II. Dünya Savaşı Sonrası

II. Dünya Savaşı sonrası oluşan Soğuk Savaş ortamında Amerika Birleşik Devletleri komünizmi kendisine düşman akım olarak belirlemiş NATO'yu kurarak komünizm düşüncesine savaş açmıştır. Türkiye de 18 Şubat 1952'den beri NATO'ya üye bir devlettir.

Türkiye'de antikomünizm

Türkiye'deki bir antikomünist propaganda posteri

Türkiye'de gerek milliyetçi kesim, gerek muhafazakar kesim (Komünizmle Mücadele Derneği gibi), gerekse ordu genelinde antikomünist propagandalar yapılmıştır.

1940'lı yıllar

Tan Gazetesi baskını

Ana madde: Tan Olayı

4 Aralık 1945'te, İstanbul'da, devlet yapısındaki genel antikomünist havanın aksine Türkiye-Sovyetler Birliği ilişkilerinin düzelmesini savunan Tan gazetesi ve civardaki kitapçılar Turancı ve İslamcı gruplarca yağmalanmış, saldırıda çok sayıda insan yaralanmıştır. "Allah Allah", "Komünistlere Ölüm" ve "Ne faşistiz, ne komünistiz, demokrat vatanseverleriz”, ”Kahrolsun komünistler" nidalarıyla Beyoğlu'na çıkan göstericiler burada da, sosyalist eğilimli olarak bilinen "Görüşler" dergisiyle "Yeni Dünya" ve "La Turquie Kemaliste" gazetelerini tahrip ettiler.

Olayların ardından tahrip edilen gazete ve dergilerle birlikte Tan da yayın hayatına son vermek zorunda kalmıştır. [3] [4] [5]

1960'lı yıllar

ABD'nin 6. Filo'sunun Türkiye'ye gelmesi üzerine 16 Şubat 1969 tarihinde 6. Filo Eylemleri kapsamında düzenlenen "Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü" öncesinde atılan milliyetçi gazetelerdeki manşetler "Kızılları Boğmanın Vakti Geldi", "Ya Tam Susturacağız Ya Kan Kusturacağız" şeklinde idi. [6]

1970'li yıllar

Türkiye'nin Kalbi Ankara belgeseli sansürü

Türkiye'nin Kalbi Ankara adlı sovyet yapımı belgeselden alınmış görüntüler

1933 yılında sovyet yönetmen Sergei Yutkevic tarafından çekilen Türkiye'nin Kalbi Ankara adlı belgesel 1934 yılında gösterildikten sonra, 1969 yılına kadar antikomünist propaganda gereği gösterilmemiştir. 10 Kasım 1969 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 31’inci yılı münasebetiyle TRT Program Daire Başkanı Mahmut Tali Öngören tarafından arşivden çıkartılarak yayına verilmiş, belgesel tam televizyonda gösterildiği sırada dönemin TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak tarafından bir gece baskınıyla, "Bu film ancak Moskova'da seyrettirilebilir, komünizm propagandası yapılıyor" diye devlet organlarınca tepki almış ve yayından kaldırılmıştır. Ayrıca Mahmut Tali Öngören de görevinden alınmıştır. [7] Belgesel bu tarihten sonra bütün olarak görülmediği gibi törenle ilgili Sovyetler Birliği ile ilgili kısımları kesilerek bazı parçaları televizyonlarda kopuk kopuk yer almıştır. Belgeselin başında geçen İsmet İnönü'nün Sovyetler Birliği ile dostluğu anlatan konuşması hala piyasadaki ve internetteki versiyonlarında mevcut değildir.

12 Mart Muhtırası

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait Antikomünist propaganda kitapçığı

12 Mart 1971 Askeri Muhtırası sonrası cunta yönetimi sosyalist kurum ve kişilere karşı hem orduda hem de halk nezdinde temizlik başlattı; birçok asker, sosyalist aydın, sendikacı ve öğrenci tutuklandı ve işkence gördü. Türkiye İşçi Partisi (TİP) yöneticileri Behice Boran ve Sadun Aren tutuklandı. Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli ve Doğan Avcıoğlu yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. 1972 yılında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idam edildi.[8] [9] [10]

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Şubat 1973 yılında "Komünistler İşçilerimizi Nasıl Aldatıyorlar adlı kitap bastırmıştır. Kitap ‎"Genelkurmay Başkanlığı, 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı, Selimiye - İstanbul" üst başlıklı, 32 sayfalık bir broşürdür. İçeriğinde şu ifadeler vardır; [11]

« :"Komünizm, Allah'ı bulamayan, mülkiyet tanımayan ve tatbikatıyla insanları köle gibi kullanan ilkel bir rejimdir. Komünizmi bir rejim olarak sistemleştiren Karl Marks bile, ölümünden az önce: "Pireler ektim, ejderhalar biçtim. Ben marksist değilim. Ben marksist değilim." demek suretiyle bu vahşet örneğini suçlamak zorunda kalmıştır." »

1980'li yıllar

12 Eylül Darbesi

12 Eylül Darbesi'nin başı Kenan Evren "Biz gelmesek komünistler gelecekti" diyerek durumu şu şekilde anlatmıştır; [12]

« :"... Müdahaleye karar vermek çok zor bir olaydı... Düşününüz biz sonra ortaya atıldık, 'Ya herru ya merru' dedik. Başarılı olmasaydık biz gidecektik, yerimize onlar gelecekti. İktidarda komünistler olacaktı." »

Eski sovyet cumhuriyetlerinde antikomünizm

Ukrayna

  • 18 Aralık 2014'te Ukrayna'da "Komünist ideolojinin propagandasının yasaklanması" yasası çıkarılmıştır. Komünizmi temsil eden Orak çekiç, Kızıl yıldız gibi semboller ve uluslararası komünist hareketin tanınmış simalarının resimleri üzerinde taşıyan nesneleri bulunduranlara hapis cezaları, mal varlığına el koyma cezaları istemiyle davalar açılması kararı alınmıştır. [13]
  • 9 Nisan 2015 tarihinde Ukrayna Parlamentosu, Komünizm ve Nazizm'i eş tutarak sembollerini ve propagandalarını tamamen yasaklamıştır. Bununla birlikte nazilerle birlikte halka karşı katliamlar düzenlemiş olan örgütleri de "Özgürlük Savaşçıları" olarak tanımlamıştır. [14]

Ayrıca Bakınız

Kaynakça