Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Behice Boran

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Resim açıklaması
Behice Boran - Son Nefesine Kadar
Behice Boran 12 Eylül Darbesi yargılamalarında

Behice Boran, marksist kuramcı, Türkiye’nin ilk kadın sosyoloğu [kaynak belirtilmeli] ve parti genel başkanıdır.

Hayatı

Behice Boran, 1 Mayıs 1910 yılında Bursa’da doğdu. [1]

Kırım’dan göç eden bir ailenin ilk kız çocuğu olan Boran; ilk öğreniminden lise öğrenimine kadar öğrenimini İstanbul’da yaptı. Daha sonra kazandığı bir bursla ABD’ye giderek Michigan Üniversitesi’nde Sosyoloji eğitimi aldı. 1939 yılında Türkiye’ye döndü ve ortaöğretimde kısa bir süre İngilizce öğretmenliği yaptı. Boran daha sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde sosyoloji doçenti olarak göreve başladı. Amerika’dayken tanıştığı Marksist düşünceleri burada daha da olgunlaştı ve yaşamında önemli bir yer tuttu. Nail Çakırhan’ın önerisiyle 1944 yılında Türkiye Komünist Partisi’ne girdi. Politik görüşleri nedeniyle 1948 yılında Pertev Naili Boratav ve Niyazi Berkes ile birlikte üniversiteden ilişkileri kesildi. 1946 yılında yayıncı Nevzat Hatko ile evlendi ve Dursun’u cezaevi koşullarında dünyaya getirdi. [1]

Bilindiği gibi Melih Cevdet Anday’ın yazdığı ve Ruhi Su’nun türküleştirdiği “Merhaba /Dursun bebek/ Merhaba” adlı türkü Cezaevinde doğan Dursun bebek için söylenmiştir. [1]

1950 yılında Behice Boran, Türk Barışseverler Cemiyeti'nin kurucu üyeliğini hem de başkanlığını yaptı. Boran, Adnan Menderes hükümetinin TBMM’nin onayını bile almaksızın Kore’ye asker göndermesine şiddetle karşı çıkarak eleştirdi ve bu yöndeki tutumunu meclise bir telgraf çekerek de belgeledi. Bu yüzden Boran ve arkadaşları 15’er ay hapis aldılar ve cezaevine konuldular.[1]

Şubat 1961 tarihinde 12 sendikacı tarafından Türkiye İşçi Partisi (TİP) kuruldu. Kuruluşunun arkasından fazla bir gelişkinlik gösteremeyen TİP, Mehmet Ali Aybar’ın genel başkan olması ile birlikte hızla gelişmeye başladı ve partiye pek çok yazar, akademisyen, aydın çevrelerden insanlar katıldı. 1962 yılında Behice Boran’da TİP’e girdi. Boran 1964 yılında merkez yürütme kuruluna, 1965 yılında yapılan genel seçimlerde de Urfa’dan milletvekili seçilerek meclise girdi. 1970 yılında yapılan 4. Kongre’de ise TİP’in Genel Başkanlığı’na seçildi. [1]

Ölümü

Boran 12 Eylül 1980 faşizmi ile birlikte kısa süre tutuklu kaldı ve hastalığından dolayı serbest bırakıldı. BORAN daha sonra Bulgaristan üstünden yurtdışına çıktı ve 18 yıl boyunca Bağımsızlık-demokrasi ve Sosyalizm için üstün bir çaba ile savaşım yürüttü. Hiç kuşku yok ki, bu çabalardan birisi de sosyalist solun birleştirilmesiydi. Bu bağlamda yurtdışında TSİP’in, TİP’in, TKP’nin de içinde bulunduğu Sol Birlik oluşturuldu. Oluşturulan Sol Birlik kimi olumsuz nedenlerden dolayı dağıldı ve anlamlı bir yerine oturtulamadı. TİP ve TKP’nin ise birleştirilmesi doğrultusunda çabalar sürdürüldü. Behice Boran’ın sağlığı nedeniyle Kurulan TBKP’nin programı konusunda fazla bir emeği geçmediği söylenebilir. Çünkü bu program Boran’ın savundukları ile örtüşen bir program değildi. Bununla birlikte bu partinin kurulduğunu Genel Başkan sıfatıyla basına Boran duyurdu. Üç gün sonra da yaşamını yitirdi. Oysa Pnochet faşizminden kaçıp Belçika’ya sığınan Şilili doktoru kendisine “Siz intihar ediyorsunuz” demiştir. [1]

Akademik kariyeri

DTCF’de başladığı akademisyenlik kariyeri, II. Dünya Savaşı'nın ardından ABD’nin başlattığı antikomünist propagandanın Türkiye’yi de sarmasıyla, Boran, Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes gibi akademisyenler, milletvekili ve çeşitli gazete yazarlarının açıktan isimlerini anarak onları “kızıl düşman” ilan etmesi sonucu açığa alınmışlardır. İşsiz kalan ve kamuoyunda hedef haline getirilen bu grup içinde Berkes, Boratav, Zekeriya ve Sabiha Sertel’in baskılar nedeniyle yurtdışına çıkmasına rağmen Boran yurtta kalmayı tercih etmiştir. Her biri yurtdışındaki üniversitelerde iş bulan arkadaşları gibi O da üniversitelerden teklif alsa dahi, sosyoloji tutkusuna rağmen yurtdışına çıkmayı reddedip, tercüme bürosu kurarak hayatını idame etmeyi seçmiş ve tam 10 yıl çok sevdiği bilimsel çalışmalarından uzak kalmaya katlanmıştır. Üstelik yurtta kalarak mücadele etmeyi seçen Boran, Türkiye’nin 1950’li yıllarındaki tek barış örgütü olan Türkiye Barışseverler Cemiyeti’ni kurarak, sokaklarda Kore Savaşı’na karşı halkı bilgilendirmek için broşürler dağıtacak kadar da militan ruhludur. Bildirinin dağıtıldığı gün gözaltına alınan Boran 15 ay hapse mahkûm edilir, ağır cezadan hüküm giydiği için devlet memurluğundan ihraç edilir ve doçentlik unvanı geri alınır. Bu durumda mesleğinin zirvesindeyken üniversiteden atılan ve yurtdışındaki üniversitelerde çalışma ve rahat bir yaşam imkânını reddeden Boran’ın inandığı örgütlü mücadeleye “parti” aracılığıyla devam etmekten başka şansı kalmamıştır. 1962’de TİP’e girmiş, 1965’te Meclise giren TİP’in Urfa Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü olmuştur. Meclis konuşmaları da tavizsiz ve korkusuzdur. [2]

Kaynakça