Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Davut Sulari

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Davut Sulari

Âşık Davut Sulari, (1925, Çayırlı, Erzincan - 17 Ocak 1985), Alevi halk müziği sanatçısı. Gerçek ismi Davut Ağbaba ‘dır [1].

Yaşamı

Davut Sulari 1925 yılında Erzincan’ın Çayırlı İlçesi’nde (Mans) doğdu. Baba Veli ile Cezayir Ananın beş çocuğundan biridir. Asıl adı Davut Ağbabadır. Sulari mahlasını soyadı olarak kullanışı ilk gençlik yıllarına rastlar. Bir ara Kemali ve Serhat Aşık mahlaslarını kullandıysa da Sulari mahlasıyla tanınmıştır. Soyadı kanunu çıktıktan sonra sırasıyla Sümmani, Selami ve Sulari soyadlarını alır. Soyadı olarak alınan bu mahlasın pirler dergahında kendisine verildiği rivayet edilir. Sulari’nin dedesi Pir Kaltuk tüm aşiretiyle birlikte Dersim'in Nazimiye ilçesi Kureyşanlılar köyünden, Erzincan’ın Tercan ilçesinin Çayırlı (Mans) bucağına yerleşmişlerdir. Çayırlı’nın ilçe olmasının ardından Sulari ve ailesi kendilerini “Çayırlılı” olarak tanımlamaya özen göstermişlerdir. İlkokulu ancak üçüncü sınıfa kadar okuyabilen Sulari asıl eğitimini dedeler ve pirler dergahında alır. İlk eğitimine dedesi Mehmet Kaltık (Kaltuk) Ağa nın yanında başlar. Saz çalmayı da dedesinin teşvikiyle öğrenmiştir [1].

Davut Sulari'nin gençlik yılları bir biçimiyle Karacaoğlan'la benzerlikler taşır. Sık sık aşık olur ve evlenir. Boşanır, yeni bir güzele gönül verir ve ona atfen şiirler ve türküler yakar.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ardından getirdiği değişimler ve çalkantıların etkisi altında yetişen Sulari'nin yaşadığı Dêrsim coğrafyasındaki değişimler, Alevi Kürtler açısından çok trajik boyutlara varmıştır. Koçgirî ve Dêrsim katliamları gibi kan ve vahşetle tüm Kızılbaş Alevilerin ruhuna işlenen bu trajedilerin Davut Sulari gibi aynı çağda yaşamış bir ozanca hissedilmemesi mümkün değildi.

Gençliğinde daha yaşının "kemale" ermediği yıllarda çeşitli ev muhabbetlerinde ve cemlerde Alevi ve Dêrsim kültürünü, inancını içeren Zazakî deyişleri söylemiştir. Bunla örnek olarak;

De sewe nawa şikiye
Virênîya Taburû vejîye
Ez qurbanê xortê verî bî
İmdadê minê sêy de bêro
Qilawizê mi Sah Hêyderî"...
"Rew Bê, rew Bê, rew Bê, rew Bê, 
Da da, da da, da da Duzginê min...
(...)

Dêrsim katliamı ile oluşturulan Dêrsim travması kuşaktan kuşağa varlığını sürdürdü; günümüze kadar etkin bir şekilde devam ettirdi. Aynı zamanda asimilasyon birçok boyutu ve metodu ile hiç azaltılmadan devam ettirildi. Orman yakmalardan sürgün ve yerleşim yerlerinin yok edilmesine, barajlarla, yapılan camilere, çocukların zorla alıp dini okullarda sünnileştirilmesine kadar devam ediyor. Kemalizmin bu çok yönlü saldırıları karşısında Dêrsim insanı iliklerine kadar yok edilme korkusu ile yakın tarihe kadar bir travma içinde yaşadı. Davut Sulari de gençlik dönemlerini geride bıraktıkça, bu travma ve asimilasyonun etkisi altında değişime uğrayarak, artık Zazakî yerine sadece Türkçe deyişler söylemeye başlamıştır: [2]

(...)

Ben aşık değilim yoksul ozanım
İçimde dert kaynar bünyem kazanım
Bazı yalçın dağım bazı sazanım
Davut Sulari'den kalan aşıktır.

Türklüğe vurgu yaparak kendisinin de soyunun Türk olduğuna ceddi Şeyh Mahmudi Hayrani'nin Horasan'daki birçok diğer büyük bir Türk evliyası gibi öz be öz Türk olduğunu deyişlerinde sık sık işlemeye başladı. Muzzafer Sarısözen ve diğer radyo ve "Türk Halk Müziği" araştırmacılarından nota dersleri alırken başka inanç ve etnik toplulukların müziğini ve ezgilerini bu hocalar ve TRT'nin potasında eritilmesi anlayışına dayanan devlet politikasından da nasibini alır [2].

Sulari’nin yaşamının ilk 20-25 yılında politika neredeyse hiç yoktur. O hep bir güzel peşinde koşan, bazen tarikat ilkelerini yaymaya çalışan, Ehli Beyt’e muhabbetini açıkça dile getiren bir “saz şairi”, “aşık’ görünümündedir. 60'lı yıllardaki TİP ve gençlik hareketi ve 70'li yıllardaki anti-faşist mücadele diğer ozanlara nazaran Davut Sulari'yi daha az etkilemiştir. Fakat tüm bu toplumsal gelişmelerden azade bir tutum içinde olmamıştır. Özellikle dinci bağnazlığa eserlerinde sık sık yer vermiş bir ozandır. Seksenin üzerinde kaset ve plakları olan Davut Sulari'nin kayıt altına alınmamış birçok eserinin olduğu kesindir [1].

Davut Sulari yaşamı boyunca geçimini temin etmek için başlıbaşına bir iş tutmamıştır. Dedelik hizmetinden, konserlerden, plaklardan, özel gecelerden kazandığı paralarla yaşamını sürdürmüştür. 80 kadar plağı ve stüdyo kaydı kasetleri Türkiye ve Almanya’da yayınlanmıştır.

Erzurum’da Ali Rahmani’nin aşıklar kahvesinde yakın arkadaşlarıyla söyleşirken rahatsızlanır, Erzurumdaki Araştırma Hastanesi’ne kaldırılır. 17 Ocak 1985 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

Etkiledikleri

Şiirlerinde tüm bu aşıklardan izler bulmak mümkündür. Bununla birlikte günümüzün pek çok aşığın da Davut Sulari’nin etkisi görülür. Aşık Mahsuni Şerif, Muhlis Akarsu, Aşık Daimi, Aşık Beyhani, Aşık Serdari bunlardan yalnızca birkaçıdır. Son yirmi yirmibeş yıldan bu yana albümlerinde Davut Sulari’nin eserlerine yer veren halk müziği sanatçılarının sayısı da az değildir. Ali Ekber Çiçek, Arif Sağ, Sabahat Akkiraz, Belkıs Akkale, Erdal Erzincan, Gülcihan Koç, albümlerinde Sulari’nin eserlerine en fazla yer veren sanatçılardandır.


Davut Sulari - Mc Hükümeti

Kaynakça

1. http://dersimnews.com/asik-davut-sulari.html

2. http://www.bianet.org/bianet/biamag/126800-dersimli-bir-ozan-davut-sulari