Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Kürdistan İşçi Partisi

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Nuvola apps important yellow.svg.png
Dikkat! Bu maddede ciddi "kaynak eksikliği" olduğu gözlenmektedir. Olguların gerçekliğinin tartışılabilmesi için söz konusu olaylara ait kaynak gösterilmesi gerekmektedir.

Daha fazla bilgi için Nasıl yazı yazılır ve Bilimsel yazı kuralları sayfalarına göz atabilirsiniz.


Kürdistan İşçi Partisi bayrağı
Kürdistan İşçi Partisi gerillaları

Kürdistan İşçi Partisi, (Kürtçe: Partiya Karkerên Kurdistan, aynı kısaltmadan gelen adıyla PKK), çeşitli ülkelerdeki Kürdistan coğrafyasında yaşayan Kürtlerin (ve coğrafyada yaşayan diğer halkların) siyasal ve kültürel hakları için mücadele eden askeri-siyasal örgüt.

Hakkında

PKK geçmişte "KADEK" (Kürtçe: Kongreya Azadî û Demokrasiya Kurdistanê, Türkçe: Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi) ve Kongra-Gel (Halk Kongresi) isimlerini de kullanmıştır.

PKK, günümüzde Türkiye topraklarındaki kısa vadeli amacının Doğu ve Güneydoğu sınırları içindeki kalan Kuzey Kürdistan'da demokratik, özerk ve konfederal bir halk yönetimi kurmak olduğunu açıklamıştır. (Bakınız: Abdullah Öcalan - Demokratik Konfederalizm) [kaynak belirtilmeli]

PKK; eski kapitalist Batı bloğu'nu temsil eden ABD, Avrupa Birliği, NATO ve Kürdistan coğrafyasını içeren bölgedeki Türkiye, Suriye, Irak, İran gibi ülkeler tarafından terör örgütü olarak kabul edilmiştir. Ayrıca; ABD'nin uyuşturucu kaçakçıları listesinde yer almaktadır. [kaynak belirtilmeli]

Kürdistan İşçi Partisi'nin kuruluş nedenleri

Kurtuluş Savaşı sırasında Kürtlerin büyük bölümü "İslam birliği" adına Türklerin yanında savaşa girmeyi seçmişlerdir. Bu yıllarda doğuda kendi direniş birliklerini kurarak Fransa'ya karşı direnerek kendi topraklarını kendileri kurtarmışlardır. Mustafa Kemal Atatürk, yaptığı Eskişehir-İzmit konuşmalarında [1] Kürt illerinde özerklik ortaya çıkacağından söz etmiş fakat cumhuriyet kurulduktan sonra halifeliğin kaldırılması üzerine çıkan Şeyh Said İsyanı üzerine bu fikirlerinden vazgeçmiştir. Bu isyanın hemen sonrasında çıkarılan Takrir-i Sükun ile kurulan İstiklal Mahkemeleri ile pek çok kişi "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir.

Şeyh Said İsyanı sonrası çıkarılan Şark Islahat Planı [2] çerçevesinde Kürt illerinde olağanüstü hal ilan edildi. Halka açık yerlerde Türkçe dışında bir dil konuşulması yasaklandı (Madde 13). Konuşanlara para cezası verilmesi kararlaştırıldı. Türkçe olmayan köy, ilçe ve il isimleri Türkçeleştirildi. Kürtlerin aslında Orta Asya'dan göç etmiş bir Türk boyu olduğuna dair propagandalar geliştirildi.

Ardından Marksist kaynakları yorumlayan bazı Kürt ve Türk devrimciler, Kürdistan'ın sömürge olduğunu bildirmiş, Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı çerçevesinde Kürtlerin kurulacak Kürdistan'da başka bir ulus tarafından tahakküm altına alınmadan, bağımsız bir şekilde kendi geleceğini tayin edeceğini bildirmiştir.

Bu mücadele devam ederken Kürtler 12 Eylül Darbesi ile Türkiye'de büyük zarar görmüştür. Bunlardan dünyaca ünlü olanı Diyarbakır Cezaevi'dir. Bu ceza evindeki işkence ve kötü muamelelere tabii tutulan tutukluların büyük çoğunluğu PKK'ye katılmış ve onun ana omurgasını oluşturmuştur. [3] 1984 yılında bu cezaevinden tahliyelerin başlamasıyla beraber PKK hızla güç kazanmaya başlamıştır.

PKK'nin bu hızlı yükselişiyle devlet buna karşı NATO üyesi ülkelerde kurulan ve maaşının ABD tarafından ödendiği Uğur Mumcu tarafından ortaya çıkarılan [kaynak belirtilmeli] Özel Harp Dairesi kontrolünde gizli bir teşkilatlanma oluşturarak JİTEM'i kurdu. Hedef PKK'yi ve ona giden desteği ortadan kaldırmaktı. Bu doğrultuda JİTEM adına çalışan askerler ve bu askerler tarafından görevlendirilen siviller bölgede birçok faili meçhul cinayete ve işkencelere karıştı, insanlar köylerinden göç ettirildi. [4] [5]

JİTEM PKK ile mücadele ederken birçok yol kullanmıştır. JİTEM tarafından yapılan pek çok katliamda olay yerine bırakılan bildiriler ile olay PKK tarafından yapılmış gibi gösterilmiştir (Bakınız: Güçlükonak Katliamı). [6] [7] [8]

Örgütün tarihi

Doğu mitingleri

Türkiye İşçi Partisi; 16 Eylül 1967'de Diyarbakır, 24 Eylül'de Silvan, 1 Ekim'de Siverek, 8 Ekim'de Batman, 15 Ekim'de Dersim'de "Doğu Mitingleri" düzenlemiştir. Ardından 23 Mayıs 1971'de Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) kurulmuştur.

İlk yıllar

Örgütün çekirdek kadrosu 1970'lerin başında, Ankara'da Abdullah Öcalan etrafında toplanan öğrenci grubu üzerinden şekillenmiştir. 27 Kasım 1978'de bu grup "Partiya Karkerên Kurdistan" adında Marksist-Leninist bir parti olarak resmen kurulmuştur. [9]

PKK kuruluşunun ilk yıllarında amacının; Kürdistan diye tanımlanan, Kürtlerin yaşadığı, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu (Kuzey Kürdistan), Irak'ın kuzeyi (Güney Kürdistan), Suriye'nin kuzeydoğusu (Batı Kürdistan ya da Rojava) ve İran'ın kuzeybatısındaki bölgede (Doğu Kürdistan), bağımsız sosyalist bir Kürt devleti kurmak olduğunu açıklamıştı. [kaynak belirtilmeli]

PKK, kendisinin yalnızca bir ulusal kurtuluş hareketi olarak değil işçi sınıfının uzun vadeli kurtuluş hareketi olduğunu ileri sürüyordu. Örgüt, Kürt halkının mücadelesini örgütleme ve yönetmeyi, Kürdistan’ı emperyalizm ve sömürgecilikten kurtarmayı, birleşik ve bağımsız bir Kürdistan’da proletarya diktatörlüğü kurmayı, sınıfsız toplumu gerçekleştirmeyi hedeflediğini açıklamıştı.Kendisini enternasyonalist olarak tanımlayan örgütün bünyesinde az da olsa Türk militanlara rastlamak mümkündü. Bunlar arasında en tanınmışları, Eylül 1982’de bulunduğu Diyarbakır Cezaevi’nde ölüm orucu sonunda baskıları protesto için kendisini yakarak öldüren Merkez Komite üyesi Kemal Pir’di.[10]

Apocular dönemi (1974-1978)

Abdullah Öcalan'ın devrimci örgütsel geçmişi 1974'de marksist bir gençlik örgütü olan olan "Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Öğrenci Derneği" ile başlamaktadır. Bu örgüt Abdullah Öcalan ile birlikte şuan Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Yürütme Kurulunda bulunan PKK'nin öncü kadrolarından olan Cemil Bayık, Duran Kalkan, Rıza Altun, Mustafa Karasu ve PKK'nin hayatını kaybeden öncülerinden Kemal Pir, Mazlum Doğan, Haki Karer, Hayri Durmuş gibi isimlerden oluşmaktaydı. Ankara'da kurulan organizasyon kısa bir süre içinde Güneydoğu Anadolu'ya taşınmış ve bölgedeki genç Kürtler arasında propaganda faaliyetlerinde bulunmaktaydı. [11]

1976-78 yılları içinde özellikle Dersim, Maraş-Pazarcık, Batman, Antep ve Urfa gibi kentlerde genellikle üniversite ve öğretmen okulu öğrencileri arasında örgütlenirler.[12] Urfa, Antep gibi yörelerde faşistlerin örgütlenmeye çalıştığı, binlerce faşistin bölgeye yerleştiği koşullarda ‘’Apocular’’ bölgedeki insanlarla bağ kurmaya başlamıştı. Grup, bölgede faşistlerle çetin ve sürekli kavgalara girdi. Bu mücadelede çok başarılı sonuçlar alınca tabanları genişledi. 1977-78 içinde, bölgeden, özellikle Urfa’dan faşist hareketin dışarı sürülmesinde ‘’Apocular’’ın oynadıkları rol grubun kendine olan inancını pekiştirdi, faşist saldırılardan bıkan kitleler nezdinde ise saygın bir popülerlik kazandırdı.[10]

1977 sonlarında, Öcalan’ın 'Kürdistan Devriminin Yolu' başlıklı yazısı grup tarafından da onaylandı. Bu ideolojik ve politik grup Kasım 1978’in sonlarında partiye dönüştü. Partiya Karkeren Kurdistan (Kürdistan İşçi Partisi – PKK), Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Fis köyünde kuruldu. Kurucular, ‘Kürdistan Devriminin Yolu’ başlıklı yazıyı parti programı olarak kabul ettiler. Merkez Komite seçildi. Merkez Komite ilk toplantısını, bu tarihten 5 ay kadar sonra Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Faaliyetin duyurulması için Serxwebun isimli derginin çıkarılması kararlaştırıldı.[10]

27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi Fis köyünde yapılan bir toplantıyla (1. Kongre) "Kuruluş Bildirgesi"ni düzenler ve adını "Kürdistan İşçi Partisi" olarak değiştirir. PKK, bu bildirgeyle hareket alanını genişlettiğini de ilan eder ve yeni bir safha olan şehir eylemleri metotlarını uygulamaya başlar. Marksist-Leninist temelli organizasyon olması sebebiyle sağ organizasyonlarla da çatışmaya girmiştir. Bu dönemde Başkan olarak Abdullah Öcalan, Başkan yardımcısı olarak Cemil Bayık, Yürütme kurulu başkanı olarak Şahin Dönmez, gerilla sorumlusu olarak Mehmet Karasungur, istihbarat sorumlusu olarak Mazlum Doğan, Yürütme kurulu üyesi olarak Hayri Durmuş, Yürütme kurulu üyesi olarak Öcalan'ın eşi olan Kesire Yıldırım yer almıştır. [kaynak belirtilmeli]

1978 tarihli kuruluş bildirgesine kadar olan dönem "Apocular" olarak adlandırılmaktadır. Apocular ismi özellikle Dikmen toplantısından sonra yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Öcalan'ın politik fikirlerinin geliştiği ve ülke içinde 1970'lerin ortasına kadar gelişen yapılarla bağlantılarını kurmuş ve tanıtmıştır. Bu dönemin sonlarında fikirlerini harekete koymak için Güneydoğu Anadolu'da var olan feodal yapıda yer bulması ve bu yapıyı kendi amaçları için şekillendirmesi ve kendi amaçlarının da bölgenin yapısı altında şekillenmesi fikrini benimsediler. [kaynak belirtilmeli]

Şehir çatışmaları (1978-1980)

Kuruluş bildirgesiyle bölgede varlığını geliştirme ve sosyal yapıya bürünme devresine girmiştir. 43.000 olayın yaşandığı dönemde[kaynak belirtilmeli], PKK şehir çatışmaları döneminde aktif bir yapıdadır.[kaynak belirtilmeli] Kuruluşundan başlayarak PKK sadece Türk faşistlerine değil feodal unsurlara karşı da şiddet uyguladı. 1979’dan başlayarak Kürdistan’ın çeşitli yörelerinde örgüte atfedilen bombalı saldırılar hiçbir zaman bu örgüt tarafından yadsınmadı. Bu şiddet eylemleri yerli ve dış basında PKK’nin adını kötüye çıkarmakla birlikte, bölgenin en çok ezilen ve horlanan toplumsal tabakaları arasındaki popülerliğini arttırmıştı.[10] 12 Eylül Darbesi büyük oranda şehir çatışmaları dönemini sona erdirse de organizasyonun eylem kabiliyetini ortadan kaldırmamıştır.[kaynak belirtilmeli]

Bucak Aşireti olayı

PKK ilk isyan denemesini 1978 yılında Bucak aşireti lideri Mehmet Celal Bucak’a saldırarak başlatmıştır. Plan ve olay şu şekilde gelişmiştir; [13]

« :"Siverek civarında kırk köyü ve yüzlerce silahlı eşkıyası olan Mehmet Celal Bucak darbe alırsa, Hilvan, Siverek, Viranşehir üçgenindeki binlerce topraksız köylü PKK saflarında ayaklanıp, Türkiye devletinin temel dayanma gücü olan ağalığı yerle bir edecekti. PKK’nin kuruluşu, Mehmet Celal Bucak’ın Hilvan’da kaldığı eve yapılan baskınla ilan edildi. Fakat içeri atılan el bombaları patlamamıştı. Kısa süreli çatışmadan Mehmet Celal Bucak yaralı kurtuldu. Ondan sonra iki yıl Siverek, Bucak aşireti ile çoğu yoksul olan PKK taraftarlarının çatışmalarına tanıklık etti. Çatışmalar bazen onlarca kilometrelik alanlara yayılıyordu. Hilvan, Siverek ve Viranşehir üçgeninde topraksız binlerce köylü ayaklanmadığı gibi; devletin yardıma koşması, Bucak aşiretinin koruması altında yaşayan kanun kaçağı eşkiyaların da çatışmalara dahil olmasıyla işler tam bir kördüğüm halini aldı.»
« :"PKK’nin önemli kadrolarından Cuma Tak ve dört arkadaşı çatışmaların seyrini değiştirmek, gerilla usülü içten vurmak için Fırat nehri kıyısındaki Bucak köylerine sızdı. Bucak aşireti mensupları bu kişileri bir evde sıkıştırdı. Bir gün süren çatışmanın ardından evi ve samanlığı ateşe verdiler. Dört kişi öldü, dumandan silah kullanamaz hale gelen Cuma Tak sağ yakalandı. Cuma Tak’ın el ve ayaklarını bağlayarak, traktördeki arkadaş cenezeleriyle birlikte Bucak köylerinde gezdirdiler. Cuma Tak, götürüldüğü köylerde Kürdistan devriminin propogandasını yaptı. Bucak aşiretinin çeteleri ne yaptılarsa Kürdistan’ın bu yiğit insanına boyun eğdiremediler. Hapis tutulduğu evde bir Kürt kadını kaçması için kapıyı açık bıraktı. Fakat Cuma Tak, çatışmada öldürülen ve nereye götürülürse oraya getirilen arkadaşlarının cenazesinden ayrılmadı. Bir sabah esir tutulduğu evden meydanına çıkarılıp kurşuna dizdiklerinde, o hala PKK propogandası yapıyordu. Bucak alanına sızan 5 PKK’linin cenazesi, Bucaklar tarafından traktöre yüklenerek Bucak aşiret köylerinin yer aldığı Fırat nehrinin kıyısına getirildi. Burada cenazelerin kol ve bacaklarına taş ağırlıklar bağladılar ve Fırat nehrine attılar. Fırat nehri kırk gün cenazeleri sakladı. Daha sonra çürüdükçe taş ağırlıklarından kurtulan cenazeler Hilvan civarlarında tek tek kıyıya vurdu. Halk cenazeleri toplayıp defnetti. O sırada Lübnan alanında bulunan Kemal Pir, Bucak aşiretiyle olan çatışmalara yön vermek için Siverek’e geldi. PKK mevzilerini gezdi. Hiçbir şey düzeltemedi. Tam bir köylü savaşı hüküm sürüyordu. Onlarca kilometrelik alanda PKK militanlarıyla Bucak çeteleri karşılıklı mevzilenmiş, birbirlerine ateş ediyorlardı. Karanlık çökünce ateş kesiliyor, sabah yeniden başlıyordu.»

PKK'nin çatışmaları sadece devlet güçleri ile olan çatışmalarla kalmamış, 30 Temmuz 1979'da Urfa Milletvekili Mehmet Celal Bucak'a düzenlenen suikastla PKK, hedefini devletle işbirliği içinde olmakla ve Kürtleri sömürmekle suçladığı aşiretlere de yönlendirmiştir. 12 Eylül Darbesi öncesi diğer komünist gruplar gibi yapılanmış ve propagandasını silahlı eylemlerle duyurmuştur. 12 Eylül Darbesi'nin öncesi duyum alan Öcalan, [kaynak belirtilmeli] ülkeyi terk etmiş ama onunla ülke dışına çıkmayan PKK militanları darbe grubunca yakalanıp hapsedilmişlerdir. Bu grup daha sonra cezaevi direniş hareketinin çekirdeğini oluşturacaktır. [kaynak belirtilmeli]

1980-1984

Kürdistan İşçi Partisi'nin 2. kongresi

1979'da Öcalan'ın Suriye'ye geçmesinde; Dev-Genç'in temellerini attığı eğitim kamplarının kurulması ve 12 Eylül Darbesi'nin ülke içindeki eylem alanını kapatması etken olmuştur.[kaynak belirtilmeli]12 Eylül Darbesi döneminde devlet PKK’nin önemli kadrolarını ve binlerce taraftarını gözaltına alır ve tutuklar.[14] Örgütün yetenekli ve ileri düzeyde 60 kadrosu devlet tarafından öldürülür.[15] PKK bu koşullarda geri kalan silahlı güçlerini Türkiye’nin sınırları içinde tutmanın tehlikeli olacağına karar verir. Kadrolarını savaşmak için geri dönmek üzere Suriye’ye çeker.[16]

Türkiye'deki cunta yönetimi, tüm sosyalizmi savunan organizasyonların, Abdullah Öcalan'ın Lübnan çağrısına cevap vermesine sebep olmuştur. 1982-84 yılları Öcalan'ın organizasyonun yeniden şekillendirmesine yardımcı olmuştur. [kaynak belirtilmeli]

Abdullah Öcalan darbe döneminde Suriye'nin gözetiminde Bekaa Vadisi'ne yerleşmiş ve buradan organizasyonun yeniden yapılandırılmasını planlamıştır. Bu dönemin Abdullah Öcalan için çok önemli olduğunu daha sonra yazdığı anılarında açıklamaktadır. [kaynak belirtilmeli]

Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Beyrut’u terk etmesinden sonra Lübnan’daki kampları boşaltan PKK militanları Bekaa Vadisi‘nin yanı sıra, İran, Irak, ve Suriye’de yerleştiler. Ağustos 1982’deki ikinci kongreden itibaren yurtdışındaki yönetici ve militanların büyük çoğunluğu ülkelerine dönerek örgütlenmeye başladılar.[10]

1984-1993

1984 yazından sonra Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla gerilla savaşı başlatıldı.[10] 1984 senesiyle PKK yeni bir yapıya bürünmüştür. Kendisine Mao'nun Halk devrimi yöntemini seçmiş ve Suriye'nin desteklemesiyle Güneydoğu Anadolu'da gerilla savaşı metotlarını uygulamaya başlamıştır.[kaynak belirtilmeli]

Örgüt "Uzun süreli halk savaşı" ilan etti. Bu ilan edilen "Uzun süreli halk savaşı" şu üç aşamadan ibaretti; [kaynak belirtilmeli]

1. Stratejik savunma

2. Stratejik dengeleme

3. Stratejik saldırı

Bunun ilk aşamasının yöntemini "Silahlı Propaganda" olarak nitelendirerek Kürdistan Kurtuluş Güçleri (Kürtçe: Hêzên Rizgarîya Kurdistanê, HRK) kuruldu ve üç birlik oluşturdu: "Agit" kod adılı Mahsum Korkmaz komutasındaki "14 Temmuz Silahlı Propaganda Birliği" Eruh-Şırnak-Pervari bölgesine, Abdullah Ekinci komutasındaki "21 Mart Silahlı Propaganda Birliği" Hakkâri-Çukurca-Şemdinli ve Ali Ömürcan komutasındaki "18 Mayıs Silahlı Propaganda Birliği" ise Van-Çatak bölgelerine saldıracaktı. Ancak Ali Ömürcan'ın birliği hücuma geçemedi. 15 Ağustos 1984 akşam 21:30'da Eruh ve Şemdinli'de PKK ilk büyük ölçekli silahlı eylemini gerçekleştirdi. [17]

25 Ekim 1986'de Lübnan'da yapılan 3. kongresinde HRK lağvedilerek yerine Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu (Kürtçe: Artêşa Rizgarîya Gelê Kurdistanê, ARGK) kuruldu. 1991-1992 yılında örgütün artan eylemleri 1993'te doruk noktasına ulaştı.

1993-1998

Bu dönemde Türkiye'nin savunma harcamalarına ayırdığı miktar bütün harcamalarının %10'una kadar yükselmiştir. Bu dönemdeki askeri faaliyet yoğunluğunu devam ettirebilmek ordu bütçesi için 8 milyar ABD doları yıllık harcama seviyesine ulaşılmıştır. Mayıs 1997 harekatının Türkiye'ye faturası ise 300 milyon dolar olmuştur. [kaynak belirtilmeli]

İntihar eylemleri (1996)

30 Haziran 1996'da "Zilan" kod adlı PKK'li kadın militanın (Zeynep Kınacı), Dersim'de vücuduna sardığı bombaları İstiklal Marşı'nın okunduğu sırada tören alanında patlattığı olayda ikisi astsubay, toplam 6 asker öldü. [kaynak belirtilmeli]

25 Ekim 1996'da ikinci bir canlı bomba olayı daha gerçekleşti. Adana'da Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü bahçesindeki polislerin arasına dalan Leyla Kaplan üzerindeki bombayı patlattı. Olayda 3 polis öldü.

29 Ekim 1996 Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığı sırada Güler Otaş üzerindeki bombayı patlattı. Saldırıda üçü polis, biri sivil 4 kişi hayatını kaybetti.

2000'li yıllar

PKK, düzenlediği 7. Parti Kongresi'nde "sosyalist Kürdistan" fikrinden vazgeçtiğini, bunun yerine demokratik özerklik adında bir proje geliştirdiğini açıklamıştır. [18] [19]

Rojava Devrimi

Ana madde: Rojava Devrimi

Suriye'de gerçekleşen Rojava Devrimi'nin PKK ve Abdullah Öcalan'ın yaklaşık on yıldır teorize ettiği “demokratik uluslaşmanın” ilk basamağı olduğu belirtilmektedir. [20] Kürtler, ele geçirdikleri kentlerde yönetimi de resmen devraldıklarını duyurarak Kürt bölgelerinin yönetimini tek elde toplayan bir "yüksek komite" ile eğitim, sağlık, güvenlik alanında faaliyet gösterecek komiteler kurduklarını duyurmuşlardır. [21]

Türkiye'ye verdiği maddi zarar

Örgütün Türkiye'ye zararının 300-400 milyon arasında olduğu iddia edilmektedir.[22]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. Herkesin bildiği sır 1921 Anayasası’ndaki özerklik, Atatürk ve Kürtler
  2. 27 Mayıs, Kürtler ve Şark Islahat Planı Kararnamesi
  3. Yıldıran'ın işkenceleri PKK'nın temelini attı
  4. Türkiye'nin faili meçhullerle sınavı
  5. İHD: Türkiye'de 348 toplu mezarda, 4 bin 201 kişini cesedi var
  6. Eski Özel Harekatçı Bölgede Yaptıkları Zulümleri Anlatıyor
  7. Çarkın: O Bebeği PKK Değil, Biz Öldürdük
  8. JİTEM'ci Doğan'ın faili meçhul arşivi hala sır...
  9. PKK Kuruluş Bildirgesi
  10. 10,0 10,1 10,2 10,3 10,4 10,5 Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, 1971-1980 arasında Kürt sorunu, PKK maddesi
  11. http://www.ozgur-gundem.com/?haberID=122671&haberBaslik=40%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20%C4%B1srar%C4%B1n%20ad%C4%B1:%20ADY%C3%96D&action=haber_detay&module=nuce
  12. Heinrich 1989, s. 43 aktaran http://www.teorivepolitika.net/index.php/okunabilir-yazilar/item/489-pkknin-devrimci-siddeti#sdfootnote3anc
  13. http://rojevakurdistan.org/yazarlar/44-yazarlar-niviskar/hasan-bildirici/1960-oecalan-isyan-ve-direni
  14. Marcus 2009, s. 79, aktaran: http://www.teorivepolitika.net/index.php/okunabilir-yazilar/item/489-pkknin-devrimci-siddeti#sdfootnote11sym
  15. Demirkol/Solmaz 1997, s. 49, aktaran: http://www.teorivepolitika.net/index.php/okunabilir-yazilar/item/489-pkknin-devrimci-siddeti#sdfootnote11sym
  16. Heinrich 1989, s. 49, aktaran: http://www.teorivepolitika.net/index.php/okunabilir-yazilar/item/489-pkknin-devrimci-siddeti#sdfootnote11anc
  17. 15 Ağustos 1984, saat 21.00’ın öyküsü
  18. http://www.serxwebun.org/arsiv/218/files/assets/downloads/page0001.pdf
  19. http://www.wsws.org/de/articles/2000/02/pkk-f25.html
  20. http://www.cengizchefikir.blogspot.com.tr/2013/07/19-temmuz-rojava-devrimi-ve-demokratik.html
  21. http://www.hurriyet.com.tr/planet/21047403.asp
  22. http://www.milliyet.com.tr/28-yilin-aci-bilancosu-35-bin-300-kisi-teror-kurbani-oldu/siyaset/siyasetdetay/16.08.2012/1581690/default.htm