Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Kemal Pir

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Kemal Pir
Kemal Pir arkadaşlarıyla
Yakından

Kemal Pir, (d. 1952, Gümüşhane - ö. 7 Eylül 1982, Diyarbakır), Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) ilk kadrolarından, iki defa cezaevinden firar etmiş, Ortadoğu'da gerilla kamplarında eğitim alan, Türk enternasyonalist devrimci. Lakabı Laz Kemal dir. [1]

Yaşamı

1952 yılında Gümüşhane'nin Torul ilçesine bağlı Güzeloluk köyünde doğdu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde okudu. 1974'te Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Öğrenci Derneği'nde Abdullah Öcalan ile tanıştı. Kürdistan İşçi Partisi'nin "ideolojik, siyasal" ve "toparlayıcı" bir akım olarak gören Pir, 1976'da örgüte kesin olarak katılmaya karar verdi. [2]

Kemal Pir, Marksizm-Leninizm ile tanışmasını ve bunun kendi kişiliği üzerindeki etkisini şöyle ifade etmektedir; [3]

 :"Ben araştırır incelerken ve tahlil etmeye çalışırken; çıplak olarak kavramaya çalıştım ve Marksizme yöneldim. Marksizmin tek doğru düşünce sistemi olduğuna, sosyalist sistemin ezilen sınıfları kurtaracağına, eşitsizliği ortadan kaldıracağına, dünyadaki eşitsizliğin kapitalist sistemden kaynaklandığına inandım, Marksist oldum, yani sosyalist oldum. Dünyayı tanımak ve bilmek benim için yetmiyordu. Dünyayı değiştirmek gerekiyordu. Değiştirmek için de mücadele etmek gerekiyordu."

Cezaevi yılları

Kemal Pir, kısa zamanda egemen sınıfların hedefi haline gelmiştir. Yine temsil ettiği enternasyonalizm ve ulusal kurtuluş savaşçılığı gibi özelliklerden ötürü, sosyal-şovenler ve Türk-Kürt küçük burjuva milliyetçilerinin de hedefi olmuştur. [4]

3 Haziran 1977'de Ankara'da tutuklandı. Ordu Cezaevi'ne nakledildi ve buradan firar etti. 17 Kasım 1978'de Şanlıurfa'da yakalandı ve 15 Temmuz 1979'da Pazarcık'ta tekrar firar etti. Kısa bir dönemini Suriye'de geçirdi. 1979 yılında PKK'nin ülke dışındaki alanlara kadrolarını geri çekme taktiğine bağlı olarak Kemal Pir de bu yıllarda Filistin-Lübnan kamplarına geldi. Bir grup arkadaşıyla birlikte Kürt ulusal mücadelesinin gerilla çizgisi üzerine çalışmalarda bulundu; yanındaki grubun siyasi ve askeri eğitimini bizzat sürdürdü.

1980'de Türkiye'ye dönünce yeniden tutuklandı. Burada çeşitli işkencelerden geçirilen Pir, "Düşman bize her türlü işkenceyi yapmakta ve en kutsal değerlere saldırmakta kendini özgür görüyor, ama biz devrimciler de direnmekte özgürüz ve düşmanı bir saat daha uğraştırmak için bile olsa adımı da kabul etmeyeceğim" demiştir. [4]

Pir, vasiyetinde işkenceci Esat Oktay Yıldıran'ın öldürülmesini istemiş, Esat Oktay'ı halk otobüsünde öldüren kişi "Laz Kemal'in selamı var!" dedikten sonra Oktay'ı kurşunlayarak öldürmüştür. [5]

Kişiliği

Kemal Pir'in canlı ve dinamik kişiliği, özgün yanları nedeniyle, esas olarak da devrimci niteliğinin çarpıcı olduğu, pratikçiliğinin öne çıktığı ve pratikleşerek mücadelenin sürekli geliştirilmesini önüne koyan bir tarzın sahibi olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte hiçbir zorluğun Kemal Pir'in devrimci inancında, coşkusunda zayıflık ortaya çıkaramadığı bildirilmekte, ona göre her zorluğun aşılabileceği vurgulanmaktadır. [6]

26 Mayıs 1981 tarihli mahkeme tutanaklarından

Kemal Pir ve duruşma hakimi
Kemal Pir, PKK'nin Filistin Kampı'nda
Kemal Pir, PKK'nin Filistin Kampı'nda
PKK Davası
PKK Davası
Kemal Pir, Mazlum Doğan ve Mehmet Hayri Durmuş'u resmeden bir afiş

Kemal Pir, 26 Mayıs 1981 tarihli mahkemede yaptığı ünlü savunmasında şu sözleri sarfetmiştir; [7]

 :"Türkiye’de de bir eşitsizliği görüyordum. Eşitsizlik vardı, işçi sınıfının baskı altına alındığı, sömürüldüğü, yani yoksul, gece kondu mahalleriyle, burjuva mahalleri arasında farklar açık, belirgin, yoksul köylünün durumu da açık, belirgin; ama bu ülkede refah sürenlerin durumu açık, belirgindi. Aynı zamanda dünya çapında ulusal kurtuluş hareketlerinin ve sosyalist hareketlerin de önemi vardı ve 1972 yıllarındaki devrimci gençlik hareketleri ve devrimci hareketler beni dünyadaki olan olayları araştırmaya, incelemeye, tahlil etmeye, öğrenmeye götürdü. Ben araştırır, incelerken ve tahlil etmeye çalışırken işleri gerçek, çıplak olarak kavramaya çalıştım ve Marksizme yöneldim. Marksizm’in tek doğru düşünce sistemi olduğunu, sosyalist sistemin ezilen sınıfları kurtaracağını, eşitsizliği ortadan kaldıracağını, dünyadaki eşitsizliğin kapitalist sistemden kaynaklandığına inandım, Marksist oldum. Yani sosyalist oldum. Dünyayı tanımak benim için bilmek, tanımak yetmiyordu. Dünyayı değiştirmek gerekiyordu. Değiştirmek içinde mücadele etmek gerekiyordu. Ben aynı zamanda sadece bilen bir insan değil, bilen, araştıran bir insandan ziyade dünyayı değiştirmek için mücadeleye katılmanın da gerekliliğine inandım ve mücadeleye katılmak istedim."

Bunun üzerine Duruşma hakimi "Kemal, nasıl bir değişiklik? Dünyayı değiştirmek dediniz?" sorusunu yöneltir. Kemal Pir'in cevabı şöyledir;

 :"Dünyada hüküm süren eşitsizlik var. Bu eşitsizlik kapitalizmden kaynaklanıyor. Kapitalizmin en üst aşaması emperyalizme karşı mücadele, emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadele, emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadele, sosyalizm için mücadele. Buna karar verdim."

Duruşma hakiminin "Değiştirmek, sosyalizmin kapitalizmin yerine ikamesini mi kastediyorsunuz?" şeklindeki sorusu üzerine Kemal Pir şu yanıtları vermiştir;

 :"Evet, sosyalizmin, kapitalizmi yok etmesini, yani sosyalizmin hakim olmasını, bu doğrultuda. Şimdi, ama değiştirmek basit bir olgu değil, yani normal olarak insanlara anlatmakla mümkün: insanları ikna etmek mümkün, ama öyle ki her sistem kendisini koruyacak örgütleri de yaratmış. Bizatihi mahkemelerin varlığı, ceza şeylerinin varlığı, işte silahlı güçlerin varlığı; her sistemin kendisini koruma örgütleridir. Bu örgütler müsaade etmiyorlar. Müsaade etmedikleri için, yani devlet örgütünün bizatihi varlığı sistemi koruyor. Devletin yıkılması gerekir. Düşüncem bu. Bir de sistemi ikame etmek istiyorsan o devletle mücadeleyi, (Marksizm'de de böyledir zaten) hedef alıp o devleti ortadan kaldırmalısın. O devletin yıkıntıları üzerinde yeniden bir devleti inşa etmek zorundasın. Şimdi ben işte bu dönemde Türkiye’deki devletin, bu şekilde ortadan kaldırılmasına inandım. Çünkü Türkiye’de hüküm süren sistem kapitalist sistem, emperyalizme bağlı bir sistem. Benim devrimci olmamda etkenlerden birisi de bu zaten. (…)"
 :"Ortadoğudaki emperyalizme karşı mücadelenin genel sorunlarını tartışırken, Kürt toplumu da var. Ben üniversiteye geldiğim zaman Kürtlerin varlığından haberim bile yoktu. Üniversite yıllarında ben baktım Kürtçe falan konuşuyorlar. “Evet biz Kürdüz” falan diyorlar baktım bunlar Türkçe değil, Kürtçe konuşuyorlar. Bense Türkiye’nin sorunlarını çözmekten yana mücadele etmek istiyorum, o zaman Türkiye’nin sorunlarını incelemem gerekir. Türkiye’yi bilmem tanımam gerekiyor. Türkiye’de hüküm süren ekonomik yapıyı, siyasal yapıyı tanımam gerekiyor. O zaman ben de Kürt’leri ve Kürdistan’ı da tanımaya çalıştım. Baktım ki, bir toplum var. Böyle bir topluma kapitalizm biraz girmiş. Proleterleşme var, sınıflaşma var, o zaman ulustur böyle bir toplum. Böyledir dünya çapında; kapitalizm biraz girmişse ve sınıflaşma varsa o toplumda farklı modern sınıflar anlamında burjuvalaşma varsa, modern sınıflar varsa, o toplum, böyle bir toplum ulustur o zaman, tarihsel olarak ta Kürdistan’ın teşekkülü var. Kürdistan tarihini, Kürt’lerin tarihini incelememiz gerekiyor, evet birazda Kürtlerin tarihini bulabildiğimiz imkanlar ölçüsünde inceledik, inceledim, incelemeye çalıştım. Ve 1976 yıllarında ben bu harekete katıldım. Kesin olarak katılmaya karar verdim, önceden tanıyordum, 1974 yıllarından beri tartışıyorum; ama 1976 yıllarından itibaren bu harekete katılmaya kesin kara verdim. Fakat bu, benim düşünce sistemimde kurulacak siyasal iktidarda, Türkiye’de olsun, Kürdistan’da olsun veya bir Arap ülkesinde olsun; demokrasiyi kuracağız ama demokrasinin bir sınıf karakteri vardır. Hangi demokrasi? Proleterya demokrasisini kurarsan bunun adı proletarya diktatörlüğüdür."
 :"Ben bu harekete deminki saydığım nedenlerden dolayı katıldım. Devlete düşmandım, devleti yıkmak istiyorduk biz, burjuva sınıflarının devleti olduğu için yıkmak istiyorduk. Onun için bu hareketi araştırdım, baktım. Bu hareket ne diyor, ne demiyor. Komünist mi, değil mi? Sosyalist mi? Basit milliyetçi bir hareketse asla katılmazdım. Basit Kürt milliyetçi bir hareketi ise katılmazdım. Milliyetçiliğe karşıyım çünkü ben. Milliyetçi değilim, milliyetçi düşüncenin hangi ulustan olursa karşısıyım çünkü ben, milliyetçi değilim, milliyetçi düşüncenin hangi ulustan olursa karşısındayım. İster bunlardan olsun, ister ne olursa olsun, Kürtlerden olsun. Katılmazdım ben böyle bir harekete."
 :"Onun için de ulusal kurtuluş, Kürdistan Ulusal Kurtuluş Hareketleri ile Türkiye devrimci hareketi arasındaki bağ var. Ben bu bağa da inandığım için bu iki halkın kardeşliğine de inandığım için ama hakim sınıflarsız, ikisinin de hakim sınıfı yok edilecek, ondan sonra bu iki halkın birleşmesi de mümkün özgürlük şartlarında, hatta ben Ortadoğu da daha büyük devletlerden yanayım. Ama eşit ve özgür temellerde daha büyük devletlerden yanayım. Burjuva sınıflarsız, hakim sınıflarsız feodal, kompradorlarsız büyük devletler."

(Mahkeme tutanaklarının tamamı için: http://www.saradistribution.com/hayri_durmus_savunma.htm)

Ölümü

14 Temmuz 1982'de Diyarbakır Cezaevi'nde başlayan ölüm orucu eylemine katıldı, tutuklulardan Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek ile birlikte direnişin 55. gününde yaşamını yitirdi. [8] [9]

Ayrıca Bakınız

Kaynakça