Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Namık Tarancı

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Namık Tarancı
Namık Tarancı
Gerçek dergisi'nin suikast haberi
Evrensel Basım Yayın tarafından çıkarılan Namık Tarancı'nın yayınlanmamış şiir ve mektupları da eklenerek yapılan "Sevdamıza Prangalar Vurulmaz"'ın 3. baskısı

Namık Tarancı, (d. 1955 - Diyarbakır, ö. 1992) 20 Kasım 1992 tarihinde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Gerçek dergisi muhabiri, Kürt gazeteci, devrimci.

Yaşamı

1955'te Diyarbakır'da doğdu. Çocukluğu zorluklarla geçti; dört yaşındayken babasını kaybedince büyük ağabeyi evin yükünü omuzladı, annesi evde altı çocuğunu büyütmek için çalıştı. İlk gençlik yıllarından itibaren siyasetle ilgiliydi ve Diyarbakır Yurtsever Devrimci Gençlik Dernekleri (YDGD) başkanıydı. Şair Cahit Sıtkı Tarancı'nın yeğeniydi, edebiyatla ilgileniyordu ve Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde öğrenciydi.

Tarancı 12 Eylül Darbesi'nde altı yıl cezaevinde kaldı. 1988'de Derman Tarancı ile evlendi.

1992'de Gerçek dergisi'nde gazeteciliğe başladı ve derginin Diyarbakır temsilcisi oldu. Yaşadığı bölgenin haberini yaptı, Kürt illerinde yaşananları basın yoluyla paylaştı. Aynı yıl Evrensel Basım Yayın'dan "Sevdamıza Prangalar Vurulmaz" isimli şiir kitabı çıktı. [1]

Ölümü

Eşi Derman Tarancı, bir gün önce Namık Tarancı'yı ziyaret ettiğini, büroda herkesin sessiz olduğunu, o gelmeden az evvel büroya biri gelip Namık Tarancı'yı sorduğunu, bürodakiler adamı izleyince dergiden çıkıp Diyarbakır Emniyet Sarayı'na gittiğinin görüldüğünü belirtmiştir. [1]

Tarancı, 20 Kasım 1992'de uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. Saldırının arkasında Devlet destekli Hizbullah örgütlenmesinin olduğu ortaya çıkmıştır. [2]

Öldürüldüğünde 37 yaşındaydı ve Derman Tarancı ile evliliğinden üç yaşında bir oğlu vardı.

Devrimci kişiliği

Veysel Otunç'a Tarancı'yı şu sözlerle tanımlamaktadır; [1]

 :"Namık'la ilgili araştırma ve görüşmelerde onun sadece gazeteci olmadığını gördüm. O öncelikle iyi bir devrimciydi ve militan bir gazeteciydi. Hiçbir koşulda davasından vazgeçmedi. Bu yüzden arkadaşları ona "Kaptan" dediler. O dönemde kontrgerilla, muhalif ve devrimci gazetecileri hedef alıyordu. Namık Tarancı'yı anlatmak, benim açımdan Kürt illerinde öldürülen gazetecileri de anlatmaktı. Tarancı cinayeti o süreçteki diğer gazeteci cinayetlerinden bağımsız değildi. Namık gazetecilik yaparken doğru bildiklerinin peşinde koşan, Diyarbakır gibi "faili meçhul"lerin yoğun olduğu bir yerde bildiklerini anlatmaya uğraşan biriydi. Tehdit edildiği süreçte Gerçek'teki arkadaşları yer değiştirmeyi önerdiğinde o "Fark etmez, ha sen ha ben" demiş ve geri çekilmemişti Cemal Tutar ifadesinde "Tarancı'yı TDKP üyesi olduğunu bildiğimiz için öldürdük" demiş, başka gerekçe göstermemişti. Bu noktada detaylı bir soruşturma yürütülmediği için içimiz rahat değil."

Cinayetin faili Cemal Tutar

Tarancı cinayeti iki yıl “faili meçhul” kaldıktan sonra 1994’te Hizbullah askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar’ın Diyarbakır 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) gıyabında yargılandığı davaya konu oldu. Tutar 3 Ocak 2000’de İstanbul’daki “Hizbullah operasyonu”nda yakalandı. Kolluktaki soruşturma ifadesinde Tarancı cinayetiyle ilgili emri İsa Altsoy’dan aldığını, eylem talimatını kendisinin verdiğini, eylem sorumlusu Abdülkadir Selçuk’un gözcülük yaptığını ve tetiği Mustafa Demir’in çektiğini anlattı. Tutar Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki Hizbullah ana davasında 20 Aralık 2009’da müebbet hapse mahkum edildi. Fakat Yargıtay 9. Ceza Dairesine giden dosya karara bağlanamadan, 1 Ocak 2011’de Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) yürürlüğe girdi. Bu kapsamda Tutar tutukluluk süresi on yılı geçtiği için tedbir şartıyla 3 Ocak 2011’de tahliye edildi.

Yargıtay tahliye edilen sanıkların tekrar tutuklanmasına karar verdiyse de sanıklar ‘bulunamadı’. Yargıtay 26 Ocak 2011’de Tutar’ın da aralarında bulunduğu 16 sanığa müebbet cezasını onadı. Demir hakkında ise 2007’de müebbet hapis verildi. 2009’da karar Yargıtay tarafından onandı. Selçuk’un öldürüldüğü iddia edildi. Altsoy ise hâlâ firari. Yeni isimlere ulaşma imkanı ise zaman aşımı engeline takıldı. [2]

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Kaynakça