Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Rojava Devrimi

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Rojava'nın konumu

Rojava Devrimi, Halk Koruma Birlikleri'nin (YPG), 19 Temmuz 2012'de Kobanê'yi (Ayn el-Arap), ertesi gün Afrin ve Derik'i ele geçirmesi ardından gerçekleştirilen devrim.

Kürtler, ele geçirdikleri kentlerde yönetimi de resmen devraldıklarını duyurarak Kürt bölgelerinin yönetimini tek elde toplayan bir "yüksek komite" ile eğitim, sağlık, güvenlik alanında faaliyet gösterecek komiteler kurduklarını duyurmuşlardır. [1]

Rojava Devrimi'nin Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve Abdullah Öcalan’ın yaklaşık on yıldır teorize ettiği “demokratik uluslaşmanın” ilk basamağı olduğu belirtilmektedir. [2]

Bununla birlikte, Suriye İç Savaşı'nın emperyalist güçlerin bir vekalet savaşı haline geldiğini savunanlarca, YPG'nin ABD emperyalizminin Suriye'deki vekili olduğunu iddia etmektedir.[3]

Hakkında

Rojava, (Suriye Kürdistanı, Batı Kürdistan), Suriye'nin kuzeydoğu kesiminde, Kürtlerin yaşadığı bölgeyi tanımlamaktadır.

Suriye İç Savaşı sırasında, Suriye’deki Kürtler Suriye Kürt Ulusal Konseyi (KNC) adı altında 2011 yılının 26 Ekim'inde Irak Kürdistanı'ndaki Erbil kentinde imzalanan anlaşmayla tek bir çatıda toplandı. [1] Önceleri KNC ile ideolojik anlaşma sağlanamayınca bağımsız olarak hareket etme kararı alan Demokratik Birlik Partisi (PYD), Beşar Esad rejiminin Kürt bölgelerinden çekilmesi sonrasında KNC ile uzlaşmaya gitti. 12 Temmuz 2012'de PYD ve Suriye Kürt Ulusal Konseyi uzlaşmasıyla 12 Temmuz 2012 tarihinde Erbil'de Kürt Yüksek Komitesi'nin kuruluşu ilan edildi. Aynı yıl Kürt Yüksek Komitesi'nin yönetiminde Suriye'deki Kürt alanlarını yönetmek için PYD ve KNC'nin katılımıyla Halk Koruma Birlikleri kuruldu. Ardından 19 Temmuz 2012'de Serêkaniyê'yi, ertesi gün Afrin ve Derik'i ele geçirmesi ardından devrim ilan edildi.

Kimi çevreler Kürtlerin 1970’li yıllarda başlattığı mücadeleyle (Rojava Devrimi'nin de bunun bir parçasıdır) Stalin’in ünlü "Ulusların doğuşu devrimcidir ve devrim modernleşme demektir." sözünde yer alan ulusal kurtuluşu hedeflediğini belirtmektedir. [2]

Halkların Demokratik Partisi (HDP) devrimi savunarak "Rojava devrimi bizim de devrimimizdir." demiştir. [4] Bununla paralel olarak Emek Partisi de "Rojava’nın demokratik, halkçı, kantonal özerkliğine yönelecek her türlü emperyalist ve gerici hesaplara karşı çıkacağını, mücadele edeceğini yüksek sesle ilan eder" ifadelerini kullanmıştır. [5]

Cizire'den bir görüntü

Ekonomi

Rojava Devrimi için Avukat Dayanışması’nın Rojava’da ki ekonomik yaşama dair izlenimleri şöyle: Tarıma dayalı bir ekonomik hayatın var olduğunu söyleyebiliriz. Ekonomik altyapı komünal bir modelle örgütleniyor. Eski Baas rejiminden kalan topraklar kooperatifler eliyle halklaştırılıyor. Şu an için bir özel mülkiyet tartışmasının yapılmasını erken buluyorlar. Baas rejimi döneminde bölgede yaşayan Kürt halkının mülkiyet edinme hakkı olmadığı için Kürt halkı açsısından bir özel mülkiyet tartışması yapılmasının şu an imkânı yok. Bölgede yaşayan Arap halkının çok küçük de olsa tarım arazileri açısından özel mülkiyeti var. Devrimin inşa sürecinde yeni iç karışıklıklara mahal vermemek için şu an bu topraklara müdahale etmiyorlar. Rojava bölgesi önemli petrol yataklarını bünyesinde barındırıyor ancak bu petrol yataklarını işleyecek teknolojinin bulunmaması ya da var olan teknolojinin günün standartlarını karşılamaması inşa sürecinin ekonomik anlamdaki en başat sorunu. Bir diğer yandan çıkarılan petrolün yeterli oranda işlenememesi ve işlenemeyen kısmın doğaya bırakılması ekolojik dengenin büyük ölçüde tahrip olmasına yol açıyor. Yaratılan ambargo ve savaş koşullarının dayattığı bu durum, devrimin mihenk noktalarından olan “ekolojik toplum” anlayışını da önemli ölçüde zedeliyor. Rojava’da şu an için petrol yataklarını işleyebilecek teknolojinin bulunmaması ekonomik ve ekolojik alandaki sıkıntının kaynağı. [6]


Cizîrê Kantonu ekonomik kalkınma danışmanı Abdullah Hemo, Rojava’nın paralel üç ekonomisi olarak isimlendirdiği projeyi şöyle açıklıyor: Topluluk ekonomisi, savaş ekonomisi ve açık ekonomi.

Topluluk Ekonomisi

Ekonomik projemiz politik projemiz ile aynıdır. Biz bunu “topluluk ekonomisi” olarak adlandırıyoruz. Toplumun bütün kesimleri katılıyor ve kooperatiflere dayalı. Bütün farklı sektörlerde kooperatifler inşa etmeye başladık. Ticaret kooperatiflerimiz, şirket kooperatiflerimiz, inşaat kooperatiflerimiz var. Kooperatifler ekonomimizin örgütsel modelini oluşturuyor. Amacımız kendinden yeterli bir ekonomi. Eğer sadece ekmek varsa hepimizin bu ekmekte bir payı olacak. Kooperatiflerimizin temel ilkesi budur.

Son iki yılda bu ekonomiyi geliştirmeye çalıştık. Devrimden önce kültür farklıydı. Şimdi kooperatif zihniyetini teşvik eden akademisyenlerimiz var. Toplumu bu tarz bir sistemin daha iyi olduğuna ikna etmek için seminerler ve oturumlar düzenledik. Şu anda katılım iyi düzeyde.

Buradaki temel ekonomik faaliyet tarım. Doğal olarak kooperatiflerin çoğu tarımda yoğunlaşıyor. Bu bizim topluluk ekonomimiz. Diğer kantonlar da aynı yönde işliyor.

Her üç kantonda da kuşatıldığımızı, ambargo altında olduğumuzu belirteyim. Rojava doğal kaynaklar ve tarım açısından zengin ama hiçbir altyapı yatırımı alamıyoruz. Buraya hiçbir uluslararası yatırım yok. Uluslararası düzlemde Rojava tanınmıyor, Rojava yok. Eğer Rojava’da gelişmek istiyorsak her şeyi kendimiz inşa etmeliyiz.

Bu devrimci süreçte tarım ekonomisini geliştirmek ve topraklarını işlemeye devam edebilmeleri için köylülere tohum sağlayan şirketler oluşturduk. Ayrıca, tarım makinaları için mazot tedarik ettik.

Petrolü rafine eden, mazot ve diğer petrol ürünlerini üreten şirketler kurduk. Aslında mazot üretmek su üretmekten daha ucuz. Suyun yarım litresinin maliyeti 25 sent iken mazotun 1 litresi 25 sente mal oluyor. Su akaryakıttan iki kat daha pahalı. Cizîrê kantonunda binlerce petrol sahamız var. Fakat şu anda sadece 200 tanesi aktif çünkü akaryakıtı gönderecek yer bulamıyoruz. Ambargo altındayız, dış dünya ile ticaret yapamıyoruz. Petrolü burada Cizîrê’de sadece kendi kullanımımız için çıkarıyoruz.

Bazı petrol sahaları IŞİD’in kontrolünde, bir Emir 5-6 petrol sahasına sahip. IŞİD petrolünü Türkiye’ye satabiliyor. Türk tarafı ile bağlantıları var ve Türkiye ile ticaret yapıyorlar. Diğer taraftan bizim binlerce petrol sahamız var ama Suriye’nin geri kalanının kullanımı için bile petrol tedarik edemiyoruz. Sadece kendi kullanımımız ve gelirimiz için petrol çıkarıyoruz.

Ayrıca, altyapıyı geliştirmek ve asfalt yol inşa etmek üzere şirketler kurduk. Bütün bu şirketler yereldir, dışarıdan hiçbir yardım almadık.

Savaş Ekonomisi

Rojava ekonomisinin ikinci büyük parçası savaş ekonomisi. Demokratik özyönetim altında, bütçenin %70’i savunmaya (YPG, YPJ ve Asayiş için) harcandı. Savaşın bize her yıl 20 milyon dolar maliyeti oluyor. Silahların hepsini satın alıyoruz ve silahlar oldukça pahalı. Giysilere ve yiyeceğe ihtiyacı olan bir ordumuz var. Orduyu finanse etme ihtiyacı, bizi savaş ekonomisini merkezileştirmeye zorluyor. Aksi halde savaşçıların bu koşullarda yaşaması imkansız olacak.

Bütçenin geri kalanı özyönetim tarafından kamu hizmetleri sağlamak ve kendisini finanse etmek üzere kullanılıyor. Özyönetim Rojava’daki bütün okulların masraflarını karşılıyor. Okullara mazot veriyoruz. Devrimden önce okulların masraflarını rejim karşılıyordu ama artık bizim sorumluluğumuzda. Binaların ısınma masraflarını finanse ediyoruz.

Ekmeğin finansmanını biz sağlıyoruz. Her aile günde üç ekmek alabilir (mayalı yassı ekmek ed. notu). Ekmeğin tanesi 100 Suriye lirasına mal oluyor ve biz halka bunu 60 Suriye lirasına veriyoruz. Bunu finanse etmemiz gerekiyor. Sadece nüfusa ekmek sağlamak için bir ayda 20 milyon Suriye lirası zarar ediyoruz.

Açık Ekonomi

Cizîrê/Rojava’daki ekonomi, hayati bir temelde işliyor. Diğer kantonlar, Afrîn ve Kobanî Cizîrê’nin varlıklarına bağlı. Bizim ekonomimiz diğerleri için hayati öneme sahip.

Özyönetimin ve kamu hizmetlerinin bütün masraflarını biz ödüyoruz.

Yatırım yapmak için üretim fazlamız yok. Ekonomimizi geliştirmek için gerekli araçlardan yoksunuz. Diğer bölgelere yatırım yapmak için buna ihtiyacımız var ama yapamıyoruz. Herkesin iş bulma olanağına sahip olduğu, profesyonellerin meslek sahibi olacağı bir ortam yaratamıyoruz çünkü şirketleri yaratacak araçlardan yoksunuz.

Sadece topluluk ekonomisi gelirine sahibiz. Masraflar savaş yüzünden büyüyor ve finanse etmemiz gereken özyönetim idaresinin artık çok daha fazla üyesi var.

Eğer dış dünyaya açılacak kapımız olmazsa, ekonomimiz aynı kalacak ve herhangi bir gelişme olmayacak. Dış yatırıma ihtiyacımız var. Bunu organize etmek için hükümet “açık ekonomi” adında bir yasa yaptı. Bu yasayla herhangi bir dış yatırımcının ekonomimize saygı duyması gerekiyor.

Fakat herhangi bir gelişme yok. Kobanî’deki direniş tüm dünyada tartışıldı ama Rojava resmi anlamda yok. Burada faaliyet göstermek isteyen uluslararası kuruluşlara Şam ya da KBY (Kürdistan Bölgesel Yönetimi) üzerinden erişmek zorunda olduklarını söyleniyor.

Bize karşı politik bir ambargo var. Türk devleti burada olan hiçbir şeyi iyi görmüyor. Türkiye ile sınırımız 900 km uzunluğunda. Afrîn’de bir sınır kapısı var ama kapalı. Kobanî’de bir geçiş ve Cizîrê’de 3 geçiş var. Hepsi resmi olarak kapalı.

El Nusra Serê Kaniyê’yi işgal ederken (2012-2013), sınır kapısı açıktı. Fakat El Nusra buradan sürüldükten sonra, Türk yetkililer sınır kapısını beton bir duvar ile kapattı. Türkiye sınırının açılmasına ihtiyacımız var. Böylelikle, bütün kantonlarımızın dış dünyaya erişimi sağlanmış olur. Suriye içerisinde komşumuz IŞİD; Irak ile sadece küçük bir sınır komşuluğumuz var. Üç ay önce IŞİD Sincar Dağı’nı işgal ettiğinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi isteksizce sınır kapısını açmıştı. Şu anda sadece Semalka’da Irak ile bir sınır kapımız açık. Güney Kürdistan’da, KBY’de kardeş dediklerimiz sınırlarını sadece kendi çıkarları için açıyorlar. Eğer çıkarlarına hizmet etmezse, sınırı kapatabilirler.

Durumu uluslararası olarak değiştirmeye, uluslararası olarak tanınmaya, Türkiye’nin sınırını açması için zorlanmasına ihtiyacımız var. [7]

Rojava Anayasası

Rojava Anayasası'nın giriş bölümü şöyledir:

"Rojava Toplumsal Sözleşmesi

Din, dil, ırk, inanç, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı, eşit ve ekolojik bir toplumda adalet, özgürlük ve demokrasinin tesisi için. Demokratik toplum bileşenlerinin siyasi-ahlaki yapısıyla birlikte çoğulcu, özgün ve ortak yaşam değerlerine kavuşması için. Kadın haklarına saygı ve çocuk ile kadınların haklarının kökleşmesi için. Savunma, özsavunma, inançlara özgürlük ve saygı için. Bizler demokratik özerk bölgelerin halkları; Kürtler, Araplar, Süryaniler (Asuri ve Arami), Türkmenler ve Çeçenler olarak bu sözleşmeyi kabul ediyoruz.

Demokratik Özerk Bölge Yönetimleri; ulus-devleti, askeri ve dini devlet anlayışını, aynı zamanda merkezi yönetimi ve iktidarı kabul etmez.

Demokratik Özerk Bölge Yönetimleri; bütün etnik, toplumsal, kültürel ve ulusal oluşumların kendilerini kurumları aracılığıyla ifade etmeleri için toplumsal mutabakata, demokrasiye ve çoğulculuğa açıktır. Demokratik Özerk Bölge Yönetimleri; ulusal ve uluslararası barışa, Suriye’nin sınırlarına ve insan haklarına saygılıdır.

Toplumsal Sözleşme’nin oluşması, demokratik toplumun inşasının aracı ve toplumsal adaletin güvencesi olan Demokratik Özerkliğin tesisi ve bilimsel bir toplumun inşası için; Demokratik Özerk Yönetimler’deki Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin, Ermenilerin ve Çeçenlerin istemleri ile Suriye’nin diğer halklarının istemleri demokratik bir Suriye ve Demokratik Özerk Yönetimler’in siyasi-toplumsal bir sistem olmasında birleşti. Bu amaçlar ve böyle bir yönetim için bu sözleşme kabul edilmiştir. [8]

Rojava Devrimi Ve Kadın

Mala Jin-Kadın Evleri

Rojava Devrimi için Avukat Dayanışması’nın Rojava’da ki ekonomik yaşama dair izlenimleri şöyle: Kadın özgürleşmesini devriminin temel noktası olarak kabul eden Rojava devrimi ile birlikte kadına yönelik şiddet, cinayet, taciz ve tecavüz vakaları, kadınların öz örgütlülükleri tarafından aktif bir şekilde takip edilmekte, hatta bu fiillere ilişkin yargısal süreçlerde kadın örgütleri adeta bir avukat gibi mahkemelerde kadın davalarını takip etmektedir. Yine devrimle birlikte erken evlendirme ve çok eşlilik de yasaklanmıştır. Yekitiya Star’ı Rojava Kadın Hareketi’nin çatısı olarak tanımlayabiliriz. Yaşamın her alanında kadının öz örgütlülüğünü amaçlayan sistemde, kadınlar eşit düzey, eşit temsil ilkesi üzerinden karma çalışma içinde bulunuyorlar. Bunun yanında her karma çalışma alanına ilişkin kendi öz örgütlülüklerini de inşa edebiliyorlar. Rojava Kadın Hareketi açısından “mala jin” ler yani kadın evleri önemli bir alan. Mala Jin’ler Rojava’da kadınları şiddete karşı koruyan ve kadından yana çözüm ve adalet sağlayan en önemli kurumlardan biri. Mala Jin’ler toplumsal eşitsizlik ile kadınların maruz kaldığı şiddeti önlemeyi amaçlayan çalışmaları yürütüyor. Bu itibarla Mala Jin’leri Rojava Kadın Devrimi’nin en önemli kazanımlarından biri olarak nitelendirebiliriz. Rojava devriminin 3 yılında kadınlar direnişin her alanında yer aldı. Büyük fedakarlıklar ve büyük başarılara imza atarak, dünya kadınlarına esin kaynağı oldu. [5]

Rojava devrimiyle kadınlar mücadele düzeylerini yükseltti. Demokratik, örgütsel, diplomatik, siyasi ve kültürel açılardan erkek egemenlikli zihniyete karşı çalışmalarını daha da büyüterek geliştirdi.

Kadınların Yektiya Star öncülüğünde Rojava’nın her yerinde komünler açtı. Kadınlar çalışmalarını örgütlemek için tüm komünlerde komitelerini oluşturdu. Meclisler açtı.

Yine Yekîtiya Star öncülüğünde örgütlülüklerini geniş bir şekilde Rojava’nın her alanına yaydı.Siyasi, düşünsel, öz savunma ve örgütsel tüm çalışmalardaki Rojava kadın mücadelesi kadınların birliğini daha da güçlendirdi. Yekîtiya Star kadınların bilinç düzeyini daha da güçlendirmek adına Rojava’nın her yerinde eğitim alanları oluşturdu.

Kadınlar özgür bir yaşamın inşası için devrim mücadelesinde komünler aracılığıyla tüm çalışmalar seferberlik ruhuyla katıldı. Kadına şittet, , öldürülme, intihar, tüm işkence yöntemlerine ve kadın ticareti gibi konulara karşı çalışmalarını daha da arttırdı.

Siyasal ve ahlaki bir toplumun oluşturulması için özel yetiştirilmiş kadrolar ve kadınların mücadelesini yürütmek için Yekîtiya Star Rojavanın birçok yerinde kadın akademileri açtı. Akademilerin açılışından buyana birçok kadınlar birçok eğitimden geçti ve hala eğitimler verilmekte.

Suriyeli tüm olumlardan oluşan kadınlar Kür kadınlarının Rojava devrimi içerisindeki mücadelesinde çok etkilendi. Kürt kadınları Yekîtiya Star öncülüğünde Suriyeli kadınların birliği için ilk “Çiqas cudahiya netewî, olî û nijadî hebe jî jin yek in”, “Ne kadar farklı ulus, inanç olsa da kadınlar birdir” adıyla Suriyeli kadınların insiyatifini geliştirdi. Eylem ve örgütlenme çalışmalarını toplumun her alanında ve Rojava’daki tüm oluşumlar arasında geliştirdi.

Rojava Demokratik Özerklik Yönetim sistemlerinde de kadınlar, bir iktidar aracı olmanın ötesinde güvenlik ve öz savunma alanında önemli adımlar attı. Özellikle de YPJ’nin kurulmasından sonra bu güç, toplumun savunulması için önemli rol oynadı.

Kadınlar, Rojava’da savunma sistemlerini kurarak, kadına yönelik şiddetin önüne geçti. Aynı zamanda da DAIŞ çetelerinin kırılmasında da önemli rol oynadı.

Rojava’nın her üç kantonunda demokratik özerk yönetimlerin ilanından sonra kadınlar yönetimin tüm kurumlarında yerlerini aktif bir şekilde aldı ve bu sistemin yürütülmesinde rol sahibi oldu.

Eşbaşkanlık sistemi de yönetimin tüm kurumlarında uygulandı. Kürt kadınlarının Rojava’da DAIŞ çetelerine karşı verdiği mücadele ise tüm korku duvarlarını yerle bir etti. Egemen sistemin kadınlar üzerinde inşa ettiği trajik politikalarını da Rojava kadınları, DAIŞ çetelerine karşı gösterdikleri efsanevi kahramanlıklarla değiştirdi.

Kadınlar tüm zincirlerini kırarak, zulüm ve zorbalığa karşı mücadele ettiler. Kadınlar, YPJ saflarında tarihte örneğine rastlanmayacak bir mücadeleyle toplumsal değerleri ve kadınları savunurken şehit düştü. Bu mücadeleyle tüm dünya kadınlarının özgürlüğü için aydınlatıcı rol oynadılar.

Örneğin efsanevi direnişçi Arîn Mîrkan, DAIŞ çetelerinin barbarlığına karşı fedai bir eylem gerçekleştirerek, onlarca çeteciyi öldürdü.

Kürt kadınları 19 Temmuz Devrimi’nden sonra kadın mücadelesinde yeni bir sayfa açtı ve insanlık değerlerini savunma hamlelerini sürdürüyor. [9]

YPG'ye katılan yabancı savaşçılardan bir grup

YPG-YPJ ve Özsavunma Güçleri

Kürt halkı kent ve bölgelerden Baas rejimini temizleyip özgürleştirdikten sonra, Baas rejimi, Türkiye ve Suriye’nin ırkçı şovenist muhalefeti ve halk yönetimini benimsemeyen bazı Kürt çevreleri gibi plan ve hesaplar peşine düştü. Bundan sonra Rojava bölgelerine yönelik saldırılar gelişmeye başladı.

YPG Baas rejimiyle ve zihniyeti rejimle aynı olan birçok silahlı grupla çatıştı. Türkiye'nin tetikçi, taşeronlarıyla birebir çatışmalar içine girdi. YPG Halep’in Şêxmeqsûd mahallesinde rejim askerlerine, silahlı muhalif gruplarına ve son olarak çetelere karşı direndi. YPG Efrîn’de de Cebhet El-Nusra çetesi ve ona bağlı bazı gruplarla çatıştı.

Kobanê Kantonu’nda YPG/YPJ güçleri barbar çetelerin 15 Eylül 2014 saldırılarını görkemli bir direnişle boşa çıkardı.

YPG/YPJ’nin direniş sadece Rojava Kürdistanı ile sınırlı kalmadı. DAİŞ, 3 Ağustos 2014 tarihnde Şengal’e saldırınca, KDP Pêşmergeleri kaçtı ve sivil yurttaşlar, DAİŞ’in vahşeti ile yüzyüze kaldı. Bu kez yönlerini Şengal’e çeviren YPG/YPJ güçleri Şengal ile Rojava arasında bir koridor açarak Êzidîleri daha büyük bir katliamdan kurtardı.

19 Şubat tarihinde de Marksist-Leninist-komünist Parti (MLKP) Rojava’da ilk taburunu Şehit Serkan Taburu ismiyle ilan etti. Daha sonra da onlarca genç dünyanın değişik yerlerinden gelerek bu tabura katıldı ve bazıları da Rojava direnişinde şehit düştü.

YPG/YPJ güçleri Cizîre Kantonunda büyük bir direnişle başta DAIŞ ve Cebhet El-Nusra çetelerine karşı Girkê Legê ve Serêkaniyê’de kentlerinde karşılık verdi.

Kobanê kent merkezi 26 Ocak 2015’te kurtarıldı. Şubat ayında Cizîr Kantonunda Til Hemîs ve Til Berak kasabaları özgürleştirildi. Daha sonra 6 Mayıs’ta başlayan Komutan Rubar Qamişlo Hamlesiyle çeteler için stratejik öneme sahip birçok merkezi bir bir özgürleştirilmeye başladı. Önce Aliya, Kezwan dağı, Mebrûka, Silûk kasabaları, Girê Sipî ve Eny İsa kasabası özgürleştirildi.

Tarihler 15 Haziran’ı gösterdiğinde de YPG/YPJ savaşçıları Burkan El Firat güçleri ile koalisyon güçlerinin desteği ile Girê Spî’yi özgürleştirdi. Ardından da Eyn Îsa (Bozan) kasabası özgürleştirildi. Girê Spî’nin özgürleştirilmesiyle AKP hükümetinin DAİŞ’e destek yolu kesilmiş oldu. Bunun üzerine AKP’nin medyası YPG’ye karşı bir karalama operasyonuna girişti.

YPG’nin elde ettiği askeri başarılar neticesinde, Rojava kentlerinde de güvenlik güçlerine ihtiyaç vardı. Bu temelde 24 Temmuz 2012’de Asayiş güçlerinin ilanı yapıldı. Asayiş güçleri sayesinde halk daha huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşadıkları alanlarda hareket edebildi. Barbar çetelerin intihar saldırılarının önüne geçildi. Yine Asayiş akademileri açıldı ve binlerce kişi bu eğitimlerden geçti.

2015 yılında Rojavalılar Komünlerini oluşturunca bu komünlere bağlı savunma komitelerine balı Öz Savunma Gücü oluşturuldu. Öz savunma gücü köy ve mahallelerin savunmasında görev üstlendi. Olağanüstü durularda YPG ve Asayiş güçleri ile birlikte görev üstlendi. Diğer yandan Arap asılı Şemer aşiretinin gücü YPG bünyesinde El-Senadîd ismiyle yer aldı. Surüyani, Asuri ve Keldanilerden oluşan Süryani Askeri Meclisi YPG şemsiyesi altında oluşturuldu. Sutoro güçleri de Asayiş güçlerine bağlı olarak oluşturuldu. [10]

Asayiş Güçleri

19 Temmuz Devrimi’nden sonra Rojava’da özerk yönetimlerin ilanı yapıldı. Şehir için güvenliğin sağlanması, halkın mal ve mülkünün korunması için de Asayiş Güçleri’nin kurulmasına gerek vardı. Asayiş Güçleri’nin kuruluşunun ilanı resmi olarak 24 Temmuz 2012 tarihinde gerçekleşti. Rojava’nın birçok yerinde kontrol noktaları kuran Asayiş Güçleri, kent içi güvenliğin birinci dereceden sorumlusu oldu. Kent güvenliğinden sorumlu olan Asayiş Güçleri, aynı zamanda bölgenin çetelerden temizlenmesi operasyonlarına da katılarak birçok yerde de şehitler verdi. Asayiş Güçleri bölgedeki kaçakçılık ve esrara karşı da etkil operasyonlar düzenledi. [11]

Özsavunma Güçleri

Demokratik Özerk Yönetim’e bağlı Savunma Bakanlığı, bölgenin savunması için özsavunma kanunu çıkardı. Yasa, 21 Temmuz 2014’te Yasama Meclisi tarafından onaylandı. Yasaya göre yaşı 18 ile 30 arasında olan her genç, Özsavunma Güçeleri’ne katılacak ve 6 ay askerlik yapacak. Yasanın çıkmasıyla birçok genç Özsavunma merkezlerine akın ederek, görevlerini yerine getirmek için isimlerini yazdırdı. Cizîrê Kantonu’nda şimdiye kadar başlayan 7 askeri devrede Kürt, Arap ve Süryani gençeler görevlerini yerine getiriyor. Efrîn’de de kabul edilen yasa, birinci devresini başlattı. DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı aktif bir mücadele yürüten Özsavunma Güçleri’nde onlarcası da görevlerini yerine gerirken şehit düştü. [7]

Meşru Savunma Güçleri

2015 yılının başında itibaren Rojava halkları; toplumsal, hizmet, ekonomi, kadın, gençlik ve meşru savunma esaslı bir örgütlenme atağı başlattı ve köyler ile mahallelerde komünler kurdu. Komünlerin kurulmasından sonra savunma komiteleri kurularak, bölgelerinin ösavunmasını üstlendi. Bu komünlerin üyeleri daha sonra bir araya gelerek Meşru Savunma Güçleri’ni kurdu. Örneğin Qamişlo’daki komünlerin üyeleri bir araya gelerek, kendilerine bir yönetim belirledi ve çalışmalarını sistematikleştirdi. Kent içerisinde nobilize bir şekilde de hareket eden bu güçler, olağanüstü durumlarda Asayiş Güçleri’ne de destek veriyor. Çetelerin saldırılarında da bu güçler cephe gerisindeki yerlerini alarak savunmaya destek oldu. [7]

Birleşik Özgürlük Güçleri

B8WiUcJIcAAIdOD-2ym6a2lztdod6s6vpei2oa.jpg

Birleşik Özgürlük Gücü (BÖG), 6-8 Ekim arasında gerçekleşen Kobanê eylemleri'nden sonra Kobanê’ye geçen ve kuruluşunu Kobanê’de ilan eden, islamcı örgütler ile savaşan ve tamamı Türkiyeli sosyalistlerden oluşan direniş grubu. Grup Türkiye'de ki bir çok sosyalist örgüt üyesini içinde barındırmaktadır.

Kobanê’de kurulduğunu söyleyen BÖG üyeleri BÖG'ü şu sözlerle açıklamışlardır;

BÖG’ü oluşturan güçler Necdet Adalı, Talat Türkoğlu ve Tamer Arda’nın devamcılarıdır. Bu devamcılar ilk kez Kürdistan topraklarında değiller. 80 darbesinde idam edilen Necdet Adalı’nın son sözleri, ‘Kahrolsun sömürgecilik, yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği’ olmuştur. Şimdi de tarihsel görevimizi yerine getirmek, buradaki devrimi savunmak ve bu devrimi öğrenmek için buradayız. Birçok alanda görev aldık. Kobani kantonunun kurtuluşu için YPG ve halkla beraber mücadele verdik. Şu anda sadece Kobani’de varız. Ancak yakında güçlerimiz Şengal ve Cezire bölgesine de yayılacak."[12]

Kobane zaferini ve Rojava devrimini selamlayan BÖG şunları söylemiştir:

Yenilmez denilen tecavüz, katliam ve uyuşturucu mangasına dönüşen çetelere karşı “No Passaran” (geçit yok) diye haykıran tüm güçlerin zaferi kutlu olsun! Kobane direnişi tüm ezilen halklara umut olsun! Kobane zaferi ile birlikte yeni bir güne uyanan Ortadoğu halklarının yazgısı geri döndürülemez bir biçimde değişti. IŞİD (DAİŞ) çetelerinin karanlık saldırı dalgasına karşı devrimci, demokratik zeminde direnen Rojava devrimi, Kobane zaferi ile birlikte bugün çok daha sağlam temellere sahip, çok daha güçlü, çok daha yenilmez… Daha önce de ilan ettiğimiz gibi Kobane, 21. yüzyılın Paris Komünüdür! Stalingrad’tır, Filistin topraklarıdır. Kobane zaferi Ortadoğu devriminin kalbidir. İşte bu nedenle boğulmaya çalışılan yalnızca Kobane halkı değildir! Aynı zamanda halkların değerleridir, Rojava devriminin kazanımlarıdır. Devrimci, demokratik zeminidir!... IŞİD (DAİŞ) çetelerinin saldırılarına karşı Rojava devriminin kazanımlarına sahip çıkanlar, aynı zamanda savaşın başından bu yana çetelere açık destek veren, lojistik sağlayan, onların arka bahçesi olan AKP iktidarına da ağır bir yenilgi yaşattı. “Kobane düştü, düşüyor” temennisiyle hareket eden AKP, şimdilerde uğradığı hezimeti “büyük boy bayrak”, “stratejik derinliğiyle” atlatmaya çalışıyor. Kobane zaferinin geri döndürülemez kazanımları, bugün AKP iktidarının hüsranına dönüşmüştür... [13]

Dünyanın Rojava Devrimine Bakışındaki Değişim

Kürt halkının askeri açıdan elde ettiği başar bölgede güçlerde değişime yol açtı. Kürt halkına düşmanlık edenlerin Rojava’ya yönelik siyasi çizgilerini değiştirmek zorunda kaldı. Kürt halkının temsilcileri resmi bir şekilde ilk olarak Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından 2013 yılında Moskova’ya davet edildi. Aynı yıl Kasım ayında Suriye’nin genel durumunu tartışmak üzere Rojava Halk Meclisi temsilcileri uluslararası temsilciler El-Exzer El-Îbrahîmî ile bir araya geldi. 2013’ün Temmuz ayında PYD Eş başkanı Salih Muslim Türkiye Dışişleri bakanlığı tarafından davet edildi. Ağustos ayenda ise, PYD Eş başkanı Asya Abdullah Ankara’da Türk yetkilerle bir araya geldi.

Diplomatik görüşmeler bu çevrelerle kısıtlanmadı. Daha sonra Demokratik Özerklik Yönerimi 21 Ocak 2014’te Rojava’da ilan edildi. Yönetim temsilcileri ve yetkilileri Avrupa’da birçok görüşme devlet yetkilileri ile gerçekleştirdi. Parti ve siyasi şahsiyetlerle bir araya geldi. Birçok konferans düzenlendi ve bunlara katılım sergilendi. Kahire Konferansı da onlardan biri.

Demokratik Özerklik Yönetimi yaptığı bu ziyaretlerde Demokratik Özerkliği tanıttı. Rojava’daki halkların kazanımları ve yaşamsal durumları anlattı. Bu görüşmelerin sonucunda birçok Avrupalı siyasetçi Rojava’ya gelerek demokratik tecrübeyi yakından inceledi. Fransa Dışişleri bakanı Robert Kouchner, Lord Hamilton ve birçok Avrupalı parlamenter Rojava’yı ziyaret etti. Halk devrimini yakından inceledi.

Tüm diplomatik başarılar sonucunda DAIŞ çetelerine karşı oluşturulan ve Amerika’nın öncülüğünü üstlendiği uluslararası koalisyon tutumunu değiştirdi. Karada çetelere karşı emsalsiz bir direniş çetelere karşı sergileyen YPG ile ortak bir mücadele geliştirdi. [5]

14964.jpg

Kültür,Bilim,Sanat ve Sinema

11 Ağustos 2013’te ilk dil ve edebiyat akademisi Şehîd Ferzat Kemenger adıyla Efrîn’de açıldı. Kürt dili eğitimiyle, bölge okullarında görev yapabilecek öğretmenler yetiştirildi. SZK ve Rojava Öğretmenler Birliği öncülüğünde 28 Ekim 2013’te ilk Dil ve Kürt Edebiyatı enstitüsü Şehîd Viyan Amara adıyla açıldı.

24 Ekim 2013’te SZK Qamişlo’da dil, tarih ve Kürt edebiyatı Celadet Bedîrxan Akademisi açıldı. Daha sonra Kobanê’de de Şehîd Viyan Amara enstitüsü açıldı.

2015 yılının başında Demokratik Ulus perspektifli birçok enstitü açıldı. Bu yönlü çalışmalar Rojava’nın her yerinde devam ediyor.

Birçok düşünce akademisi kuruldu. 29 Ağustos 2013’te Cizîr Kantonunda Nûrî Dêrsimî Bilim ve Aydınlanma Akademisi Kuruldu. Daha sonra Bilim ve Özgür Düşünce Akademisi olarak değiştirildi. Kantonda akademiye bağlı birçok şube oluştu. Birçok kişi bu akademilerden geçerek Demokratik Ulus perspektifli eğitim gördü. 4 Nisan 2013’te Qamişlo’da Mezopotamya Toplum Bilim, Hukuk ve Adalet Akademisi açıldı. Bu akademi bir devresini tamamladı. İkincisi ise devam ediyor. 24 Şubat’ta Qamişlo’da Kürdistan Stratejik Araştırma Merkezi kuruldu. Adı daha sonra Rojava Stratejik Araştırma Merkezi olarak değiştirildi.

Rojava Kürdistan’ının her ilinde Kültür ve Sanat Merkezi açıldı. Tüm oluşumlar geçmiş baskılara inat bu kurumlarda iktidar odaklarından uzak bir şekilde Kültürel gelişimlerini sağlıyor.[5]

Sinema Komünü ilan edilirken

Sinema

Rojava’da ilk film komünü 15 Temmuz 2015 tarihinde kuruldu. Sinema komünü kuruluşunda şunları söyledi:"Tüm sinemacı dostlar bilmeli ki; ‘düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı yerde sanat, estetik olmaz, olamaz.’ Özgürlüğün yaşam bulduğu bu coğrafyada sanatınızı istediğiniz bir biçimde yeniden yaratmak için artık Rojava Film Komunü var. Komunümüz Rojava dışından gelen ya da Rojava’lı sinema emekçisi dostlarımıza yardım ve dayanışma için inşa edildi. Yeni filmler, belgeseller üretmek ve üretilenleri halklarımıza sunmak için kuruldu."

“Artık sinemanın en değerli eserleri kendi dillerinde Rojava’nın tüm halklarına ulaşacak. Sinemanın basitleştirilip endüstri malzemesi yapılmasına, tüketilir, bitirilir olmasına izin vermeyeceğiz. Köy meydanlarımız, kültür-sanat merkezlerimiz, fabrika yemekhanelerimiz, sinema salonlarımız, hayatın coşkuyla aktığı sokaklarımız ise Film setlerimiz olacaktır.

Rojava Film Komunü kendi ülkelerinde kapitalist modernite tarafından esir edilmek istenen tüm dünya sanatçılarının ortak ürünüdür. Rojava Film Komunü kapitalizmin Ortadoğu’ya girmesiyle dört parçaya bölünmüş Kürt ulusunun demokratik birliğini sağlamak azmi ve kararlılığındadır.

Rojava Film Komunü tarih ve kültüründen kopmadan, yaşamı anlamak ve onu savaşarak kazanmak, var olmak ve soluklanmadan özgürlüğe koşmaktır…

Yeneceğiz, Kuracağız, Yaşatacağız..” [14]


Rojava Devrimi'nde kantonlar

Rojava'daki kantonlar

Rojava’da kanton özerk bölge yönetimleri ilan edilmiştir. Daha önce İsviçre’de de uygulanan bu sistem farklı halkların özgürlüğü, eşitliği temelinde oluşturulmuştur. [15]

Özerk yönetim bölgeleri (kantonları), halk seçilmiş kurum ve meclisler aracılığıyla kendisini yönetir. Özerk yönetim siyasi partiler, halk meclisleri, etnik ve inanç grupları temsilcilerinden oluşur. Yönetim tabandan örgütlenir. Buna göre; köy, belde, ilçe, mahalle ve kentlerde halk meclisleri ve komünleri oluşturulur. Köy meclisleri temsilcilerinden belde, beldelerin temsilcilerinden ilçeler, ilçe mahalle temsilcilerinden ise kent meclisleri oluşur. Yine kent meclislerinin içinde ayrıca siyasi partiler, etnik ve inanç grupları, kadın ve gençlik meclis ve örgütleri, sivil toplum örgütleri yer alır. Özerk sistemde her etnik ve inanç grubu ile gençlik ve kadın, yine sivil toplum örgütleri ve meslek grupları da örgütlenmelere giderek, meclisler içerisinde yer alır. Kent meclislerinin temsilcilerinden de özerk bölgelerin genel meclisleri oluşur. Aynı zamanda yasama meclisi olan özerk bölge meclisleri de bölge yönetimi (hükümet) oluşturur. Yönetim siyasi parti etnik kültürel ve dini yapıların temsil oranlarına göre belirlenir.

Dil, kültür, eğitim, inanç, etnik farklılıklar gözetilerek demokratik ilkelerin esas alındığı özerk sistemde yönetim elit bir kesimin elinde olmayıp kadın erkek eşitliğine dayalı, eş başkanlık olarak ifadesini bulur. Eşbaşkanlık sistemi ve kadın örgütlenmesi oturuncaya kadar da pozitif ayrımcılık esas alınır.

Sistemin inşasında yönetim bütün yapıların temsilcilerinden atama yoluyla oluşurken, daha sonra ise seçim ile belirlenir. Seçimlere ise, her kesim kendi adayları ile katılır.

Demokratik özerk bölgeler coğrafik, kültürel ve etnik farklılıklara göre artabilir, azalabilir. Özerk bölgeler farklı şekillerde (kanton, bölge vb) de isimlendirilebilir. Demokratik özerk yönetim kantonları bölge meclislerini seçim ile belirler. Demokrasi temelinde kurulan bütün meclisler ve yürütme organlarının temeli halktır. Bir grup ya da kişinin hegemonyasını kabul etmez. Suriye’nin, özgür, demokrat ve bağımsız bir şekilde parlamenter, çoğulcu, demokratik bir yönetim şeklini esas almasını hedefler. Demokratik Özerk yönetim bölgeleri ya da kantonları Suriye toprak bütünlüğünün bir parçasıdır Cizîre Bölgesinin yönetim merkezi de Qamişlo’dur.

Cizre kantonu ortak bölgedir. Bölge içerisinde Kürt, Arap, Süryani, Ermen, Çeçen halkları ve İslam, Hristiyan, Êzidî inancına sahip oluşumlar birbirlerine saygı çerçevesinde ortak şekilde yaşarlar.

Demokratik özerk yönetim kantonları, Yasama Meclisi, Yürütme Meclisi, Yüksek Seçim Kurulu, Yüksek Anayasa Mahkemesi Dadgiha Makzagonî a Bilind, Bölgesel Meclisler olarak sistemi yürütür. Anayasa mahkemesi önünde bütün kişi ve oluşumların görev ve hakları eşittir. Demokratik Özerk yönetimlerdeki bütün kantonlar, bölgesel işlerini kendi özgür iradeleriyle yürütme ve meclislerini kurma hakkına sahiptir.

Cizre bölgesi resmi dili Kürtçe, Arapça ve Süryanice olarak belirlenmiştir. Bunun dışında bütün oluşumların anadilleriyle eğitim görme hakkı vardır.Bu yönetim şekli Suriye Demokratik Özerklik yönetiminin örneğidir. Gelecekteki bir Suriye’nin bir parçasıdır.

Demokratik özerk yönetimi rejimin önceki ırkçı iktidarını kaldırıp zarar gören vatandaşlara yardım eder. Yekîneyên Parastina Gel (YPG), ulusal bir kurum olarak her üç kantonu Meşru savunma temelinde korumaktan sorumludur. Halkın çıkarlarına hizmet eder. Asayiş genel yönetimi, iç güvenlikten sorumludur. Demokratik özerk yönetim, uluslararası anlaşmalara göre, insan haklarını ve değerlerini belirler. Yönetimlerde en önemli değer özgürlük olarak ele alınır. Herkesin kendi dili, dini, mezhebi, inancına göre yaşama hakkı vardır. Yine herkes ekolojik toplum unsurlarına göre yaşama hakkına sahiptir. Kadınların siyasi, toplumsal, ekonomik, kültürel ve yaşamın her alanında hakkı vardır. Kanton yönetimi süresi 4 yıldır. And içtikten sonra başlar. [9]


Rojava Devrimi ve Barzani

Irak Kürdistan'ı Başkanı Mesud Barzani, Rojava Devrimi hakkında Demokratik Birlik Partisi'ne (PYD) karşı “PYD, Rojava’da devrim yaptığını iddia ediyor. Kime karşı kazanılmış bir devrim bu?” yorumunu yapmıştır. [16] Rojava Devrimi başladığı günden beri kendi ideolojisine yakın Suriye Kürt Ulusal Konseyi'ni (ENKS) destekleyen ve Rojava’ya ambargo uygulayan, PYD’yi oyun bozanlık yapmakla suçlamıştır. Barzani, yaptığı yazılı açıklamada kendi uzantısı partilerin islamcı çetelerle birlikte Rojava’da giriştiği katliamları görmezden gelerek, “PYD’nin, rejimle iş birliği yapması, Rojava’daki halkımızın geleceği için tehlikeli bir oyundur. PYD, bölgeyi kontrolü altına almakla kalmadı, diğer partilerin üyelerini de tutuklamaya ve öldürmeye başladı” iddiasında bulunmuştur. [6]

Barzani, PYD’yi Beşşar Esad yanlısı olmakla suçlamış, “PYD, Kürtleri, Kürtlere ait olmayan, bir savaşa soktu” demiş ve, Halk Koruma Birlikleri'nin (YPG) Rojava’yı savunmasına karşı çıkmıştır. [6]

Bununla birlikte Irak Kürdistanı'nda, Suriye’de Kürtlerin denetiminde bulunan Rojava bölgesi sınırına 17 kilometre uzunluğunda hendek kazılmış ve gerginliğe neden olmuştur. Rojava’nın çeşitli kentlerinden binlerce kişi protesto amacıyla sınırda peşmergelerle karşı karşıya gelmiş, bir çok kişi yaralanmıştır. [17] [18]

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Kaynakça