Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Sosyalizm

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
900px-Nuvola apps important yellow.svg.png
Dikkat! Bu maddede ciddi "kaynak eksikliği" olduğu gözlenmektedir. Olguların gerçekliğinin tartışılabilmesi için söz konusu olaylara ait kaynak gösterilmesi gerekmektedir.

Daha fazla bilgi için Nasıl yazı yazılır ve Bilimsel yazı kuralları sayfalarına göz atabilirsiniz.




Sosyalizm, veya eski adıyla iştirâkiyye (katılımcılık) ya da diğer bir anlamıyla toplumculuk, iktidar ve üretim araçlarının halk tarafından kontrol edildiği, sınıfsız ve sınırsız bir topluma ulaşmak için ara yönetim dönemidir.

Sosyalizm, devletçi bir modeldir. Kelime anlamı (Sosio: Toplum, Halk) itibariyle bakıldığında üretici gücün insan, insan emeği ve dolayısıyla toplum olduğu düşüncesinden yola çıkılarak oluşturulmuş bir sistemdir. Devletçilik prensibi mutlak olarak geçerlidir. Devlet üretime hakim güç olarak ön plana çıkar. Bu modeli savunan iktisatçılar tarafından toplumun esas alındığı iddia edilse de, yetkiyi toplum adına devlet kullandığı için, etkin güç daima devlettir. Kişiler arası eşitlik vurgusu yapılır. Kamu yararı ve toplum ön plandadır. Kolektif (topluluk olarak, kitle halinde) hareket etme ve buna uygun bir biçimde örgütlenme ve çalışma planlanır. [kaynak belirtilmeli]

İlk Komünist Parti[değiştir]

İlk Komünist Parti, Adiller Birliği olarak bilinen bir örgütlenmeden doğmuştur.

Adiller Birliği 1836’da Paris’te Alman siyasi sürgünleri tarafından kurulmuş yasa dışı bir örgüttü. Başlangıçta Babeuf’un ütopik komünizmi ile Blankizmin etkisi altındaydı. Zamanla yine Blankici bir örgüt olan Mevsimler Birliği (Societe des Saisons)’nin Alman seksiyonuna dönüşmüştü. 12 Mayıs 1839’da Mevsimler Birliği’nin başlattığı Paris ayaklanmasına o da katılmış ve bu isyanın yenilgisini takiben kendi merkezini Paris’ten Londra’ya taşımıştı. 1839 yenilgisini izleyen süreçte Adiller Birliği eskiden savunduğu Blankist (Blankist görüşler genelde komplocu diye sunulurlar) fikirlerden giderek koptu. Bu arada salt Almanlardan bileşen bir örgüt olmaktan çıkarak kendisini dünya (Avrupa) devrimini savunan uluslararası bir partiye dönüştürmeye çalıştı. Ama ağırlıkla Alman işçi sınıfı içinde faaliyet yürüttüğü bu dönemde bu kez de Weitling’in ütopik komünizminin etkisi altına girdi. [kaynak belirtilmeli]

Sonraları Marksizm adıyla bilinecek olan yeni sosyalist eğilim yaklaşık bu sıralarda doğmuştu (1845-46). Kendi tarih teorilerini ve sosyalizm anlayışlarını oluşturan Marks ve Engels, daha yakın bağlara sahip oldukları Almanya’dan başlayarak işçi hareketi içinde kendi görüşlerini egemen kılmak için çabaladılar. Bu amaçla o zamanın egemen sosyalizm anlayışlarına karşı (Blankici görüşlere ve ütopik sosyalizme/komünizme karşı) bir mücadele açtılar. [kaynak belirtilmeli]

Bu mücadele ürün vermekte gecikmedi.

Adiller Birliği’nin önderleri olan K. Schapper, Bauer, Moll ve diğerleri kendilerine yönelik eleştirilerine hak verdikleri Marks ve Engels’i Adiller Birliği’ni onların fikirleri (yeni sosyalizm anlayışı) etrafında yeniden örgütlemek üzere kendilerine katılmaya çağırdılar. Bunun üzerine Marks ve Engels 1847 yılında Blankist kökenli Adiller Birliği’ne katıldılar. Aynı yılın Haziran ve Aralık aylarında Londra’da Adiller Birliği’nin iki kongresi toplandı. Marks ve Engels’in de katıldıkları bu kongrelerde örgütün adı Komünist Partisi (Komünistler Birliği veya Komünist Lig) olarak değiştirildi ve yeni bir program ve tüzük benimsendi. [kaynak belirtilmeli]

1840’lı yıllarda ‘sosyalist’ dendiğinde daha çok kurtuluşu yukarı sınıflardan bekleyen, bu yüzden de işçi sınıfı hareketiyle bağları olmayan burjuva karekterde akımlar (en başta İngiltere’de Owenciler, Fransa’da Fourierciler vd. gibi ütopyacı olarak tanımlanan ilk sosyalistller ve Prudoncular) akla geliyordu. Marks ve Engels ise, sosyalizm hedefine ulaşmak için sınıf mücadelesi fikrini savunuyor, “işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır” diyorlardı. Kendilerine sosyalist demeleri, onları bu aynı adla bilinen kendi zamanlarının diğer sosyalist eğilimlerinden ayırt edemeyecekti. Bu nedenledir ki, ‘komünist’ adını tercih ettiler. Çünkü 1840’larda ‘komünist’ adı , özellikle Fransa’daki Blankistler örneğinde görüldüğü gibi, işçi karekteri taşıyan, yani sosyalizm ile işçi hareketi arasındaki bağı içgüdüsel de olsa yakalamış olan parti ve eğilimleri tanımlıyordu (Bk. Engels, Komünist Manifesto’nun 1888 tarihli İngilizce baskısına önsöz). Böylece Marks ve Engels kendi partilerini ve bu partinin programını ‘komünist’ olarak adlandırdılar. [kaynak belirtilmeli] (Bakınız: Komünist Birliği)

Komünizmin İlkeleri, Engels tarafından bu partinin programı olarak kaleme alınmıştı. Daha sonra bu programın bir manifesto tarzında yazılması kararlaştırıldı. Böylece 1848 yılı başında Manifesto kısa adıyla bilinen ünlü program ortaya çıktı. Bu eserin orijinal adı aslında ‘Komünist Parti Manifestosu’dur ki, bu başlıkta adı geçen parti az evvel işaret ettiğimiz gibi Blankist Adiller Birliği’nden çıkmadır. Eski ‘yarı-komplocu’ tüzük de bırakılmış ve onun yerine Marx-Engels’in örgütsel fikirlerine (komplocu ve otoriter özlemlere karşı örgütsel bir önlem olarak parti-içi demokrasi, yani tüm kurulların ve görevlilerin seçimle belirlenmesi ve kendilerini seçenler tarafından her an görevden geri alınabilmeleri, barışçıl/olağan dönemlerde partinin esas olarak bir propaganda örgütü olması) dayalı yeni bir tüzük benimsenmişti. [kaynak belirtilmeli]

Bu partinin en güçlü olduğu ülke Almanya idi. Almanya’daki esas merkezleri ise Köln, Frankfurt, Berlin ve Hamburg şehirleriydi. Komünist Partisi, Avrupa çapında bir uluslararası örgütlenme olmayı amaçlıyordu. Engels onu bazen işçi sınıflarının uluslararası hareketinin ilk/birinci biçimi olarak (Birinci Enternayonal’i ‘ikinci biçim’ sayar) nitelerse de, sadece göçmen Alman işçilerinin ve Alman işçi derneklerinin bulunduğu ükelerde (İngiltere, Fransa, Belçika, İsviçre, vd.) taraftar bulabilen bu parti, başlangıçta amaçlandığı gibi uluslararası bir örgütlenme olamamış, pratikte bir Alman partisi olarak kalmıştı. [kaynak belirtilmeli]

Nitekim Marx ve Engels de, ondan daha çok ‘Alman Komünist Partisi’ diye sözederler.

Engels’e göre Almanya’daki ilk komünist parti olarak bu partinin yeni doğmakta olan Alman işçi hareketine büyük katkısı olmuştur. Sonuç olarak bu ilk Komünist Partisi bir Alman partisi olmaktan kurtulamadı ve çok geçmeden dağıldı.

Genel olarak komünist partilerin amblerin amblemleri orak-çekiç-kızıl yıldız şeklindedir. Oraç çiftçileri ve köylüleri, çekiç işçileri Kızıl yıldız ise kurtuluş yolu olan komünizmi simgeler. [1] [2]

Sosyalizm'in temel prensipleri[değiştir]

Devletin, ticari amaçlı üretim araçlarına (fabrikalara, tarım arazilerine, hayvan çiftliklerine) ve temel tamamlayıcı kurumlarına (bankalar, kooperatifler) mutlak egemen ve sahip olmasıdır. Özel teşebbüs, üretim araçlarına sahip olamaz. Devlet toplum adına tüm piyasayı kontrolü altında tutar. Serbest Piyasa Ekonomisi geçerli değildir. Bunun yerine Merkezi Planlama esastır. Bir yıl içinde tüm ülkede ne üretilip ne kadar tüketileceği önce yerel ve bölgesel olarak hesaplanır, daha sonra tek merkezde (başkentte) eş güdümlü olarak değerlendirilir ve düzeltmeler yapılır. Özetle temel prensipleri şunlardır: [kaynak belirtilmeli]

1. Üretici güç olarak emek öne çıkar.

2. Devletçi ekonomi (üretim araçlarında devlet mülkiyeti) esastır.

3. Merkezi planlama vardır.

4. Kamu Yararının (genel hukukun / kamu hukukunun) ön plana çıkması çok belirgindir.

5. Tek partili siyaset tercih edilir, çünkü burjuva siyasetinde olan siyasal yapının işçileri böldüğü görüşü savunulur.

Toplumların çeşitli sınıflardan oluştuğu gerçeği dikkate alınarak hangi sosyal sınıfın yönetime egemen olması gerektiği ve asıl üretici gücün hangi sınıf olduğu sorusundan hareket edilir. Bu yaklaşıma göre tarih, aslında sınıf mücadelelerinin toplamından ibarettir. işçi sınıfı (proleteraya)’nın egemenliği esastır, halk her yerde (fabrika, okul, çiftlik vb.) kendini yönetmek üstüne yönetim şeklini belirler. İşçi sınıfına özel bir önem verilir, çünkü emeği ile üreten ve toplumu kalkındıran sınıftır. Bankacılık sistemi etkin değildir, çünkü ihtiyaç duyulmaz. Faiz büyük oranda ortadan kalkmıştır (Bu sömürüye karşı yönüyle islami söylemlere de uyar. Çünkü İslamiyet'te de faiz haramdır).

Sosyalist sistemler değişik aşamalardan geçebilir. [kaynak belirtilmeli]

1. Önce üretim araçları devletleştirilir. Özel sektör üretimden dışlanır.

2. Yabancı sermaye dahil, tüm özel sektör kamu kurumuna dönüştürülmüştür. Özel sektöre gerek yoktur.

3. Daha sonra gayrimenkuller (evler, arsalar, araziler) devletleştirilir. Sömürüye yol açtığı için özel mülk sahibi olunamaz.

4. Devlet evleri ve arazileri yurttaşlarına kullanmaları için verir. Karşılığında kira almaz.

5. Temel hizmetler (elektrik, su, telefon, toplu taşıma, okul, sağlık) ücretsiz hale gelir, çünkü bunlar üzerinden kendini zenginleştirecek bir sınıfa izin verilmez.

6. Zaten devletleştirilmiş olan bu hizmetlerin kamu yararına ücretsiz hale kullanılır.

Tek partili rejimlerdir. (Bu partinin adı çoğu zaman sınıfsız topluma gidecek komünist toplumu hedeflediğinden “Komünist Parti” dir (SSCB gibi). Ama değişik isimler de kullanılabilir, örneğin “Sosyalist Parti” , "İşçi Partisi" (Kuzey Kore gibi) veya "Emek Partisi" (Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti gibi). Devlet ve parti örgütü ayrı ayrı iki koldan en küçük yerleşim birimlerine kadar indirilmiştir ve yönetime üretici güçler nezdinde katılımcılık vardır. [kaynak belirtilmeli]

Burjuva sistemlerinin iddia ettiği olumsuz yönleri[değiştir]

1. Baskıcı ve antidemokratik uygulamalar bulunduğu iddiası.

Burjuva sistemlerinde parasal güç kadar "güçlü" birey vardır. Dolayısıyla sosyalist sistemler tarafından da burjuva sistemleri antidemokratik olarak mahkum edilirler.

2. Dine yönelik uygulamalar olduğu iddiası.

Sosyalist toplumlarda din doğrudan karşıya alınmaktan ziyade, egemen sınıfın bir sömürü aracı haline getirildiği ölçüde karşıya alınmıştır. Burjuva sistemleri bunu "Komünist sistemler din olgusuna karşılar" şeklinde çarpıtıp, din ile sömürmeye devam etmeye çalışmışlardır. Oysa sosyalist toplumlardaki egemen görüş "Din olgusunun egemenlerin elinden alındıktan sonra tarihsel olarak incelenmesi" gerektiğidir.

3. İçe kapalı ekonomiler sebebiyle bilimin gelişmediği iddiası.

Emperyalist saldırganlık ve ekonomik ablukaların unutulduğu bir iddiadır. Sovyetler Birliği'nin bilimi kullanarak kendi imkanlarıyla uzaya çıkması ve bir çok alanda bilimsel keşifler yapması, bu iddiaya cevap niteliğindedir. [kaynak belirtilmeli]

Ütopik sosyalizm[değiştir]

Marx ve Engels, sosyalizmi ütopik tasarılar olmaktan çıkarıp, kurduğu tarih biliminin gösterdiği öncüllerle, sınıfsız bir topluma ulaşmanın "köprüsü" olarak açıklamıştır. Marx ve Engels'in bu yöntemi Bilimsel Sosyalizm anılmaktadır. Ütopik sosyalizm tanımı günümüzde bilim-dışı olarak nitelendirilmekte ve küçümsenmektedir. [3] [4]

Hakkında[değiştir]

Ütopik sosyalizm, Marks ve Engels'ten önce kapitalizmi eleştirmiş humanist entellektüeller için kullanılmış bir kavramdır. En önemli ütopik sosyalistler Saint-Simon, Charles Fourier ve Robert Owen'dır. Kapitalizme karşı alternatif yaşam alanları ortaya atmalarının yanında o dönem için oldukça önemli tespitlerde bulunmuşlardır. [kaynak belirtilmeli]

Ütopik Sosyalistler[değiştir]

Bilimsel Sosyalizm[değiştir]

Kuramcıları[değiştir]

Kaynakça[değiştir]