Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Victor Jara

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Victor Jara
Victor Jara çocuklarla

Victor Jara, (d. 28 Eylül 1932, ö. 16 Eylül 1973), Şilili şarkıcı ve müzisyen Şili’de Marksist lider Salvador Allende’nin 1973 yılında askeri bir darbeyle devrilmesinden sonra ABD desteğindeki general Pinochet tarafından tutuklanarak cezaevi olarak kullanılan stadyuma getirilen, gitar çalıp şarkı söylemeye devam ettiği için önce elleri kesilen ve sonra da kurşuna dizilerek öldürülen Şilili devrimci.

Hayatı

Victor Lidio Jara Martinez 23 Eylül 1932 yılında Santiago'nun dışındaki küçük bir köy olan Loquen'de yoksul bir köylü çocuğu olarak dünyaya geliyor. Hani tabiri caizse tam bir halk çocuğu, alkolik ve annesine eziyet eden bir adamın asil çocuğu o… Jara daha küçük bir çocukken babası evi terk ediyor. Daha sonra annesinin büyük emek ve çaba sarf ederek büyüttüğü Jara'nın, şarkı söylemesinde annesinin payı büyük oluyor. Annesi de şarkı söyleyip gitar çalmış ve Şili halk müziğini oğluna öğretmiştir.

Jara, annesi öldükten sonra muhasebe eğitimini yarım bırakmış, İlahiyat okuluna gitmeye karar vermiş. Kilise korosunda müzik bilgisinin temellerini atmış. Okul bittikten sonra rahiplik yapmıyor, dine olan inancını yitiriyor ve çeşitli yerlerde ufak tefek işler yapmaya başlıyor ve kısa bir süre sonra askere gidiyor. Dönüşünde, Şili Üniversitesi'nde Tiyatro Okulu'na giriyor. Başarı göstererek oyunlar yönetmeye başlıyor, bu arada Şili Üniversitesi korosuna giriyor. Nueva Cancion (Yeni Şarkı) akımının kurucusu olan Violetta Parra ile tanışıyor ve Afrika kültürleriyle kaynaştırarak "Yeni Şarkı"yı oluşturuyor. Yeni Şarkı kısa zamanda emperyalizmin ve sömürgeciliğin karşısında bir simge haline geliyor. Bu akım o yıllarda birçok sanatçı ve aydının katıldığı, devrimci bir harekettir de ayrıca… Jara, Violeta Parra'dan çok etkileniyor, Parra Santiago'da küçük bir cafe sahibi ve geleneksel Şili halk müziği hayranı olan bir sanatçıdır, hayatı mücadele ile geçen bu kadın çok genç yaşında intihar eder. Parra'nın ölümü Jara'yı çok etkiler…[1]

Zamanla Jara'nın şarkıları halk arasında söylenmeye başlar. 1966 yılında ilk albümünü çıkartır, takip eden yıllarda tiyatroda yönetmen olarak çalışır, ancak şarkılarına ve politik hayatında gitgide daha fazla zaman harcar. Jara, 1970 seçimlerinde Şili'deki sol muhalefetin sesi Unidad Popular (Halkın Birliği) ve Salvador Allende'yi destekliyor. Victor Jara bir halk sanatçısıdır ama ülkesinde olup biten politik olaylara da seyirci kalmaz. Zamanla Şili politik dünyasına angaje olur ve bununla ilgilenmeye başlar. 1970 yılında tiyatroyu terk eder ve tamamen müziğe yoğunlaşır.[1]

Fabrikalarda, tarlalarda, okullarda dilden dile dolaşan şarkıların hüzünlü sesi Victor Jara, müziği ile ilgili açıklama yaparken, bir zamanlar yakın dostu olan Parra'ya hitaben, "Violeta Parra'dan teslim aldım bu duyguyu. Yapmakta olduğumuz şeylerin kıtasal değeri olduğuna, kitleleri sürüklediğine inanıyorum. Devrimci şarkı, devrimci güçtür. Bütün üçüncü dünya ülkelerinde sözü geçen güçlü silah" der.[1]

Victor Jara’nın öldürülmesi ve sovyet milli takımı

Faşist Pinochet’nin “stadyum katliamı”ndan kısa bir süre sonra, 21 Kasım 1973 tarihinde, Şili Ulusal Stadyumu’nda tarihin en ilginç maçlarından biri yapılacaktır. Şilili darbeciler, stadyumu kanlardan temizleyeli henüz iki hafta olmuştur. Kanla sulanmış “stadyum” bir kez daha onura ve onursuzluğa birlikte tanıklık edecektir. 1974 yılında Dünya Şampiyonası elemelerinde Şili ulusal futbol takımı Sovyetler Birliği ile karşılaşacaktır. İlk maçın golsüz sona ermesi üzerine hangi ülkenin milli takımının finale kalacağının belirlenmesi 21 Kasım’da gerçekleşecek rövanş maçına kalır. Rövanş maçı Şili’de yapılacaktır. Şili’de 11 Eylül’de gerçekleştirdikleri kanlı darbenin ardından iktidar koltuğuna oturmuş askerlerin de dayatmasıyla Şili Futbol Federasyonu, rövanş maçının Ulusal Stadyum’da oynanması için FIFA’ya başvuruda bulunur. FIFA başvuruyu kabul eder ve böylece daha kan lekelerinden yeni temizlenen Ulusal Stadyum kullanıma açılır. Binlerce insanın öldürüldüğü stadyum.. annelerin, çocukların can verdiği stadyum.. devrimcilerin kanının döküldüğü stadyum.. Victor Jara’nın ölümsüz sesinin kanla boğulmaya çalışıldığı stadyum.. O stadyumda bunların hiçbiri yaşanmamış gibi, sahada top koşturulacaktır.[2]

Sovyetler Birliği, binlerce yurtseverin işkence gördüğü Santiago Stadyumu’nda herhangi bir spor karşılaşmasına katılmayacağını bildirir ve FIFA’dan müsabakanın tarafsız bir sahaya alınmasını talep eder. 27 Ekim tarihinde Sovyet Futbol Federasyonu FIFA’ya şu telgrafı çeker:

“Şili’de faşist bir ayaklanma sonucunda yasal hükümetin devrilmiş olduğu ve ülkede kanlı bir terör ve baskı rejiminin hüküm sürdüğü herkesçe bilinmektedir. Santiago Stadyumu futbol müsabakası oynanabilecek bir mekân olmaktan çıkarılmış, Şilili yurtseverlerin işkence gördüğü bir toplama kampına dönüştürülmüştür. Sovyet sporcuları Şilili yurtseverlerin kanıyla bezenen bir stadyumda spor karşılaşmasına çıkmayı reddeder.”[2]

Bu girişim üzerine FIFA Estadio Nacional’i incelemek üzere Şili’ye bir heyet gönderir. FIFA heyeti incelemeleri sonucunda “stadyumun çimlerinin futbol oynamaya elverişli; sahanın ölçülerinin teknik standartlara uygun ve seyircilerin tribünlerinin düzenli ve temiz” olduğuna dair bir rapor verir ve Santiago Stadyumu’nda“politik tutukluya rastlanmadığını, sadece hüviyetleri tespit edilememiş olan bazı şahısların alıkonulduğu”nu belirtir.[2]

Sovyet takımı bu şartlar altında Şili’ye gitmez. Şili takımı sahaya tek başına çıkar. Tribünlerde ise yaklaşık 15 bin asker ve darbeci rejimin davetlileri yerlerini alır. Avusturyalı hakem Erich Linnemayr'ın düdüğüyle maç, saatinde başlatılır. Şilili oyuncular, paslaşarak rakip takım kalesine doğru ilerler ve boş kaleye gol atan takım kaptanı Francisco Valdes Şili'yi 1-0 öne geçirir. Dönemin kuralları gereğince, karşı takımın santra yapmaması üzerine maç sona erdirilir ve maç skoru 2-0 olarak kayda geçirilir. Şili böylece 1974 Dünya Kupası’na katılır. Protestolar arasında oynanan grup maçlarında ev sahibi Batı Almanya’ya yenilir; Doğu Almanya ve Avustralya’yla beraber kalarak kupadan elenir.[2]

Tutuklanması ve öldürülmesi

11 Eylül 1973 yılında Augusto Pinochet'in gerçekleştirdiği askeri darbe sırasında Jara, Teknik Üniversite'deki işi başında tutuklanır ve birçok yoldaşı gibi Estadio Chile'de (Şili stadyumu) işkence görür.

16 Eylül 1973… Victor Jara'nın ölümüne saatler vardır. Son şarkıyı bestelemektedir. Tutsaklar öldürülmekte, işkenceden geçirilmektedir. Birden Şili Ulusal Stadyumu'nu dolduran binlerce devrimci arasında bulunan Victor Jara, gitarıyla Unidad Popular'ın ünlü şarkısını, "Venceremos"u söylemeye başlar:

Venceremos!
Kıralım zincirlerimizi!
Venceremos!
Zulme ve yoksulluğa paydos!
Biz kazanacağız…

Stadyumda binlerce devrimcinin hep bir ağızdan eşlik edip söyledikleri bu şarkı, stadın en yüksek rütbeli gestapo subayı, Pinochet'in sağ kolu, işkenceci Albay Mario Manriguez Bravo'yu öfkelendirir. Havaya ateş emrini verir. Stadyum mermi sesleri ile inlerken şarkı hala devam etmektedir. Ateş kesildikten sonra, şarkıyı söyleyeni aramaya başlayan askerler Jara'yı bulurlar ve gitarını çalamaması için önce ellerini kırarlar. Ancak Jara, şarkıyı söylemeyi sürdürmektedir. Jara'nın katili olarak tarihe geçen "Prens" lakaplı Edwin Dimter Bianchi, Jara'nın kafasını dipçikle parçalar. Bedenini delik deşik ederler. Yetmez… Parmaklarını keserek tribünlerin önüne asarlar. Jara artık direnişin simgesi olmuştur. Elbette söylediği şarkı "Venceremos" da…

Victor Jara'nın işkence edilmiş, 44 mermiyle delik deşik edilmiş bedeni dört gün sonra Santiago Mezarlığı yakınlarında bulunur ve eşi Joan tarafından toprağa verilir…[1]

Pravda gazetesi muhabiri Vladimir Çernisev, Jara'nın son anlarını anlatıyor

“Victor Jara dudaklarında şarkıyla öldü. Onu yanından hiç ayırmadığı refakatçisiyle, gitarıyla birlikte stadyuma getirdiler. Ve şarkı söylemeye başladı. Öbür tutuklular, gardiyanların ateş açma tehdidine rağmen melodiye eşlik etmeye başladılar. Sonra bir subayın emri ile askerler Victor’un ellerini kırdılar. Artık gitar çalmıyordu, ama zayıf bir sesle şarkı söylemeyi sürdürdü. Bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astılar.”[3]

Kaynakça