Header2.png

VikiSosyalizm'den Bildirimler Alabilirsiniz!
Bunun için sağ alt köşedeki kırmızı beyaz çan sembolüne tıklayınız

Yılmaz Güney

VikiSosyalizm sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Yılmaz Güney
Yılmaz Güney'in son fotoğrafı (eşi Fatoş Güney ile birlikte)
Yılmaz Güney'in Kürt halkı hakkındaki konuşması
Yılmaz Güney'in son konuşması - Biz Kazanacağız

Yılmaz Güney (Yılmaz Pütün, 1 Nisan 1937 Adana - 9 Eylül 1984, Paris), Zaza ve Kürt sinema oyuncusu, devrimci, yönetmen, senarist ve yazardır [1]. Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes Film Festivali ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır.

VikiSosyalizm'deki Makaleleri

Sinema Öncesi Hayatı

Çocukluk yıllarında sinema salonlarında çalıştı ve sinema hayatına ilk adımı bu sayede attı. Üniversite yıllarında önce Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne gitti. Daha sonra sinema çevresine daha yakın olabilmek için okulunu bırakıp İstanbul'a geldi. Öğrenimine İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde devam etti.

Sanat Hayatına Girişi

İstanbul'a geldikten bir süre sonra Atıf Yılmaz'la tanıştı. İlk olarak asistanlığını yaptığı Atıf Yılmaz'ın "Bu Vatanın Çocukları" ve "Alageyik" filmlerinin senaryolarını yazdı. Bu filmlerde oyunculuğa da ilk adımını atmış oldu.

Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Yılmaz Güney, 1956'da yazdığı "Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri" başlıklı yazısında komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis ve sürgün cezasına mahkum olur.

İki yıl sonra tekrar kaldığı yerden devam eden Yılmaz Güney, o dönemde daha çok macera filmleri çeker. Filmlerinde ezilen, hor görülen bir "Anadolu çocuğunun" otoriteye başkaldırısı vardır. Bu dönemde Çirkin Kral lakabını alır. Bu dönemdeki en önemli yapıtı Lütfü Akad'ın yönettiği ve kendisinin yazdığı bir film olan Hudutların Kanunu'dur. Bu dönem boyunca oyunculuğunu geliştiren Yılmaz Güney, abartısız ve yalın oyunculuk anlayışı bu dönemde artık oturtmuştur.

Mahkumiyetinin ardından ilk olarak 1963 yılında Ferit Ceyhan'ın yönettiği "İkisi de Cesurdu" filmini yazdı ve başrolde kendisi oynadı. Ardından gelen yıllarda, özellikle 1965-1966'da en popüler ve verimli yıllarını yaşadı. Bu tarihler "Çirkin Kral" lakabı ile sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdığı yıllar oldu.

Özellikle 1981 yılında Şerif Gönen'in yönettiği "Yol" filmi ile yurtdışında da adını duyurdu. Film 1982 yılında Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazandı.

Cezaevine Giriş

Yılmaz Güney ilk olarak 1961 yılında hapse girdi ancak devamı da geldi. 1972 senesinde "devrimcilere yardım ve yataklık" suçuyla 2 yıl hapse mahkum oldu.

Mahkumiyetinin ardından 1974 senesinde bir film çekimi sırasında, çekimlerin yapıldığı Yumurtalık ilçesinin yargıcı Sefa Mutlu ile kavga etti. Kavgada yargıcı tabanca ile vurarak ölümüne neden oldu. Olayın davası 2 yıl sonra sonuçlandı ve Güney 1976'da 19 yıl hapse mahkum edildi.

Olayı, o dönem Güney'in asistanlığını yapan yönetmen Ali Özgentürk şu şekilde anlatmaktadır; [2]

"Gazino ağzına kadar doluydu. Bir süre sonra deniz kenarından karartı şeklinde bir adam gelerek gazinoya girdi. Sarhoş olduğu her halinden belliydi, ayakta bile doğru dürüst duramıyordu. Birdenbire 'Ulan sana Yılmaz Güney mi diyorlar. Yılmaz Güney kim?' diyerek küfür etmeye başladı. Herkes şaşırmıştı. Yılmaz adama hiç cevap vermedi. Birtakım kişiler araya girerek adamı gazinodan uzaklaştırdılar. Daha sonra ağır ceza hakimi olduğunu öğrendiğimiz bu adam, yani Sefa Mutlu, ailesiyle birlikte gazinonun az ilerisinde bir kampta kalıyormuş. Bir süre sonra yine geldi. Yine sarhoştu. Bu kez Yılmaz'ın eşiyle ilgili çok ağır bir söz söyledi. Ne olduysa işte o anda oldu. Gazino birden bire karıştı. O karışıklıkta olayın nasıl olduğunu göremedim."

Cezaevi ve Firar Yılları

Yol filmi afişi
Duvar filmi afişi

Beş yıl hapis yattıktan sonra 9 ekim 1981 tarihinde izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevi'nden yurtdışına firar etti. Yılmaz Güney'in hapisten kaçışı da filmlerini anımsatmıştır. Hapse girmeden önce çekmiş olduğu Şeytanın Oğlu filminde: bir günlük bayram izininde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikayesini anlatmıştır. Filmine benzer bir yaşantı tecrübe etmiştir. Bir günlük izin ile hapisten çıkan Güney, Antalya'nın Kaş ilçesinden Yunanistan'a bağlı Meis Adası'na, oradan da İsviçre'ye kaçmıştır. Daha sonra Fransa'ya geçer ve yaşamının geri kalanını orada geçirir [3].

Cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. Bu dönemde yazdığı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü ve yurt dışında ve yurt içinde büyük ilgi gören ve Şerif Gören tarafından Yol çekildi. Cezaevindeyken Güney Dergisi adlı bir sanat-kültür dergisi çıkardı. Yol'un kurgusunu tekrar yaptı ve Cannes Film Festivali'nde ödül aldı [4]. Yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa'da Duvar filmini çekti. Güney'in, 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı Duvar onun son filmi olmuştur.

Ölümü

Son yıllarını Paris'te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984'te yaşamını yitirdi. Paris'te bulunan Père Lachaise Mezarlığı'na gömüldü.

Ölümü üzerine Fatoş Güney'in konuşması

Kitapları

  • Boynu Bükük Öldüler (1971)
  • Ağıt
  • Arkadaş
  • Sürü
  • Salpa (1975)
  • Ölüm Beni Çağırıyor Gençlik Öyküleri
  • Acı
  • Sonsuz Bekleyiş Otuz Yılın Şiirleri
  • Yol
  • Sanık
  • Hücrem
  • Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz [16]
  • Oğluma masallar
  • Zavallılar
  • Sen ve ötekiler
  • Kayseri konuşmaları

Ayrıca Bakınız

Kaynaklar

1. İnsan, militan ve sanatçı Yılmaz Güney. Güney Filmcilik yayınları. Kendi ağzından kısa yaşam öyküsü: s. 16: "1937 yılında, Türkiye'de, bir güney şehri olan Adana'nın Yenice köyünde doğdum. Kürt asıllı, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biriyim."

2. http://www.dha.com.tr/cirkin-kralin-ciragi-yumurtalik-olayini-anlatti_211698.html

3. Güney Kronolojisi

4. IMDB - 1982